Anayasa Mahkemesine (AYM) Bireysel Başvuru Süresi

İçindekiler tablosu

Anayasa Mahkemesine (AYM) Bireysel Başvuru Süresi

Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuru sırasında öngörülen kabul edilebilirlik koşullarının en önemlilerinden biri de başvuru süresidir. Bu kapsamda, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS / Sözleşme) güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinden birinin ihlal edildiğini iddia eden kişilerin, başvuru yollarını usulüne uygun olarak tükettikten sonra 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun (6216 sayılı Kanun) ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nde (İçtüzük) öngörülen 30 gündür. Başvurucunun 30 günlük başvuru süresi içerisinde AYM’ye bireysel başvuruda bulunması gerekmektedir.

AYM kararlarında da belirtildiği üzere dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir. Bireysel başvurunun 30 günlük süre koşuluna bağlanması hukuki belirlilik ilkesi bakımından önem taşımaktadır. AYM’ye bireysel başvuruda kabul edilen 30 günlük süre koşulu mahkemeye erişim hakkına aykırılık da oluşturmaz. Öte yandan, 30 günlük bireysel başvuru süresi, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul şartıdır.

AYM’ye bireysel başvuru süresinin dayanakları şu şekilde sıralanabilir:

6216 sayılı Kanun’un 47(5) fıkrası:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. Mahkeme, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya reddeder.”

İçtüzük’ün 64. maddesi:

“(1) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

(2) Başvurucu mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvurusunu yapamadığı takdirde, mazeretinin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir. …

(3) Başvurunun niteliğine uygun düştüğü takdirde mazeret ve kabul edilebilirliğe ilişkin tek bir taslak hazırlanıp bu iki husus birlikte karara bağlanabilir.”

"Anayasa

Sürenin Başlangıç Anının Belirlenmesi

Nihai kararın gerekçesinin veya sonucunun öğrenilebildiği tarih

6216 sayılı Kanun’un 47(5) fıkrası ve İçtüzük’ün 64(1) fıkrası uyarınca bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılması gerekmektedir. Bu düzenlemelerde başvuru yolu öngörülen durumlarda bireysel başvuru süresinin başlangıcına ilişkin olarak başvuru yollarının tüketildiği tarihten söz edilmekte ise de haberdar olunmayan bir hususta başvuru yapılamayacağı dikkate alınarak bu ibarenin nihai kararın gerekçesinin öğrenilebildiği tarih olarak anlaşılması gerekir. Bu öğrenme, somut olayın özelliklerine göre farklı şekillerde gerçekleşebilir.

Örneğin bireysel başvuru süresi bakımından nihai kararın gerekçesinin tebliği, öğrenme şekillerinden biridir. Ancak başka şekillerde de öğrenme söz konusu olabilir. Bu kapsamda nihai kararın gerekçesinin dosyadan suret alınması gibi hâllerde öğrenilmesi de mümkündür. Başvurucuların nihai kararın gerekçesini öğrendiklerini beyan ettikleri tarih de bireysel başvuru süresinin başlangıcı olarak kabul edilir (İlyas Türedi, B. No: 2013/1267, 13/6/2013, §§ 21-22).

Bunun yanında verilen nihai kararın gerekçesi öğrenilmemiş olmakla birlikte sonucunun öğrenildiği durumlar da söz konusu olabilir. Sonucu öğrenilen nihai kararın gerekçesine derece mahkemesinden kesin olarak erişilebilmesi mümkün ise bireysel başvuru süresinin sonucun öğrenildiği tarihten itibaren başlatılması gerekir (Halil Aslan, B. No: 2014/3038, 10/12/2014, § 38).

Eğer dosya içeriğinde nihai kararının başvurucuya tebliğ tarihi anlaşılamıyor ancak başvurucunun herhangi bir şekilde bu karardan haberdar olduğu anlaşılabilmekteyse başvurucunun haberdar olduğu anlaşılan tarihin öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir. (Rafet Ünal, B. No: 2013/1610, 13/6/2013, §§ 16-17).

Nihai kararın başvurucu veya vekili tarafından tebligat yoluyla, Yargıtayda duruşma yapılmış ise tefhimle, hakkındaki cezanın infazı için başvurucunun yakalanmasıyla, müddetnamenin, çağrı kâğıdının ya da ödeme emrinin tebliğiyle ve dava dosyasında örnek/fotokopi alınmasıyla da öğrenilmesi mümkündür.

Mücbir sebep ya da ağır hastalık gibi haklı bir mazeret bulunması halinde sürenin başlangıcı

6216 sayılı Kanun’un 47(5) fıkrası uyarınca haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. İçtüzük’ün konuyla ilgili 64(2) fıkrasına göre de başvurucular mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvurusunu yapamadığı takdirde, mazeretin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler.

Temsilci veya avukat aracılığıyla yapılan bireysel başvurularda, bu kişilerin haklı mazeretlerinin bulunması halinde mazeretin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde yapılan başvuruların süresinde yapılmış olduğu 6216 sayılı Kanun’un 47(5) fıkrası ile İçtüzük’ün 64(2) fıkrası gereği kabul edilmektedir.

Bireysel başvuru süresi konusunda başvurucuların özen yükümlülüğü

Nihai kararın gerekçesinin veya sonucunun öğrenildiği durumlarda 30 günlük başvuru süresinin hangi tarihten başlayacağının belirlenmesi önem taşımaktadır. Başvurucuların bireysel başvuruda bulunmak amacıyla dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü vardır. AYM tarafından 30 günlük başvuru süresine ilişkin yapılacak değerlendirmede sürenin başlangıç tarihinin, başvurucunun özen yükümlüğü ve mahkemeye erişim hakkı arasındaki dengenin dikkate alınması gerekir (Bilent Aktaş ve diğerleri, B. No: 2014/19389, 7/12/2016, § 14).

Özen yükümlülüğü kapsamında ilk derece mahkemesine fiilen ulaşan nihai kararın gerekçesini öğrenme konusunda gerekli özeni gösterme sorumluluğu başvuruculara aittir. Dolayısıyla başvurucular veya vekillerinin ilk derece mahkemesine ulaşan kararın bir örneğini almak için özenli davrandıklarını kanıtlamaları gerekir (A.C. ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1827, 25/2/2016, §§ 28-29).

Başvurunun Yapıldığı Tarihin Belirlenmesi

6216 sayılı Kanun’un 47(1) fıkrasına ve İçtüzük’te gösterilen şartlara uygun olarak bireysel başvurular AYM’ye doğrudan, diğer mahkemeler ya da yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılabilmektedir. İçtüzük’ün 63. maddesine göre, usulünce hazırlanan başvuru formu, harç tahsil makbuzuyla birlikte yukarıda belirtilen yerlere teslim edildiğinde başvurucu ya da temsilcisine alındı belgesi verilir ve bu tarih, başvurunun yapıldığı tarih olarak kabul edilir.

Ceza infaz kurumlarından yapılan başvurularda başvuru dilekçesi cezaevi idaresine verilmiş ise idareye verilen dilekçedeki tarih başvuru tarihi olarak kabul edilir.

30 Günlük Başvuru Süresinin Hesabında Usul

6216 sayılı Kanun’un 49(7) fıkrası ve İçtüzük’ün 84. maddesinde, bireysel başvuruların incelenmesinde, kararların infazında Kanun ve İçtüzük’te hüküm bulunmayan hallerde ilgili usul kanunlarının bireysel başvurunun niteliğine uygun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Kanun ve İçtüzük’te hüküm bulunmayan hallerde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 92. ve 93. maddeleri uygulanabilir. Buna göre, gün olarak belirlenen sürelerde tebliğinin veya tefhimin yapıldığı ilk gün süre hesabında nazara alınmaz. Başvuru süresi ertesi günden itibaren başlar ve son günün mesai bitiminde sona erer. Resmi tatil günleri süreye dahildir. Sürenin son gününün resmi tatil gününe rastlaması hâlinde, süre tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter.

Adli ve İdari Tatillerin Bireysel Başvuru Süresine Etkisi

Adli tatilin hangi mahkemelerde uygulanacağı ilgili usul kanunlarında belirtilmiştir. 6216 sayılı Kanun ve İçtüzük’te AYM’nin adli tatile tabi olduğu yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. AYM adli tatil süresi içerisinde de yargısal faaliyetlerine devam etmektedir. Bu nedenle bireysel başvuru açısından adli tatil hükümlerinin süre hesabında dikkate alınmasına hukuken olanak yoktur (Turgut Tayyar, B. No: 2013/7168, 15/10/2014, § 18).

Genel tatil günlerinin hangi günler olduğu konusu ise 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir. Genel tatil olmayan bazı günlerde kamu kurum ve kuruluşlarındaki çalışanların idari izinli sayıldıkları ancak bu günlerde kamu kurumlarının açık kaldığı ve resmi işlemlerin devam ettirildiği bilinmektedir. Bu nedenle idari izin dönemlerinin bireysel başvuru süresine herhangi bir etkisi yoktur  (Abdulkadir Önen, B. No: 2014/16212, 28/9/2016, § 32).

Vekil ile Takip Edilen İşlerde Başvuru Süresinin Başlangıcı

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesinde yer alan kural uyarınca vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır ve tebliğ edilen evrakın içeriğine göre bir kanun yoluna başvurulması söz konusu ise kanunda öngörülen süreler bu tarih itibarıyla işlemeye başlar. Bu çerçevede vekille takip edilen işlerde bireysel başvuru süresi, başvurucunun nihai kararı daha önce öğrenmediği durumlarda vekilinin öğrendiği tarihten başlayacaktır (Yasin Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 25).

Temsilci veya avukat aracılığıyla yapılan bireysel başvurularda, bu kişilerin haklı mazeretlerinin bulunması halinde mazeretin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde yapılan başvuruların süresinde yapılmış olduğunun 6216 sayılı Kanun’un 47(5) fıkrası ile İçtüzük’ün 64(2) fıkrası gereği kabul edilmesi gerekir (Ramazan Sönmez, B. No: 2013/6325, 15/4/2014, § 22).

Bireysel başvuru süresi nasıl belirlenir
Bireysel başvuru süresi nasıl belirlenir

Ceza yargılaması bakımından bireysel başvuru süresi

Kesin nitelikteki kararlara karşı bireysel başvuru süresi

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272(3)(e) bendine göre ceza muhakemesinde hapis cezasından çevrili olmayan 3.000 TL ve altındaki adlî para cezalarını ihtiva eden hükümler kesin nitelikte olup bu tür kararlar aleyhine itiraz ya da temyiz yoluna başvurulamaz. Bu tür kararlar aleyhine başvurulacak olağan bir kanun yolu bulunmamaktadır. Bu nedenle bu kararlar hüküm tarihi itibarıyla kesinlik kazanmaktadır.

Kesin olan bu hükümler, başvurucunun yüzüne karşı verilmiş ise süre, tefhimden itibaren başlayacaktır. Başvurucu veya vekilinin hazır olmadığı durumlarda veya dosya üzerinden karar verilen hâllerde ise süre ilgili kararın tebliğinden veya başvurucu tarafından başka bir suretle öğrenildiği tarihten itibaren başlamaktadır. Her iki durumda da (tefhim veya tebliğ) bireysel başvurunun kesin nitelikteki kararın öğrenilmesinden itibaren 30 günlük yasal süre içinde yapılması gerekir.

Temyize tabi bir kararın temyiz edilmemesi halinde bireysel başvuru süresi

Temyize tabi bir kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi hâlinde başvuru süresi, bu kararın tebliğinden veya tefhiminden itibaren başlar (Mirze Aydın ve Metin Karabulut, B. No: 2013/7837, 6/4/2016, § 24).

Olağan kanun yollarına başvurulması durumunda bireysel başvuru süresi

Ceza yargılamasında başvuru yolları bakımından tüketilmesi gereken olağan kanun yolları, 5271 sayılı Kanun’a göre; itiraz, istinaf ve temyizdir.

İtiraz yoluna başvurulması durumunda bireysel başvuru süresi ve tutukluluk şikâyetleriyle ilgili özel durum

5271 sayılı Kanun’un 267. maddesinde hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına itiraz edilebilir düzenlemesi yer almaktadır. Mahkeme kararlarına karşı itiraz kanun yoluna gidilebilmesi için kanunda bu konuda açık bir düzenlemenin bulunması gerekir. İtirazın 7 gün içinde kararı veren merciye yapılması gerekir. İtiraz üzerine verilen karar ile olağan başvuru yolları tüketilmiş olacağından kararın tefhim veya tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde bireysel başvuruda bulunulmalıdır.

Tutukluluk şikâyetleriyle ilgili başvuru süresi

Tutukluluk nedeniyle yapılan bireysel başvurunun temel amacı, özgürlükten yoksun bırakmanın hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Tutuklulukta sürenin başlangıcı, kişinin yakalandığı tarih veya doğrudan tutuklandığı durumlarda tutuklama tarihidir. Tutukluluk süresinin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir. Derece mahkemesince hüküm verilmeden önce tutukluluk durumu sona eren bir kişinin, en geç tahliye edildiği tarihten itibaren 30 günlük yasal süresi içinde AYM’ye bireysel başvuruda bulunarak tutuklulukla ilgili şikâyetlerini ileri sürmesi gerekir.

Temyiz yoluna başvurulması durumunda başvuru süresi

Dosya kapsamından temyiz onama kararının başvurucuya tebliğ tarihi anlaşılmıyorsa, başvurucunun kararı beyan ettiği tarihte öğrendiği kabul edilir ve başvuru süresi bu tarihten başlar. Onama ilamının tebliği ya da kararın başka bir şekilde öğrenilmesi durumunda 30 günlük bireysel başvuru süresi bu andan itibaren başlar.

Yargıtay Ceza Daireleri tarafından verilen kararların taraflara tebliğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Ceza yargılamasında nihai kararın tebliğ edilmediği durumlarda kararın derece mahkemesine ulaşmasından ve böylece gerekçesinin erişilebilir olmasından sonra özen yükümlülüğü kapsamında makul bir süre içinde bireysel başvuru yapmak isteyen ilgililerden karara erişmeleri ve karar gerekçesini öğrenmeleri beklenir. Bu kapsamda erişilebilir olan nihai kararın en geç 3 ay içinde ilgilileri tarafından bilindiği ve gerekçesinin öğrenildiği kabul edilmelidir. Aksi tespit edilmediği sürece bireysel başvuru için 6216 sayılı Kanun’da öngörülen 30 günlük başvuru süresi bu tarihten itibaren başlayacaktır (A.C. ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1827, 25/2/2016, § 30).

Olağanüstü kanun yollarına başvuru durumunda başvuru süresi

5271 sayılı Kanun’a göre olağanüstü kanun yolları; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın itiraz yetkisi, Adalet Bakanlığınca kullanılan kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesidir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına itiraz yoluna başvurulması talebi halinde başvuru süresi

Temyiz incelemesinden geçen kararlara karşı itiraz, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi gereğince Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına tanınmıştır. Dolayısıyla başvurucunun itiraz yoluna gidilmesi istemi, sadece anılan merciin takdirini harekete geçirmeye yöneliktir. Bu kapsamda başvurucuların taleplerin bireysel başvuru süresi üzerinde herhangi bir etkisi yoktur (Rafet Ünal, B. No: 2013/1610, 13/6/2013, § 16).

Kanun yararına bozma yoluna gidilmesi talebi yapılması halinde başvuru süresi

Kanun yararına bozma yoluna gidilmesi istemi, sadece anılan merciin takdirini harekete geçirmeye yöneliktir. Bu kapsamda yapılan taleplerin bireysel başvuru süresi üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.

Yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulması halinde başvuru süresi

Dosya kapsamından asıl kararın başvurucuya tebliğ tarihi anlaşılamıyor ve fakat başvurucu onama kararına karşı hakkında kararı veren mahkemeden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuşsa söz konusu asıl kararın en geç yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu tarihte öğrenildiği kabul edilir.

Hukuk yargılaması bakımından bireysel başvuru süresi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre olağan kanun yolları istinaf ve temyizdir. 6100 sayılı Kanun’da karar düzeltme usulü bir kanun yolu olarak kabul edilmemiştir. Bununla birlikte, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na göre hukuk davalarında olağan kanun yolları temyiz ve karar düzeltme yoludur (Bu konudaki detaylı açıklamalar için bkz: Ayla Dündar, B. No: 2013/6047, 23/1/2014, § 20).

Kesin nitelikteki kararlara karşı bireysel başvuru süresi

Kesin nitelikteki kararların öğrenilmesinden itibaren bireysel başvuru süresi başlar. Bu nitelikteki kararlara karşı kanun yoluna başvurulmasının bireysel başvuru süresi üzerinde bir etkisi yoktur (Nesin Kayserilioğlu, B. No: 2012/613, 13/6/2013, § 17). Ancak başvurucular, etkili yol olarak görmedikleri için olağan kanun yolu olan temyiz yoluna başvurmamışlarsa, mahkemece verilen kararın öğrenilmesinden itibaren 30 gün içinde bireysel başvuruda bulunulması gerekir (Deniz Baykal, B. No: 2013/7521, 4/12/2013, § 34 ve 39)

Maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmasının bireysel başvuru süresine etkisi

Maddi hatanın düzeltilmesi talebiyle ilgili mercie yapılan başvurunun bireysel başvuru süresinin başlamasına bir etkisi bulunmamaktadır (Setenay Çereren, B. No: 2014/5669, 16/6/2016, § 43).

Olağan kanun yollarına başvurulması durumunda bireysel başvuru süresi

Temyiz yoluna başvurulması durumunda başvuru süresi

Temyiz yolu tüketildikten sonra yapılan bireysel başvurularda 30 günlük başvuru süresi onama kararının öğrenilmesinden itibaren başlar.

Karar düzeltme yoluna başvurulmaması durumunda başvuru süresi

AYM, karar düzeltme yolu açık olan hükümlerle ilgili başvurularda karar düzeltme yoluna başvurmayı zorunlu görmemekte, bu yolu başvurulmadığında temyiz sonucunda verilen kararın tebliğinden itibaren başvuru süresini başlatmaktadır. Bir başka ifadeyle 30 günlük başvuru süresini karar düzeltme için öngörülen 15 günlük sürenin bitiminden başlamaz (Fikret Güney, B. No: 2103/1936, 18/9/2013, § 23)

Karar düzeltme yolu kapalı olan kararlara karşı başvuru süresi

Karar düzeltme yolu kapalı olan kararların öğrenilmesinden itibaren bireysel başvuru süresi başlar. Bu nitelikteki kararlara karşı karar düzeltme yoluna başvurulmasının bireysel başvuru süresine bir etkisi bulunmamaktadır (Erendiz Önal, B. No: 2014/1133, 30/6/2014, § 32).

Karar düzeltme yoluna başvurulması durumunda başvuru süresi

Karar düzeltme yolu açık olan bir hükme karşı bu yola başvurulmuşsa 30 günlük bireysel başvuru süresi karar düzeltme isteminin reddi kararının öğrenildiği tarihten başlar (Neriman Kongur ve Diğerleri, B. No: 2013/1557, 16/4/2013, §§ 23-27).

İdari yargı bakımından bireysel başvuru süresi

6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda değişiklik yapıldıktan sonra idari yargı alanında olağan kanun yolları istinaf ve temyiz olarak kabul edilmiştir. 6545 sayılı Kanun ile itiraz yolu ortadan kaldırılmış bunun yerine idare ve vergi mahkemelerinin (Kanun’da sayılan bazı davalar hariç) kararlarına karşı kural olarak bölge idare mahkemesine istinaf yoluyla başvuru hakkı getirilmiştir. Aynı doğrultuda olmak üzere karar düzeltme yolu da tamamen ortadan kaldırılmıştır.

Kesin nitelikteki kararlara karşı bireysel başvuru süresi

2577 sayılı Kanun’un 45(1) fıkrasında konusu 5.000 Türk Lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olduğu ve bunlara karşı olağan kanun yollarına başvurulamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu çerçevede söz konusu kararların öğrenilmesinden itibaren 30 gün içinde bireysel başvuru yapılması gerekir.

Olağan kanun yollarına başvurulması durumunda bireysel başvuru süresi

İtiraz yoluna başvuru durumunda bireysel başvuru süresi

2577 sayılı Kanun’un 45(1) fıkrasında sayılan konular hakkında idare ve vergi mahkemeleri tarafından kurul hâlinde verilen nihai kararlara ve tek hâkimle verilen nihai kararlara karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilmektedir.

Bölge idare mahkemesinin, itiraz üzerine önüne gelen ilk derece mahkemesinin kararını onaması ya da bozarak esas hakkında kendisinin yeni bir karar vermesi hâlinde karar kesinleşmemektedir. Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme başvurusu yapma imkanı bulunmaktadır. Bölge idare mahkemesinin itiraz üzerine verdiği kararlara karşı temyiz yolu ile Danıştaya başvurulamaz. Bölge idare mahkemesi kararının tebliğinden itibaren süresinde bireysel başvuruda bulunmak gerekmektedir (Fikret Güney, B. No: 2013/1936, 18/9/2013, § 23).

Başvurucunun, karar düzeltme yolunu etkili görmesi ve bu yola başvurması hâlinde karar düzeltme sonucu beklenmelidir. Bu durumda karar düzeltme talebine ilişkin kararın tebliğinden itibaren 30 günlük bireysel başvuru süresi başlar (Neriman Kongur ve Diğerleri, B. No: 2013/1557, 16/4/2013, §§ 23- 27).

Temyiz yoluna başvuru durumunda bireysel başvuru süresi

İlk derece mahkemesi olan idare ve vergi mahkemelerinin tek hâkimle baktıkları davalar ile (heyet hâlinde verileceği belirtilen ancak 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinde sadece itiraz yoluna başvurulabileceği belirtilen kararlar dışında) heyet hâlinde verilen nihai kararlara karşı ancak temyiz yoluna başvurulabilir. İdari davalarda temyizde verilen onama, kısmen onama ya da düzelterek onama kararlarının tebliğinden itibaren bireysel başvurunun 30 gün içinde yapılması gerekir.

Karar düzeltme yoluna başvuru durumunda bireysel başvuru süresi

Danıştay aşamasında karar düzeltme yoluna başvurulduğunda karar düzeltme talebi reddedilirse, onanan ilk derece mahkemesinin kararı, Danıştayın onama kararına karşı başvurulan karar düzeltme talebinin reddedildiği tarihte kesinleşmiş olur. Bu yolda verilen kararın öğrenilmesinden itibaren 30 gün içinde bireysel başvuru yapılması gerekir.

Bölge idare mahkemesi tarafından karar düzeltme talebi reddedildiği tarihte karar kesinleşmiş olacağından bu yolda verilen kararın öğrenilmesinden itibaren 30 gün içinde başvuru yapılması gerekir.

Başvurucu, temyiz onama kararından sonra etkili olarak kabul görmediği karar düzeltme yoluna başvurmamış ise bu durumda temyiz onama kararının tebliğ tarihi, bireysel başvuruya başvurma süresi açısından büyük önem taşımaktadır. İdari yargılamada temyiz incelemesi sonucu verilen onama kararına karşı, olağan bir kanun yolu olduğu kabul edilmekle birlikte etkili görülmeyerek karar düzeltme kanun yoluna başvurulmamışsa, temyiz onama kararıyla başvuru yolları tüketildiğinden onama kararının öğrenilmesinden itibaren 30 gün içinde bireysel başvuruda bulunulması gerekmektedir (Taner Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 23).

Başvurucu, karar düzeltme talebine başvurmayı düşünmemekte ise temyiz onama kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde AYM’ye bireysel başvuruda bulunmalıdır. Burada süre, hukuk davalarında olduğu gibi, karar düzeltme yoluna başvuru süresinin bittiği tarihten değil, temyize ilişkin nihai kararın tebliğinden başlar. Anayasa Mahkemesine (AYM) Bireysel Başvuru Süresi.