AİHM’den başörtüsü kararı: Mahkeme salonuna başörtülü alınmama

141
AİHM'den başörtüsü kararı: Mahkeme salonuna başörtülü alınmama ihlaldir
AİHM'den başörtüsü kararı: Mahkeme salonuna başörtülü alınmama ihlaldir

AİHM’den başörtüsü kararı: Mahkeme salonuna başörtülü alınmama din özgürlüğünü ihlal eder

AİHM’den başörtüsü kararı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Lachiri/Belçika (B. No: 3413/09, 18/9/2018) bireysel başvurusunda başörtüsü takması nedeniyle duruşma salonuna alınmayan başvurucunun din özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi. (karar ilişkin basın duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz). AİHM’den başörtüsü kararı. 

Başvurucu ve ailesinin diğer üyeleri, kardeşinin öldürülmesi olayında zarara uğrayan sivil taraflar olarak yargılamalara katılmak için başvuruda bulunmuşlardır. 2007 yılında, sanığın kasıtlı olarak ölüme yol açacak şekilde saldırı ve yaralama suçlamasıyla Ceza Mahkemesinde yargılanmasına karar vermiştir. Başvurucu ve diğer sivil taraflar, suçun cinayet olarak sınıflandırılması ve sanığın Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanması gerektiğini belirterek, itirazda bulunmuşlardır.

Mahkeme, başvurucunun başörtüsünü çıkarmadığı sürece duruşma salonuna giremeyeceğini bildirmiştir. Başvurucu buna uymayı reddetmiş ve duruşmaya katılmamıştır.

Başvurucu, duruşma salonundan çıkarılmasının AİHS’nin 9. maddesini (düşünce, vicdan ve din özgürlüğü) ihlal edildiğinden şikayetçi olmuştur (AİHM’den başörtüsü kararı) 

AİHS ve başörtüsü

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin düşünce, din ve vicdan özgürlüğü başlıklı 9. maddesi şöyledir:

“1. Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir; bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, kamuya açık veya kapalı ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir.

  1. Din veya inancını açıklama özgürlüğü, sadece yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda kamu güvenliğinin, kamu düzeninin, genel sağlık veya ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli sınırlamalara tabi tutulabilir.”

AİHM ve başörtüsü

Başörtüsü din veya dini inançla ilgilidir

AİHM, içtihadına göre, başörtüsünün (saç ve boynu kapsayan başörtüsü), “din veya dini inançla motive edilmiş veya dinden ilham almış” bir eylem olarak görülebileceğini göz önünde almıştır. AİHM, başvurucunun başörtüsünü çıkarmayı reddettiği gerekçesiyle mahkeme salonundan çıkarılmasının dinini açıklama hakkının kullanılmasında bir “kısıtlama” teşkil ettiğini tespit etmiştir.

Yargılama Yasası’nın 759’uncu maddesine dayanan ve mahkeme salonuna girmeden başörtüsünün çıkarılmasını gerektiren kısıtlama, mevcut davada yargıya saygısız davranılmasını önlemek ve/veya duruşmanın düzgün şekilde yapılmasını sağlamak için “kamu düzeninin korunması” meşru amacına hizmet etmektedir.

Başörtüsü ve demokratik toplum ilişkisi

AİHM, başörtüsünün demokratik bir toplumda kısıtlamanın gerekliliği ile ilgili olarak öncelikle İslami başörtüsünün sadece bir konfeksiyon ürünü değil, kişiyi “olası bakışlardan koruyan bir giysi” olduğunu belirtmiştir.

Başörtüsü ve kamusal alan ilişkisi

AİHM, başvurucunun sade bir vatandaş olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, kamu hizmetinde bulunan devletin bir temsilcisi değildi ve bu nedenle dini inançlarını kamusal olarak açıklama konusunda herhangi bir resmi sınırlamaya tabi de değildi.

AİHM ayrıca, bir mahkemenin “kamusal alanın” bir parçası olabileceğini, örneğin bir iş yerinin aksine kamuya açık bir cadde veya meydan ile karşılaştırılabilir bir yer olmadığını belirtmiştir.

Bu konuyla ilgili şu yazıyı da okuyabilirsiniz

Başörtüsü ile mahkeme salonuna girilmesi

Bir mahkeme gerçekten de, kamu eğitim kurumları gibi bir kişinin dinini açığa vurma hakkının özgürce kullanılması üzerinde inançlara karşı tarafsızlığın sağlanabileceği bir “kamu” kurumudur. Ancak mevcut bireysel başvuruda başvurucuyu mahkeme salonundan çıkarılması kamusal alanın tarafsızlığına engel olmuştur.

AİHM bu nedenle incelemesini, söz konusu tedbirin yasa hükmünün yerine getirilmesi amacıyla gerekçelendirilmiş olup olmadığını belirlemekle sınırlı olarak gerçekleştirmiştir.

Bu bağlamda, başvurucunun mahkeme salonuna girerken davranışlarının saygısızlık teşkil etmediğini ve duruşmanın uygun şekilde yürütülmesine yönelik bir tehdit olmadığını belirtmiştir.

Mahkeme salonuna alınmama demokratik toplumda gerekli değildir

Sonuç olarak AİHM, söz konusu kısıtlamanın uygun bir şekilde gerçekleştirilmediğinde ve başvurucunun demokratik bir toplumda dinini açıklama özgürlüğünün kısıtlanmasının gerekçelendirilmediğine karar vermiştir.

Dolayısıyla, AİHS‘nin 9. maddesinde düzenlenen din özgürlüğünün ihlali söz konusu olmuştur. AİHM, Lachiri/Belçika (B. No: 3413/09, 18/9/2018) bireysel başvurusunda başörtüsü takması nedeniyle duruşma salonuna alınmayan başvurucunun din özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi. AİHM’den başörtüsü kararı.