AiHM kararının yerine getirilmemesi hak ihlalidir

159
AİHM kararının yerine getirilmemesi hak ihlalidir
AİHM kararının yerine getirilmemesi hak ihlalidir. AİHM kararının yerine getirilmemesi, AİHM kararlarının icrası, bağımsız ve tarafsız mahkemelerce yargılanma, yargılamanın yenilenmesi nedenleri.

AiHM kararının yerine getirilmemesi hak ihlalidir

AiHM kararının yerine getirilmemesi hak ihlalidir. Anayasa Mahkemesi (AYM) Abdullah Altun (B. No: 2014/2894, 17/7/2018) bireysel başvurusunda AiHM kararının yerine getirilmemesi Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi. [kararın basın bültenine buradan ulaşabilirsiniz]

Başvurucunun, Devlet Güvenlik Mahkemesinin (DGM) kararıyla ömür boyu ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmişti.

Mahkumiyet kararı sonrası başvurucu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmuş, DGM heyetinde askeri bir hakimin de bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkemelerce yargılama yapılmadığını ileri sürmüştü.

İhlal kararı veren AİHM, talep edilmesi halinde yeniden yargılama yapılmasının ihlalin giderimi için uygun bir yol olacağını belirtmiştir.

Başvurucu, AİHM kararına dayanarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Ancak talebi öngörülen şartları taşımadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Başvurucunun dosyası Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesince denetlenmekte olan kararlardandır.

Başvurucu, AiHM kararının yerine getirilmemesi ve ihlal kararına dayanılarak yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemelerce yargılanma hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.

AiHM kararlarının yerine getirilmemesi /uygulanmaması ve AİHS

AiHM kararının yerine getirilmemesi / getirilmesi adil yargılanma hakkı ile de bağlantılıdır.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS / Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6(1) fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

”Herkes davasının, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak, … görülmesini isteme hakkına sahiptir…”

DGM’lerin yapısı, oluşumu ve kararları

AİHM, DGM’lerin devlet güvenliğine ilişkin suçlardan yargılanan sivil kişilerin emir komuta zincirine ve askeri disipline tabi, haklarında üstlerince sicil raporları düzenlenen, belirli bir süreliğine atanan ve atanmalarına ilişkin kararların birçoğunda idari ve askeri makamların rol oynadığı askeri hâkimlerin de yer aldığı mahkemelerin bağımsızlık ve tarafsızlığından endişe duymalarının meşru olduğunu belirterek birçok ihlal kararı vermiştir (Özdemir/Türkiye, B. No: 59659/00, 6/2/2003, §§ 35-36).

Bağımsız ve tarafsız mahkeme ne demektir?

AİHM, kanunla kurulmuş bir mahkemenin idareye ve davanın taraflarına karşı bağımsız olup olmadığını değerlendirirken üyelerinin atanma şekli ve görev süreleri, dış baskılara karşı teminatların varlığının yanı sıra mahkemenin bağımsız olduğu yönünde bir görüntü sergileyip sergilemediğini dikkate almaktadır (İbrahim Gürkan/Türkiye, B. No: 10987/10, 3/7/2012, § 13).

AiHM kararlarının icrası /uygulanmaması / icra edilmemesi

AİHM, AİHS’nin 46. maddesi bağlamında devletlerin taraf oldukları başvurulara ilişkin olarak verilen AİHM kararlarıyla bağlı olma yükümlülüğü altına girdiğini vurgulamaktadır (Del Rio Prada/İspanya [BD], B. No: 42750/09, 21/10/2013, § 137). Dolayısıyla AİHM kararının yerine getirilmemesi bir sorun oluşturmaktadır.

AİHM bir ihlal bulduğunda davalı devletin sadece AİHS’nin 41. maddesine göre hükmedilen tazminatı ödeme yükümlülüğü yanında ihlalin ortadan kaldırılması için iç hukukta bireysel ve/veya genel tedbirler alma yükümlülüğü vardır.  Bu yükümlülük başvurucuyu Sözleşme ihlal edilmemiş olsaydı bulunacağı duruma mümkün olan en yakın konuma getirecek şekilde ihlalin etkilerini telafi etme sorumluluğunu da kapsamaktadır (Del Rio Prada/İspanya, § 137).

AiHM kararlarının uygulanmaması

AİHM, taraf devletlerin bu yükümlülüklerini ifa edecekleri aracı seçmekte serbest olduklarını vurgulamaktadır. Bununla birlikte AİHM; bazı özel koşullarda, anılan yükümlülüğün ifası bağlamında ihlale neden olan durumun ortadan kaldırılması için alınabilecek özel ve/veya genel tedbirlerin türünü de gösterebileceğini belirtmektedir.

AİHM, istisnai bazı durumlarda ise bulunan ihlalin türünün telafi için alınması gereken tedbirler hususunda bir tercih imkânı bırakmayabilir. Bu durumda AİHM, hangi tedbirin uygulanacağını kararında gösterebilir (Del Rio Prada/İspanya, § 138).

AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesinin kural olarak kesin hükme bağlanmış bir davanın yeniden incelenmesini öngören olağanüstü kanun yollarına ilişkin başvurulara uygulanmayacağını belirtmiştir. Ancak ilgili hukuk sistemindeki söz konusu olağanüstü başvuru yoluna ilişkin yargısal sürecin türü, konusu ve somut özelliklerinin bu tür olağanüstü başvuru yolunu Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamına sokabileceğini ve adil yargılanma güvencelerini bu başvurucular yönünden de geçerli hale getirebileceğini ifade etmiştir (Bochan/Ukrayna (2), B. No: 22251/08, 5/2/2015, § 50).

Yargılamanın yenilenmesi kararı ve AiHM

AİHM, özellikle olağanüstü başvuru yolunun tür ve konu bakımından olağan başvuru yolu gibi görüldüğü durumlarda iç hukuktaki tanımlamadan bağımsız olarak bu tür yargısal süreçlerin Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında görülebileceğini belirtmiştir.

AİHM, yargısal mercilere takdir hakkının tanınmadığı durumlarda ilgili olağanüstü yolun temyiz benzeri bir yol olduğunu kabul etmiştir. AİHM Bochan/Ukrayna (2) bireysel başvurusunda Ukrayna ulusal hukukunu incelemiş ve kendisinin ihlal kararlarına ilişkin olarak öngörülen yargılamanın yenilenmesinin temyiz benzeri bir süreç olduğunu gözeterek hükumetin başvurunun adil yargılanma hakkı kapsamında olmadığı yönündeki itirazını reddetmiştir (Bochan/Ukrayna (2), §§ 51-56).

AiHM kararının yerine getirilmemesi ve AYM

AİHS tarafından güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin etkili bir şekilde korunması, AİHM tarafından verilen ihlal kararlarının ulusal hukukta yerine getirilmesi halinde mümkündür. AİHM’ce verilen ihlal kararlarının ulusal hukukta gereği gibi yerine getirilmemesi, Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin uygulamada etkili bir şekilde korunamadığı anlamına gelir (Sıddıka Dülek ve diğerleri, § 69).

Nitekim AİHM tarafından verilmiş bir ihlal kararı, temel hak ve özgürlüklerin teoride olduğu gibi pratikte de etkili bir şekilde korunabilmesi amacıyla 5271 sayılı Kanun ile yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilmiştir.

5271 sayılı Kanun‘un AİHM kararlarını yeniden yargılama nedeni olarak sayan 311(1)(f) bendi şöyledir:

“Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir”

AİHM tarafından verilen bir ihlal kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği başka bir deyişle AiHM kararının yerine getirilmemesi hususu AYM tarafından incelenmelidir. Ancak AYM tarafından yapılacak bu inceleme, olayların baştan itibaren yeniden değerlendirilmesi şeklinde değil AİHM tarafından verilen ihlal kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği ile ilgili sınırlı bir inceleme olacaktır (Sıddıka Dülek ve diğerleri, § 70).

AiHM kararı ve yeniden yargılama

Mevcut başvuruda AİHM’nin başvurucu hakkındaki kararda tespit ettiği ihlalin ve sonuçlarının derece mahkemelerince ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı tespit edilmelidir. AİHM tarafından verilen ihlal kararı ancak içinde askeri hâkim bulunmayan bir mahkemede yargılama yapılmak suretiyle giderilebilir. AİHM gerekçesinde, talep edilmesi hâlinde yeniden yargılama yapılmasının ihlalin giderimi için uygun bir yol olacağı da belirtilmiştir.

5271 sayılı Kanun’un 311. maddesinin (1)(f) bendinde öngörülen şart hatalı yorumlanmıştır

İhlal kararı yeniden yargılama konusunda ciddi bir gerekçe oluşturduğu halde ilgili TCK’nın 311(1)(f) bendinin uygulanması ile ilgili yapılan yorumun AİHM kararıyla örtüşmemektedir.

AiHM kararının yerine getirilmemesi nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkına yönelik ihlalin giderilemediği anlaşılmıştır. AYM, be gerekçeyle AİHM kararının /kararlarının gereğince yerine getirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.