Ana Sayfa Aynı olaya ilişkin farklı kararlar verilmesi hak ihlalidir

Aynı olaya ilişkin farklı kararlar verilmesi hak ihlalidir

-

Aynı olaya ilişkin farklı kararlar verilmesi hak ihlalidir

Aynı olaya ilişkin farklı kararlar verilmesi konusunda AYM yeni bir karar verdi. Anayasa Mahkemesi (AYM), Hakan Altıncan (B. No: 2016/13021, 17/5/2018) bireysel başvurusunda aynı olaya ilişkin farklı kararlar verilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi (karara ilişkin basın duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz).

Aynı olaya ilişkin farklı kararlar verilmesi ile ilgili olaylar

Başvurucu, Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) bünyesindeki bir termik santralde çalışmaktadır. Başvurucu, hizmet kolunda faaliyette bulunan bir sendikaya üye olmuştur. Ancak EÜAŞ kendi personeli olmadığını belirterek başvurucunun üyelik başvuru belgelerini iade etmiştir.

Aynı işyerinde çalışan birçok işçi tarafından şirket ile imzalanan ve hâlen yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesine dayanarak ayrı ayrı alacak davaları açılmıştır.

İş mahkemesi, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen çok sayıda dosyayı emsal göstererek başvurucu ve diğer işçilerin hizmet alım ihalesini alan alt işverenlerin değişmesine rağmen çalışmaya devam ettikleri, hizmet alımına konu işin asıl iş niteliğinde olduğu, be nedenle de asıl işveren ile alt işveren arasındaki hizmet alımının muvazaalı olduğu gerekçesiyle davaların kabulüne karar vermiştir.

Temyiz incelemesi neticesinde ilgili Yargıtay dairesi daha önceki içtihatlardan ayrılarak bozma kararı vermiştir.

Yargıtayın bozma kararı sonrasında davalar iki ayrı iş mahkemesine gönderilmiştir. Daha önce davaları kabul eden iş mahkemesi direnme kararı vermiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) direnme kararını yerinde görmüş ve davalar davacı işçilerin lehine sonuçlanmıştır.

Diğer iş mahkemesi ise bozma kararına uyarak aralarında başvurucunun da bulunduğu çok sayıda dosyanın reddine karar vermiştir.

Temyiz üzerine ilgili Yargıtay dairesi, ilk derece mahkemesince bozmaya uyulması nedeniyle HGK’nın önüne çıkmayan somut olayda davalı lehine usuli müktesep hak oluştuğundan hükmü onamıştır.

Çelişkili yargı kararı verilmesine ilişkin iddialar

Başvurucu, açtığı davanın aynı maddi olaya dayanılarak açılan diğer davalardan farklı sonuçlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu aynı olaya ilişkin farklı kararlar verilmesi hususunun haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Çelişkili yargı kararı verilmesi konusuna AİHM’nin yaklaşımı

AİHS ve çelişkili yargı kararları

Sözleşme’nin 6(1) fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir…”

AİHM, adil yargılanma hakkının hukukun üstünlüğünün sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunu belirten Sözleşme’nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğini belirtmektedir. Hukukun üstünlüğünün temel unsurlarından biri, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı garanti altına alan ve kamuoyunun mahkemelere olan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlik ilkesidir.

Toplumun yargı sistemine olan güveni hukuk devletinin esaslı unsurlarından biri olmasına rağmen birbirinden farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi, bu güveni azaltacak nitelikte bir hukuki belirsizlik durumu oluşturabilir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).

Hakkaniyete uygun yargılama konusunda şu makaleye bakabilirsiniz

Çelişkili yargı kararları ve hukuki güvenlik ilkesi

AİHM, hukuki güvenlik ilkesinin hukuki durumlarda belli bir istikrarın sağlanmasını ve toplumun adalete olan güvenini desteklemeyi amaçladığını belirtmektedir. Aynı olaya ilişkin farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi toplumun yargısal sisteme olan güvenini azaltır nitelikte bir hukuki belirsizliğe yol açabilir (Çelebi ve diğerleri/Türkiye, B. No: 582/05, 9/2/2016, § 52).

AİHM, içtihat farklılıklarını kendi bölgesinde yetki sahibi olan ve davanın esasına bakan ulusal mahkemelerin bulunduğu yargı sistemlerinin doğal bir sonucu olduğunu kabul etmiştir. Yüksek mahkemelerin görevi bu çelişkileri düzeltmektir. Fakat çelişkili uygulama yüksek mahkemenin bünyesinde gelişiyorsa bu durumun toplumun adli sisteme olan güvenini azaltarak hukuki güvenlik ilkesini ihlal eder (Çelebi ve diğerleri/Türkiye, B. No: 582/05, 9/2/2016, § 55).

Diğer taraftan bireylerin güveninin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde yorumlanmamalıdır (Unedic/Fransa, B. No: 20153/04, 18/12/2008, § 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 58).

Mahkemelerin yorumlarının dinamik bir yapıya sahip olmaması reform ya da gelişimi engelleyeceğinden, kararlardaki değişim adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmez (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: 36815/03, 14/1/2010, § 38).

AİHM, çelişkili yargı kararları nedeniyle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurularda öncelikle ulusal mahkemelerin yerini almak gibi bir görevi olmadığını, ulusal mevzuatın yorumlanmasından doğan sorunların öncelikle mahkemelerin görevi olduğunu ve kendi rolünün bu tür yorumların Sözleşme ile uyumlu olup olmadığını denetlemekten ibaret olduğunu belirtmektedir. İçtihat farklılığından kaynaklanan tutarsızlığın giderilmesi için iç hukukta bir mekanizmanın bulunup bulunmadığının ve bu mekanizmanın uygulanıp uygulanmadığı önem taşır (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, §§ 49-54).

Aynı olaya ilişkin farklı kararlar verilmesi ile ilgili olarak AİHM; iki ihtilafa farklı muamele yapılmasının, incelenen maddi olayların farklılığından kaynaklanmış olması halinde çelişkili içtihatlardan bahsedilemeyeceğini belirtmiştir (Erol Uçar/Türkiye (kk.), B. No: 12960/05, 29/19/2009).

Aynı maddi olaya ilişkin farklı kararlar verilmesine AYM’nin yaklaşımı

Anayasa‘nın 36(1) fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anayasa‘nın 36. maddesinde herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu ibaresine göre Sözleşme’de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır(Yaşar Çoban, B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 53).

Adil yargılanma hakkı uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukuk devleti ilkesinin gözetilmesini gerektir. Hukuk devleti ilkesinin, Anayasa‘nın tüm maddelerinin yorumlanması ve uygulanmasında göz önünde bulundurulması zorunludur.

Çelişkili yargı kararları, hukuk güvenliği ve hukuki belirlilik

Hukuk devletinin gereklerinden birini de hukuk güvenliği ilkesi oluşturur (AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010 ve E.2012/65, K.2012/128, 20/9/2012). Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/39, K.2013/65, 22/5/2013).

Hukuk kurallarının nasıl yorumlanacağı veya birden fazla yorumunun mümkün olduğu durumlarda bu yorumlardan hangisinin benimseneceği derece mahkemelerinin yetkisindedir.

Aynı olaya ilişkin farklı kararlar verilmesi ve hukuki belirlilik ilkesi

AYM’nin bireysel başvuruda derece mahkemelerince benimsenen yorumlardan birine üstünlük tanıması veya derece mahkemelerinin yerine geçerek hukuk kurallarını yorumlaması bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. AYM’nin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevi, hukuk kurallarının birden fazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik ve öngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmektir (Mehmet Arif Madenci, B. No: 2014/13916, 12/1/2017, § 81).

Uygulamadaki tutarlılığı sağlamaları beklenen yüksek mahkemelerin farklı dairelerinin benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmaları, bir kararın belirli bir daireye düştüğü takdirde  onanacağı,  başka bir daire tarafından ele alındığı takdirde bozulacağı gibi ihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçları ortaya çıkarır (Türkan Bal [GK], B. No: 2013/6932, 6/1/2015, § 53).

Aynı maddi olay ve hukuksal durumdaki farklı kişilerce açılan davalarda çelişkili sonuçlara ulaşılması hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşebilir. Yargı mercilerinin kamuoyu nezdinde yargıya olan güveni muhafaza etme bakımından kararlarında belli bir istikrar sağlaması beklenir. Bu itibarla içtihat değişikliği tek başına adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurmaz. Ancak bu değişiklik ile benimsenen yeni yaklaşımın benzer uyuşmazlıklarda tutarlı olarak uygulanması gerekir.

Aynı olaya ilişkin farklı kararlar verilmesi olayında AYM’nin değerlendirmesi

Mevcut bireysel başvuruda ilgili Yargıtay dairesi, benzer uyuşmazlıkların çözümünde kullanılan yöntemden ayrılarak yeni bir yaklaşım benimsemiştir. Yargıtay dairesinin içtihat değişikliğine gitmiş olması tek başına adil yargılanma hakkının ihlaline neden olmaz. Ancak içtihat değişikliğinin aynı uyuşmazlıkları çözüme bağlayan diğer daire ve HGK tarafından benimsenmiştir. Yargıtayın kendi içinde tutarlı bir uygulamanın bulunmadığı AYM tarafından saptanmıştır.

Yargıtay içinde gelişen ve davaların içeriğinden kaynaklanmayan farklı uygulama nedeniyle benzer durumda bulunan kişilerin bir kısmı, talepleri doğrultusunda karar elde etmişken bir kısmının talebi ise aksi yönde sonuçlanmıştır. Söz konusu durum hukuki belirsizliğe yol açmıştır. Başvurucu için öngörülemez nitelikte olan bu uygulama nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin zedelendiği sonucuna ulaşılmıştır.

AYM, bu nedenlerle, Hakan Altıncan (B. No: 2016/13021, 17/5/2018) bireysel başvurusunda aynı olaya ilişkin farklı kararlar verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

Bireysel Başvuruhttp://www.bireyselbasvuru.com.tr
Hukuk alanında en merak edilen konular hakkında avukat ve hukukçulara en güncel hukuki bilgiler. Hukuki sorunlara hukuksal cevaplar...

Son yazılar

Bilişim suçları cezası ne kadar. Bilişim suçları cezası kaç yıl.

Bilişim suçları cezası ne kadarBilişim suçları cezası ne kadar? Bilişim suçlarının cezası...

TCK 86-Kasten yaralama suçu nedir?

TCK 86 - kasten yaralama suçu nedir? Kasten yaralamaya teşebbüs suçu nedir? Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi, Kasten yaralama suçu ve haksız tahrik, basit yaralama suçu ve cezası
TCK 86-Kasten yaralama suçu nedir? TCK 86-Kasten yaralama suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 86-88. maddelerinde açıklamıştır....

Takipsizlik kararına itiraz dilekçesi

Takipsizlik kararına itiraz nasıl yapılır Takipsizlik kararına itiraz dilekçesi örneğine aşağıda yer verilmiştir. Aşağıda verilen örnek bilgi amaçlı...

Takipsizlik kararı nedir (CMK 172)

Takipsizlik kararı nedir? Takipsizlik ne demek? Takipsizlik kararına itiraz nasıl yapılır? Süresi ne kadardır? Hangi durumlarda takipsizlik kararı verilir.
Takipsizlik kararı ne demek (CMK 172) Takipsizlik kararı nedir? Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 172/1 maddesine göre Cumhuriyet savcısınca,...

En çok okunanlar

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz
Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz. Anayasa Mahkemesi...

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı
Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı AİHM, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek...

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir? Bireysel başvurunun tanımı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru, temel hak ve...

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir (konu bakımından yetki)?

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir?
Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar hakkında kısa bilgiler. Bireysel başvuruya konu edilebilecek haklar nelerdir? Hangi...

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır
Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır Su kirliliğinin çevresel etkileri yaşam alanlarımız ve toplum sağlığı...