Avukatların ifade özgürlüğü (mesleki eleştiriler) hakkında AİHM kararı
Avukatların ifade özgürlüğü (mesleki eleştiriler) hakkında AİHM kararı

Avukatların, mesleki eleştirileri nedeniyle barolar birliğine kabul edilmemesi ifade özgürlüğünü ihlal eder

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) avukatlarınifade özgürlüğü konusunda yeni bir karar verdi (Karar metnine buradan ulaşabilirsiniz: Hajibeyli ve Aliyev/Azerbaycan, B. No: 6477/08 ve 10414/08, 19/4/2018). AİHM insan hakları alanında çalışan avukat başvurucuların Azerbaycan Barolar Birliği’nin (ABB) işleyişi ve Azerbaycan’daki avukatlık mesleğinin içinde bulunduğu durumla ilgili mesleki eleştirileri nedeniyle ABB’ye kabul edilmemelerini ifade özgürlüğü hakkına aykırı buldu. AİHM ayrıca başvuru evraklarına 2,5 ay boyunca el konulmasını da bireysel başvuru hakkının ihlali olarak değerlendirdi. Karar avukatların ifade özgürlüğü konusunda önem taşımaktadır.

Avukatların ifade özgürlüğü konusundaki olaylar

Başvurucular, Azerbaycan’da insan haklarının korunması konusunda çalışmaları olan tanınmış insan hakları savunucuları ve avukatlardır. Başvurucuların, Azerbaycan’da avukatlık mesleğinin içinde bulunduğu durumla ilgili eleştirileri ve makaleleri sıklıkla medyada yer almaktadır. Başvurucular, olay tarihinde Adalet Bakanlığından verilen özel izinle avukatlık yapmaktaydılar.

Azerbaycan’da yürürlükte olan bir kanuna göre (Avukatlık ve Avukatlık Faaliyetleri Hakkında Kanun) ile avukatlara, avukatlık sınavına girmeksizin ABB’nin kurucu üyesi olma olanağı verilmiştir.

2004 yılında özel bir izinle (ruhsat) avukatlık yapan avukatların ABB’ye üye olmasına imkân tanınmıştır. Fakat başvuruculara bu hak verilmemiştir. Bunun üzerine başvurucular da ABB’nin kurucu Heyetinin yasadışı olduğunu savunan bir metne imza koymuşlardır.

Birinci başvurucu yönünden

Kanun’da 2005 yılında yapılan değişikliğin ardında başvurucu ABB’ye kabul edilmek için başvuruda bulunmuştur. Ancak başvurusu reddedilmiştir. Başvurucunun bu ret kararına karşı açtığı davalar da reddedilmiştir.

Ret kararlarında gerekçe olarak sadece 27 Ocak 2006 tarihinde yapılan toplantının tutanağının verilmesiyle yetinilmiştir. Bu toplantı sırasında başvurucuya “Azerbaycan Barolar Birliğinin kurucu meclisinin yasadışı olduğunu ileri sürerek dava açan avukatlardan biri olarak bu konuda ne söylemek istersiniz?” ve “…bu meclisin yasadışı olduğunu düşünüyorsanız neden üye olmak istiyorsunuz?” şeklinde sorular yöneltilmiştir. Başvurucunun soruları cevaplamasından sadece bir dakika sonra başvurusunun reddedildiği bildirilmiştir.

İkinci başvurucu yönünden

2005 yılında, Kanun’da yapılan bir değişiklik üzerine başvurucu ABB’ye kabul edilmek üzere başvuru yapmış, başvurusu 19 Kasım 2005 tarihinde ABB Heyeti tarafından reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara karşı açtığı davalar da reddedilmiştir.

Başvurucuya gerekçe olarak yalnızca 19 Kasım 2005 tarihinde yapılan toplantının tutanağı verilmiştir. Bu toplantı sırasında başvurucuya “ABB’nin kurucu meclisinin yasadışı olduğunu belirterek dava açan avukatlardan biri olarak bu konuda ne söylemek istersiniz?”, “Basında çıkan yazılarınızda ülkede mahkemelerin içinde bulunduğu felaket durumun temel nedenlerinden biri olarak avukatlığın kötü durumunu göstermişiniz. Bu konudaki düşüncenizi öğrenmek isteriz”, “… size ve avukatlığınıza büyük saygı duyuyorum ancak basında ve Hukuk Gazetesi’nde yayımlanan makalelerinizde ABB üyelerine hakaret ettiniz” ve “ABB’ye üye olmak istiyorsunuz ama ona karşı dava açıyorsunuz?” diye sorulmuştur. Başvurucunun cevaplarından sonra başvurusunun reddedildiği kararı bildirilmiştir.

Başvurucuların başvurularına el konulması olayı ile ilgili olarak

İkinci başvurucu hakkında 8 Ağustos 2014 tarihinde ceza soruşturması başlatılmıştır. AİHM önünde görülen ve arasında bu başvurunun da bulunduğu yüze yakın başvurusu olan başvurucunun tüm dava dosyalarına 8-9 Ağustos 2014 tarihlerinde el konulmuştur. Dosyalar 25 Ekim 2014 tarihinde başvurucuya geri verilmiştir.

Avukatların ifade özgürlüğü: Mesleki eleştiriler ifade özgürlüğü kapsamındadır

Avukatların ifade özgürlüğü konusunda aşağıdaki makaleyi okumanızı öneririz

İfade özgürlüğünün ihlali

Başvurucular, Azerbaycan’da avukatlık mesleğinin icrasının içindeki durumuyla ilgili görüşlerinden ötürü ABB’ye kabul edilmediklerini, bu durumun Sözleşme’nin 10. (ifade özgürlüğü) ve 11. (toplantı özgürlüğü) maddelerini ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.

Başvurucular, ABB’nin işleyişi ve avukatlık mesleğinin kötü durumunu eleştirdikleri için ABB’ye kabul edilmediklerini belirtmişlerdir. Başvurucular temel olarak Heyet’in toplantı tutanaklarına ve baro temsilcisinin duruşmada yaptığı savunmaya dayanmışlardır. Ayrıca, ABB’ye kabul edememelerinin hukuki olmadığını, avukat olabilmek için kanunda yer verilen tüm koşulları sağladıklarını belirtmişlerdir.

Müdahalenin varlığı

AİHM ilk olarak Azerbaycan Devleti’nin başvurucuların iddialarında dayandıkları toplantı tutanaklarının gerçek olmadığına ilişkin iddiasını kabul etmemiştir. Davalı taraf bu iddiasıyla uyumlu biçimde AİHM’ye bu tutanakların asıllarını sunmamıştır. Dosyada mevcut tutanakların gerçekliği AİHM önündeki davanın hiçbir aşamasında da tartışma konusu yapılmamıştır.

Tutanaklar incelendiğinde ABB’nin üyeleri, başvurucuları kabul konusunda sorgularken sadece ABB ve Azerbaycan’daki avukatlık mesleğinin durumu hakkındaki görüşleri üzerinde durmuşlardır. Başvurucuların kabul edilebilirlik kriterlerinin sağlayıp sağlamadığı ya da hukuksal yeterlilikleri hakkında hiç bir yorumda bulunmamışlardır.

Derece mahkemesindeki savunmasında başvurucuların kabul edilmeme nedenlerinin ABB hakkındaki görüşleri olduğunu açıkça söyleyen ABB avukatının savunması ile bu durum teyit edilmiştir.

AİHM, ABB’ye kabul edilmeme kararının başvurucuların avukat olarak yaptıkları mesleki eleştirilere dayandığını kabul etmiştir. Bu nedenle söz konusu ret kararı, başvurucuların ifade özgürlüğü hakkına yönelik bir müdahaledir.

Müdahalenin meşruluğu

Söz konusu müdahale, hukuk tarafından öngörülmediği, Sözleşme’nin 10 § 2 fıkrasında yer alan meşru amaçlardan en az birinin kapsamında olmadığı ve demokratik bir toplumda gerekli olmadığı sürece 10. maddenin ihlaline yol açar.

Hukuk tarafından öngörülmek, bir müdahalenin yalnızca yasal bir dayanağa sahip olması anlamına gelmez. Aynı zamanda mevcut yasal dayanağın kalitesine de vurgu yapar.

Hukuk kuralının ulaşılabilir, öngörülebilir, yeterli açıklıkta ve anlaşılabilir olması gerekir. Mutlak bir kesinlik ifade eden dille kaleme alınması mümkün olmadığından hukuk kurallarında belli oranda yoruma izin verecek belirsiz ifadeler kullanılması ve bu kuralların değişen koşullara uyum sağlayabilmesi gerekir. Bu nedenle pek çok hukuki düzenlemede kaçınılmaz olarak az ya da çok belirsiz kavramlar kullanılmakta olup kuralın yorumunu uygulama şekillendirmektedir.

Somut olayda ABB’ye kabul şartlarını düzenleyen yasa ile öngörülen koşullar incelendiğinde; elinde özel yetki bulunduran avukatlar bakımından ABB’ye kabul için aranan tek koşul, Heyet tarafından yapılacak inceleme sonucunda bu kişilerin avukat olarak faaliyette bulunmak için gerekli şartları sağlayıp sağlamadığına karar verilmesidir.

Ancak AİHM, somut olayda Heyet’in yaptığı incelemede, yalnızca başvurucuların ABB ve Azerbaycan’daki avukatlık mesleğinin durumu ile ilgili görüşleri üzerinde durduğunu saptamıştır. Başvurucuların avukat olarak faaliyet göstermek için gerekli koşulları taşıyıp taşımadığı konusunda hiçbir gerekçe sunulmamıştır. Başvurucuların taleplerinin reddedildiğinin belirtilmesiyle yetinilmiştir.

Davalı devlet, söz konusu gerekliliklerin başvurucularca sağlandığına karşı çıkmamıştır. Heyet’in ret kararına herhangi bir gerekçe sunamamış, değerlendirme yetkisinin Heyet’in yetkisi dâhilinde olduğunun belirtilmesiyle yetinilmiştir.

Baro birliklerinin insan hakları açısında önemi

AİHM, kararında avukatların ifade özgürlüğü konusunun avukatlık mesleğinin bağımsızlığıyla ve adaletin düzgün biçimde işleyişiyle ilgili olduğunu hatırlatmıştır. Ayrıca, avukat birlikleriinsan haklarının korunmasında çok önemli bir rol oynarlar. Bu bakımdan avukat birlikleri bağımsız kalabilmeyi başarmalıdırlar.

Baro birlikleri bir otokontrol işlevi görürler. Bu işlevi etkili biçimde yerine getirmeleri için avukatlık mesleğini icra edeceklerle ilgili olarak tam bir bilgiye sahip olmak isteyebilirler. Ancak AİHM, davalı devletin ve derece mahkemelerinin Heyet’in öngörülmeyen gerekçelerle mesleğe erişimlerini engellemesini ve bu suretle avukatların ifade özgürlüklerine yapılabilecek muhtemel müdahalelere karşı korumasız bırakılmalarını kabul etmemiştir.

Avukatların ifade özgürlüğü neden önemlidir

Konseyi Bakanlar Komitesinin R(2000)21 No.lu Tavsiye Kararı avukatların ifade özgürlüğü konusuna vurgu yapmaktadır. AİHM, avukatların ifade özgürlüğü hakkından faydalanması gerektiği, mesleğe erişim kararlarının ise bağımsız ve tarafsız hukuki mercilerin verilmesi gerektiği hususlarına dikkat çekmiştir.

Bu nedenlerle AİHM somut olaydaki müdahalenin Sözleşme’nin 10 § 2 fıkrası çerçevesinde “kanun tarafından öngörülmediği” sonucuna varmıştır. Sözleşme’nin 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü ihlal edilmiştir (başvurucu avukatların ifade özgürlüğü). AİHM, Sözleşme’nin 10 § 2 fıkrasında belirtilen meşru amaç ve demokratik toplumda gereklilik koşulları yönünden incelemeyi gerekli görmemiştir.

Bireysel başvuru hakkının ihlali

İkinci başvurucu, AİHM’ye yaptıkları başvurulara ilişkin tüm belgelere el konulmasının belirterek Sözleşme’nin 34. maddesinde düzenlenen bireysel başvuru hakkının kullanımını engelleme amacı taşıdığını ileri sürmüştür.

AİHM, el koyma işleminin devlete yüklenen yükümlülükler ile bağdaşmadığına karar vererek Sözleşme’nin 34. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Kararın künyesi: Hajibeyli ve Aliyev/Azerbaycan, B. No: 6477/08 ve 10414/08, 19/4/2018.

AİHM, avukatların ifade özgürlüğü konusunda yeni bir karar verdi