Avukata zorunlu müdafi atanması konusunda ihlal tespit edilmedi.
Avukata zorunlu müdafi atanması konusunda ihlal tespit edilmedi.

Avukata zorunlu müdafi atanması konusunda ihlal tespit edilmedi

Avukata zorunlu müdafi atanması konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önemli bir karar verdi. AİHM, avukata zorunlu müdafi atanması hususunda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS/Sözleşme) 6 § 3 (c) fıkrasında yer alan kendisini bizzat savunma veya seçeceği bir müdafiin yardımından yararlanma hakkı bakımından ihlal tespit etmedi (Bireysel başvuruya ilişkin karar metnine buradan ulaşabilirsiniz: Correia de Matos/Portekiz [BD], B. No: 56402/12).

Avukata zorunlu müdafi atanmasına ilişkin bireysel başvuru kararının özeti

Başvurucunun, aleyhindeki ceza soruşturması sırasında hakime hakaret etmesi nedeniyle davada kendi savunmasını yürütmesine izin verilmemiştir. Derece mahkemesi, mevcut yasalar çerçevesinde başvurucunun bir avukat tarafından temsil edilmesine karar vermiştir.

AİHM, başvurucunun bir avukat tarafından temsil edilmesinin, gözaltına alınan kişilerin mümkün olduğu durumlarda etkili savunma (etkili savunma hakkı) sağlama yoluyla sanıkların korunmasını amaçlayan kapsamlı bir mevzuata dayandığını gözlemlemiştir. Ceza yargılamalarında zorunlu müdafi kuralının asıl amacı, yargılamanın adil bir şekilde yönetilmesini ve sanıkların silahların eşitliği hakkına saygı gösterilmesini sağlamaktır.

AİHM, avukata zorunlu müdafi atanması iddiasıyla ilgili olarakadil yargılanma hakkına ilişkin olarak, başvurucunun derece mahkemesi tarafından atanan avukatı tarafından savunmasının düzgün bir şekilde yürütülmediği veya yerel mahkemeler tarafından yargılamanın yürütülmesinin adil olmadığı sonucuna ulaşmamıştır.

Avukata zorunlu müdafi atanması ile ilgili olayların özeti

Başvurucu, Carlos Correia de Matos 1944’te doğumlu bir Portekiz vatandaşıdır. Başvurucu, hukuk/avukatlık eğitimi almıştır (kararın orijinal metninde geçen ifade: “a lawyer by training” olup bu şekilde çevirmeyi uygun gördük). Başvurucu aynı zamanda denetçi (auditor by profession) olarak çalışmaktadır. Başvurucu, avukatlık mesleği ile birlikte denetçi olarak çalışmasının uyumsuz olduğu gerekçesiyle baro tarafından görevden uzaklaştırmıştır.

Başvurucu, Şubat 2008’de, avukat olmadığı halde bir hukuk davasında yargıcın aldığı kararı hareket ederek eleştirmiştir. Ardından başvurucu hakkında hakaret ettiği iddiasıyla savcılığa şikayette bulunulmuştur. 10 Şubat 2010 tarihinde savcı, hakime hakaret suçlamasıyla başvurucu aleyhinde hazırlanan dava dosyasını mahkemeye sunmuştur.

Başvurucunun savunmasını yürütmek üzere Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 64. maddesine dayanarak zorunlu müdafi tayin etmiştir. 12 Mart 2010 tarihinde başvurucu resmi olarak atanan savunma avukatının yerine geçerek kendisini temsil etme talebinde bulunmuştur. Ancak başvurucunun kendi savunmasını yapma talebi reddedilmiştir.

Mahkeme ret kararında, Portekiz Anayasa Mahkemesinin içtihadına dayanarak, avukatlık yapan bir davalının ceza soruşturmasında kendinin avukatı olarak hareket edemeyeceğini tespit etmiştir. Başvurucu bu karara itiraz etmiştir.

Temyiz Mahkemesi, ceza yargılamasında sanıklık statüsü ile savunma avukatlığı statüsünün aynı davada birleştirilmesine izin vermediğini belirterek temyiz talebini reddetmiştir. Başvurucunun Portekiz Anayasa Mahkemesine yaptığı başvuru da 11 Mayıs 2012 tarihinde reddedilmiştir.

Ret kararı üzerine başvurucu hakkında 20 Eylül 2012’de mahkeme tarafından atanan avukatın katıldığı bir duruşma düzenlenmiştir. Soruşturma yargıcı, suçlamayı kabul etmiş ve dava açılmasını talep etmiştir. 12 Aralık 2013’te yalnızca mahkeme tarafından atanan savunma avukatının bulunduğu bir duruşmanın ardından ceza mahkemesi başvurucuyu ağırlaştırılmış hakaret etme suçundan suçlu bulmuştur. Mahkemece ayrıca atanan avukatın temsil ücreti olarak 150 Avro ve günlüğü 9 Avro olmak üzere 140 günlük para cezasına hükmedilmiştir.

Avukata zorunlu müdafi atanması ile ilgili iddialar

AİHS’nin 6 § 3 (c) fıkrasında yer alan kendisini bizzat savunma veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.  Başvuru, 13 Eylül 2016 tarihinde Daire, Büyük Dairenin lehine çekilmiştir.

Uygulanan mevzuatı destekleyen gerekçelerin önemi ve yeterliliğine ilişkin olarak AİHM ihtilaf konusu tedbirin kalitesine önemli ölçüde ağırlık vermiştir. AİHM, yasama organının sanıklara ceza yargılamasında zorunlu müdafi şartını sürdürme kararı aldığını gözlemlemiştir. Derece mahkemeleri, özellikle Yüksek Mahkeme ve Anayasa Mahkemesi, zorunlu hukuki temsilin katı olarak uygulanmasının nedenlerini açıklamışlardır.

Avukata zorunlu müdafi atanmasına ilişkin Büyük Dairenin yaklaşımı

AİHM, Portekiz Anayasa Mahkemesi, Yüksek Mahkeme ve Temyiz Mahkemelerinin kararlarının gerekçelerini derece mahkemelerinin izlediğini gözlemlemiştir. Başvurucuya uygulanan zorunlu müdafi kurallarının, savunmayı sınırlandırmak için değil, etkili savunma sağlayarak sanığı korumak için tasarlandığını vurgulanmıştır.

Derece mahkemeleri ayrıca, sanığın ceza yargılamasında savunulmasının kamu yararıyla ilgili olduğu ve avukat tarafından savunma hakkının bundan feragat anlamına gelmeyeceğini tespit etmişlerdir. Yerel mahkemelerin görüşüne göre, ceza mevzuatının ilgili hükümleri, üzerinde duygusal yük taşımayan bir hukukçunun sanığı daha iyi savunabileceği fikrini yansıtmaktadır.

Zorunlu müdafi tarafından temsil edilmeyi gerektiren Portekiz mahkemelerinin kararı, etkili savunma yapılmasını sağlayarak başvurucunun korunmasını amaçlayan kapsamlı bir mevzuatın sonucudur.

Zorunlu müdafi atanmasına ilişkin Büyük Daire duruşması

AİHM ayrıca, başvurucu gibi savunma konusunda eğitim görmüş bir davalının bile, suçlamalardan kişisel olarak etkilenmesi nedeniyle, kendi davasında etkili bir savunma yapamayacağını kabul etmiştir. Mevcut davada zaten davalının avukatlığı askıya alınmıştı.

Başvurucu ayrıca, askıya alınmasına rağmen savunma avukatı olarak davranmış ve hâkime hakaret etmekle suçlanmıştı. Bu nedenle, başvurucunun kendi savunmasını etkin bir şekilde yürütmesinin mümkün olamayacağını düşünmek için makul gerekçeler vardır.

AİHM ayrıca, cezai yargılamasıyla ilgili teknik yasal savunmanın avukata özgülenmesine rağmen yargılamalara katılma imkanın bulunduğunu tespit etmiştir. Örneğin başvurucu, yargılamanın tüm aşamalarında hazır bulunma, açıklama yapma veya sessiz kalma hakkına sahipti. Ayrıca yasa ve olguyla ilgili sorular sorma yanında gözlemler, açıklamalar ve talepler sunma hakkına sahipti.

Portekiz ceza yasalarına göre başvurucu, mahkeme tarafından atanan zorunlu müdafi ile tatmin olmamışsa, avukat değişikliği talep edebilmekteydi. Mevcut davada başvurucunun suçlu bulundukları takdirde, zorunlu temsil bedelini ödemek zorunda oldukları doğrudur. Ancak bu hususta da adli yardım talep edebilmesi mümkündü.

Zorunlu müdafinin amacı etkili savunma yapılmasını sağlamaktır

AİHM, cezai yargılamada zorunlu müdafi kuralının asıl amacının, adaletin düzgün işlemesi ve sanıkların silahların eşitliği hakkına saygı gösteren adil yargılanmayı sağlamak olduğunu gözlemlemiştir.

AİHM, bir sanığın savunmasının güvenceye alınmasını sağlayacak araçların seçimine ilişkin olarak üye devletlerin sahip olduğu takdir yetkisini göz önünde bulundurmuştur. AİHM, davalı devletin hukuki yardım gerekliliğine ilişkin gerekçelerinin ilgili ve yeterli olduğu konusunda tatmin olmuştur.

Son olarak AİHM, yargılamanın genelinin adilliğine ilişkin olarak, başvurucunun savunmasının mahkeme tarafından atanan bir avukat tarafından güvence altına alındığını gözlemlemiştir. Başvurucu, atanan avukatın, savunmasını doğru bir şekilde yürütmediğini veya yargılama usullerinin yerel mahkemeler tarafından yürütülmesinin herhangi bir şekilde haksız olduğunu yeterince gerekçelendirmemiştir. Başvurucu ayrıca aleyhindeki ceza soruşturmasının adaletsiz olduğuna ilişkin geçerli bir iddia ileri sürmemiştir.

AİHM bu nedenle, başvurucunun iddialarının dayanaksız olduğuna karar vermiştir.

Avukata zorunlu müdafi atanması konusunda AİHM önemli bir karar verdi.