Ana Sayfa AYM Kararları Eşcinsellere sapkın demek nefret söylemi olarak görülmedi

Eşcinsellere sapkın demek nefret söylemi olarak görülmedi

Eşcinsellere sapkın demek nefret söylemi olarak değerlendirilmedi

Eşcinsellere sapkın demek Anayasa Mahkemesine (AYM)ye göre nefret söylemi değildir. AYM, KAOS GL Kültürel Araştırma ve Dayanışma Derneği (B. No: 2014/18891, 23/5/2018) bireysel başvurusunda Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan şeref ve itibarın korunmasını isteme hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. [karara ilişkin basın duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz]. Eşcinsellere sapkın demek AYM’ye göre nefret söylemi olarak değerlendirilmemiştir.

Eşcinsellere sapkın demenin nefret söylemi olmadığına ilişkin olaylar

6/11/2012 tarihinde “habervaktim.com” isimli intenet haber sitesinde “Siyonist uşakları yine teröre sarıldı” başlıklı, imzasız bir haber yayımlanmıştır. Haberde başvurucu dernek “sapkınların derneği” olarak nitelemiştir.

Başvurucu derneğin avukatı, haberde kendisine hakaret edildiği ve ifadelerin halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştur. Cumhuriyet başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Yapılan itirazın reddi üzerine söz konusu avukat, şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal edildiği iddiasıyla AYM’ye bireysel başvuruda bulunmuştur.

Başvurucu, haberde kendileri hakkında kullanılan “sapkınlar” ifadesinin halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçunu oluşturduğu gerekçesiyle site yöneticisi hakkında şikâyette bulunmuştur. Cumhuriyet başsavcılığı tarafından, müştekinin şikâyetine konu eylemle ilgili daha önce soruşturma yapıldığı ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği belirtilmiştir. Savcılık verilen kararın kesin olduğu ve şüpheli hakkında aynı fiil nedeniyle tekrar soruşturma yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiştir. Karara yapılan itiraz ise ilgili mahkemece reddedilmiştir.

Nefret söylemi ve Birleşmiş Milletler Antlaşması

Ulusal, ırkçı veya dinsel nefretin savunulması insan haklarıyla ilgili uluslararası ve bölgesel belgelerde yasaklanmıştır.

Birleşmiş Milletler Antlaşması‘nın ön sözünde hoşgörülü davranma taahhüdü bulunmaktadır.  Antlaşmanın 1(3) fıkrasında Birleşmiş Milletlerin amacı “Ekonomik, sosyal, fikri ve insani mahiyetteki milletlerarası davaları çözerek ve ırk, cins, dil veya din farkı gözetmeksizin herkesin insan haklarına ve ana hürriyetlerine karşı saygıyı geliştirerek ve teşvik ederek, milletlerarası işbirliğini gerçekleştirmek” olarak belirtilmiştir.

Nefret söylemi ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi‘nin 1., 2. ve 7. maddelerinde herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin söz konusu beyanname ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanacağı belirtilmiştir.

Nefret söylemi ve Avrupa Konseyi

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından yayımlanan “nefret söylemi” konulu, 30/10/1997 tarihli ve 97(20) sayılı Tavsiye Kararı’nda “nefret söylemi” kavramı şu şekilde tanımlanmıştır:

“Bu ilkelerin uygulanması amacıyla, ‘nefret söylemi‘ ifadesi, ırkçı nefreti, yabancı düşmanlığını, antisemitizmi veya azınlıklara, göçmenlere ve göçmen kökenli insanlara yönelik saldırgan milliyetçilik ve etnik merkezcilik, ayrımcılık ve düşmanlıkla ifade edilen hoşgörüsüzlük de dahil olmak üzere hoşgörüsüzlüğe dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, tahrik eden, teşvik eden veya haklı gösteren tüm ifade biçimlerini kapsayacak şekilde anlaşılacaktır.”

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından yayımlanan  “Cinsel yönelim veya cinsiyet temelli ayrımcılıkla mücadele etmek için alınması gereken önlemler” konulu, 31/3/2010 tarihli ve (2010)5 sayılı Tavsiye Kararı’na ek  “Nefret Söylemi” başlıklı bölümün (6) numaralı paragrafı şu şekildedir:

“Üye devletler; medya ve internette olanlar dahil lezbiyen, gey, biseksüel ve trans kişilere karşı nefret veya diğer ayrımcılık biçimlerini tahrik etme, yayma ya da teşvik etme etkisi bulunan tüm ifade biçimleriyle mücadele etmek için uygun önlemleri almalıdırlar. Bu gibi ‘nefret söylemleri‘ yasaklanmalı ve kamusal olarak reddedilmelidir. Bu kapsamda alınacak tüm önlemler Sözleşme’nin 10. maddesi ve Mahkemenin içtihadıyla uyumlu olarak ifade özgürlüğü temel hakkına saygı çerçevesinde gerçekleştirilmelidir.”

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin “Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık” konulu, 29/4/2010 tarihli ve 1728(2010) sayılı kararının (7) numaralı paragrafı şu şekildedir:

“Belirli siyasi ve dini liderler ile diğer sivil toplum liderlerinin nefret söylemleri ve medya ile internetteki nefret söylemleri de özellikle kaygı yaratacak bir durum haline gelmiştir. Meclis tüm kamu otoritelerinin bu kapsamda en önemli görevinin, yalnızca insan hakları belgelerinde yer verilen hakları uygulamak ve etkili şekilde korumak değil, aynı zamanda ayrımcılık ve nefrete dayalı hoşgörüsüzlüğü meşrulaştırması ve beslemesi muhtemel olan söylemden kaçınmak olduğunu vurgulamaktadır. Suça tahrik eden nefret söylemi ile ifade özgürlüğü arasındaki sınır Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı doğrultusunda belirlenecektir.”

Cinsel yönelim (eşcinsellik) bağlamında nefret söylemine AİHM’nin yaklaşımı

Eşcinsellere sapkın demek ile ilgili tüketilmesi gereken hukuk yolu hangisidir?  Eşcinsellere sapkın demek nefret söyleminin kapsamına girer mi?

AİHM, nefret söylemi ile ilgili içtihadını iki farklı yaklaşım üzerinden oluşturmuştur. AİHM, Sözleşme’nin benimsediği temel değerleri dışlayan veya öngördüğü demokratik düzeni yıkma amacı taşıyan nefret söylemini, Sözleşme‘nin “Hakları kötüye kullanma yasağı” kenar başlıklı 17. maddesi kapsamında incelemektedir (Garaudy/Fransa (kk.), B. No: 65831/01, 24/6/2003; Norwood/Birleşik Krallık (k.k.), B. No: 23131/03, 16/11/2004).

AİHM, anılan amaçları taşımamakla birlikte nefret söylemi boyutuna ulaştığını değerlendirdiği ifadeler yönünden ise Sözleşme‘nin 10(2) fıkrasında öngörülen ifade özgürlüğünün sınırlanma koşullarını göz önüne alarak inceleme yapmaktadır.

Bu bağlamda AİHM, şiddet, nefret veya nefret eylemlerini teşvik ve tahrik eden ya da şiddeti yücelten veya meşrulaştıran ifadeleri nefret söylemi kapsamında görmektedir (Sürek/Türkiye (No.1) [BD], B. No: 26682/95, 8/7/1999, §§ 61, 62; Gündüz/Türkiye (kk.), B. No: 59745/00, 13/11/2003; Leroy/Fransa, B. No: 36109/03, 2/10/2008, § 45; Balsyte-Lideikiene/Litvanya, B. No: 72596/01, 4/11/2008, §§ 78-80; Le Fen/Fransa (kk.), B. No: 18788/09, 20/4/2010).

Cinsel yönelim üzerinden nefret söylemine AİHM’nin yaklaşımı

AİHM, cinsel yönelim üzerinden nefret söylemi konusunu incelediği Vejdeland ve diğerleri/İsveç (B. No: 1813/07, 9/2/2012) kararında, okul öğrencilerinin dolaplarına eşcinsellikle ilgili görüşlerini içeren bildiriler bırakan başvurucuların bildirideki ifadeler nedeniyle ulusal ya da etnik bir gruba karşı kışkırtma suçundan mahkum edilmelerinin ifade özgürlüğünü ihlal edip etmediğini incelemiştir.

Bu bildiride yer alan ifadeler özetle şu şekildedir:

Eşcinsellik Propagandası

Son yıllarda toplum, eşcinsellik ya da diğer cinsel sapkınlıkları reddetmekten vazgeçerek bu cinsel sapkınlıkları kabullenme ve sahiplenme eğilimleri göstermeye başlamıştır. İsveç karşıtı öğretmenlerinizin de çok iyi bildiği gibi eşcinsellik toplumun temeli üzerinde ahlaken yıkıcı bir etkiye sahiptir ve onlar bu durumu normal ve olumlu bir olguymuş gibi sunmaya çalışmaktadırlar.

Onlara HIV ile AIDS’in eşcinsellikle eş zamanlı ortaya çıktığını, eşcinsellerin dağınık ve karmaşık yaşam biçimlerinin, günümüz vebası niteliğindeki bu hastalıkların yerleşmesindeki temel sebeplerden biri olduğunu söyleyin.

Onlara  eşcinsel lobilerinin aynı zamanda pedofiliyi de normalleştirmeye çalıştığını anlatın ve bu cinsel sapkınlığın yasallaştırılmasının mümkün olup olmadığını sorun”

AİHM, anılan kararında başvurucuların söz konusu bildirilerle İsveç okullarında verilen eğitimin objektif olması gerektiği konusunda bir tartışma başlatma amacı taşıdıklarını ve bildiride yer alan ifadelerin bireyleri doğrudan nefret eylemlerinde bulunmaya teşvik edici olmadığını kabul etmekle birlikte söz konusu ifadelerin ciddi ve ön yargılı iddialar olduğunu belirtmiştir (Vejdeland ve diğerleri/İsveç, § 54).

Bir ifadenin nefret söylemi olarak nitelendirilebilmesi için şiddet ya da suça yönlendirmenin zorunlu olmadığını, ifade özgürlüğünün sorumsuz bir şekilde kullanılarak toplumun belli kesimlerine hakaret edilmesi, bu kesimlerin aşağılanması ya da karalanması hallerinde de devlet otoritelerinin harekete geçmesinin beklenebileceğini ifade etmiştir. Bu bağlamda cinsel yönelim temelli ayrımcılığın da ırk, köken ya da renk temelli ayrımcılık kadar önemli olduğunu vurgulamıştır (Vejdeland ve diğerleri/İsveç, § 55).

Cinsel yönelim temelli ayrımcılık ırk, köken ya da renk temelli ayrımcılık kadar önemlidir

AİHM, Vejdeland ve diğerleri/İsveç bireysel başvurusunda, bildirilerin etkiye açık ve hassas yaştaki genç öğrencilerin dolaplarına bunları okumayı reddetme şansı verilmeksizin bırakılmasını ve söz konusu okula devam etmeyen başvurucuların okula giriş izinlerinin bulunmamasını da göz önüne almıştır (Vejdeland ve diğerleri/İsveç, § 56).

AİHM, son olarak başvurucuların ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin orantılılığına ilişkin değerlendirmesinde, mahkumiyetlerine karar verilen suç hakkında iki yıla kadar hapis cezası öngörülmüş olmasına rağmen üç başvurucu hakkında verilen hapis cezasının ertelenerek haklarında adli para cezasına hükmedilmesi, son başvurucunun ise adli denetim sürecine tabi tutulmasının orantısız olmadığına ve demokratik bir toplumda gerekli sayılabileceğine, bu nedenle başvurucuların ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar vermiştir (Vejdeland ve diğerleri/İsveç, §§ 58-60).

Nefret söylemi içerdiği iddia edilen ifadeler bağlamında değerlendirmelidir

AİHM, başvuru konusu ifadenin belirtildiği bağlamı yani ifadenin ulaştığı yer ve zamanın arka planını da değerlendirmeye almaktadır (Karataş/Türkiye [BD], B. No: 23168/94, 8/7/1999, § 51; Leroy/Fransa, § 38).

Soulas ve diğerleri/Fransa (B. No:15948/03, 10/7/2018) kararında, “Avrupa’nın Sömürgeleşmesi: Göç ve İslam Hakkında Gerçek Söylem” başlıklı kitabın iki yazarının Avrupa’nın Müslüman göçmen nüfusuyla ilgili bu konudaki sorunların ancak etnik kökenli bir iç savaş çıkması durumunda çözülebileceği gibi ifadeler de barındıran anlatımları nedeniyle cezalandırılmalarının ifade özgürlüklerini ihlal edip etmediğini incelemiştir.

AİHM, Fransa’nın çok sayıdaki Müslüman göçmen nüfusu topluma entegre etme çabası içinde olduğu ve bu süreçte halihazırda kolluk güçleri ile anılan nüfusun radikal kesimi arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı şeklindeki Fransa’ya özgü sorunları da değerlendirmeye alarak (Soulas ve diğerleri/Fransa, §§ 36, 37) ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Cinsel yönelim (eşcinsellik) bağlamında nefret söylemine AYM’nin yaklaşımı

Şeref ve itibarın korunması açısından hukuki tazmin yolu daha yüksek başarı şansı sunar

Eşcinsellere sapkın demek nefret söylemi kapsamında mıdır? AYM, Anayasa’nın 17(1)  fıkrasında koruma altına alınan şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına yönelik uyuşmazlıklar açısından, hukuki tazmin yolunun daha yüksek başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu olduğunu ifade etmiştir (S.S.A.,  B.  No: 2013/2355, 7/11/2013, § 31; Halkevleri Derneği ve İlknur Birol, B. No: 2013/577, 30/6/2014, § 29).

Nefret söylemi açısından ceza yargılaması yeterli görülebilir

Eşcinsellere sapkın demek ile ilgili tüketilmesi gereken hukuk yolu hangisidir? Öte yandan hoşgörünün ve bütün insanların onuruna aynı düzeyde saygının demokratik ve çoğulcu bir toplumun temellerini oluşturduğu gerçeğinden hareketle hoşgörüsüzlük temelinde nefreti yayan, teşvik eden, yücelten veya haklı gösteren tüm ifade çeşitlerini önlemek ve hatta bunları cezalandırmak izlenen meşru amaçla orantılı olmak kaydıyla gerekli görülebilir. Bu nedenle AYM, nefret söylemi iddiası bulunan başvurular yönünden başvuruya konu olayın kendine özgü koşulları da dikkate alınmak koşuluyla bireysel başvuru öncesinde hukuk yoluna gidilmeksizin sadece ceza muhakemesi yolunun tamamlanmış olmasının yeterli görülebileceğini belirtmiştir (Sinem Hun, B. No: 2013/5356, 8/5/2014, § 32).

AYM’ye göre nefret söyleminin kapsamı

Eşcinsellere sapkın demek nefret söyleminin kapsamına girer mi? AYM; ten rengi ve etnik köken, toplumsal cinsiyet, cinsel kimlik, cinsel yönelim, engellilik, siyasal aidiyet veya yaş kategorileri ile mülteci, göçmen, yabancı veya başka dezavantajlı gruplara yönelik, hoşgörüsüzlüğe dayalı nefreti yayan, kışkırtan, teşvik eden veya meşrulaştıran her türlü ifade biçiminin nefret söylemi olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır (Fetullah Gülen [GK], B. No: 2014/12225, 14/7/2015, § 40). Bu doğrultuda nefret söylemi saikinin salt o kişiye ilişkin bir aidiyet olgusundan ibaret bulunması gerekir (Fetullah Gülen, § 41). Başka bir deyişle hoşgörüsüzlüğe dayalı nefret biçimlerini yayan, kışkırtan, teşvik eden veya meşrulaştıran ifadeler içermeyen ve başvurucuya yalnızca belirli bir grubun üyesi olması nedeniyle söylenmeyen sözler, nefret söylemi olarak nitelendirilemez (Fetullah Gülen, § 45).

Basın özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunması arasında adil bir denge gözetilmelidir

Anayasa’nın 26. ve 28.  maddelerinde öngörülmüş olan ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerli ve demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK] , B. No: 2014/1215; 4/6/2015, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ve bunlara ilişkin bir kanaat oluşturması için en iyi araçlardan birini sağladığı açıktır (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013 /5574, 30/6/2014 , § 63 ).

İnternet haberciliğinin -basının temel işlevini yerine getirdiği sürece­ basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 36-42).

Bununla birlikte Anayasa’nın 26. ve 28. maddeleri tamamen sınırsız bir ifade özgürlüğü garanti etmemiştir. 26. maddenin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün kullanımına basın için de geçerli olan bazı “görev ve sorumluluklar” getirmektedir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18 567, 25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14 /10/2015, § 35).

Anayasa’nın 26(2) fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), § 44). Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, § 45).

AYM, benzer başvurularda basın özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunması arasında adil bir denge gözetilip gözetilmediğini değerlendirir (İlhan Cihaner (2), § 39).

Bu, soyut bir değerlendirme olmayıp AYM; kullanılan ifadelerin türünün kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin, kime yöneldiğinin ve kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında sahip oldukları hakların ağırlığının gerektiği gibi değerlendirilip değerlendirilmediğine bakar (Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 56).

Nefret söylemi ve şiddete teşvik bağlantısı

Başvuru konusu ifadelerin sahibi kişinin önceki davranışı, yayımın içeriği, şekli ve sonuçları ile haber veya makalenin yayımlanma şartlarının söz konusu haberin yayımlandığı dönemde ülkede meydana gelen olaylar ışığında değerlendirilmesi gerekliliği de dikkate alınması gereken unsurlardır (İlhan Cihaner (2), §§ 67-73).

Nefret  söylemi ifadesinin genel kabul görmüş bir tanımı bulunmamaktadır. Nefret söylemi olarak sınıflandırılabilecek düşünce açıklamalarının tespit edilmesi, bu tür açıklamaların sadece “nefret” ifadeleri veya duygusu aracılığıyla dışa vurulmaması nedeniyle oldukça zor görünmektedir. Nefret söylemi, ilk bakışta mantıklı veya normal görünebilecek ifadelerde de saklı olabilmektedir (Fetullah Gülen, § 38).

Bununla birlikte nefret söylemi içeren ifadelerin ceza yargılamasına konu edilmesinin gerekliliği, esasen bu tür ifadelerin toplumda hâlihazırda dezavantajlı konumda bulunan gruplara  yönelik nefreti  körükleyerek bunlara yönelik hoşgörüsüzlüğün şiddet eylemlerine dönüşmesi tehlikesinin engellenmesi amacından ileri gelmektedir. Dolayısıyla başvuru konusu olaydaki gibi ifadenin cezalandırılmasının devletten bir pozitif yükümlülük olarak beklendiği durumlarda ifadenin nefret söylemi içerdiğinin söylenebilmesi, başvuru konusu ifadenin, yöneldiği gruba karşı şiddete teşvik etme tehlikesi taşıdığının makul biçimde ortaya konulabilmesi halinde mümkündür.

Eşcinsellere sapkın demek nefret söylemi değildir

Eşcinsellere sapkın demek konusuna AYM nasıl yaklaşmıştır? Başvurucu, haberde geçen “sapkınların derneği” ifadesinin kendileri ve eşcinsel bireyler açısından nefret söylemi içerdiğini ileri sürmüştür.

“Sapkın” kelimesinin Türk Dil Kurumu sözlüğündeki anlamı “doğru yoldan ayrılmış olan” olarak verilmiştir. Toplumda yaptığı çağrışım ve haberin tamamından bağımsız olarak ele alındığında söz konusu ifadenin nefret ya da şiddete yönlendirici bir niteliği yoktur. Sapkın kelimesi ile lafzi olarak kendi görüşüne göre meşru olmayan bir durumun betimlenmiştir.

Nefret söyleminin de dâhil olduğu nefret suçları, tüm dünyada artış gösteren ve devletlerin etkili önlemler alma konusunda pozitif yükümlülüğünün bulunduğu bir alandır.

Cinsel yönelim temelli nefret söyleminin şiddete yöneltme tehlikesi bulunmaktadır. Devletin, ceza yargılaması yoluyla etkili biçimde bu tür suçlarla savaşması, demokrasi ve hukuk devletinin işleyişi yönünden basın özgürlüğü kadar önemlidir. Bu anlamda basının da toplum üzerindeki yönlendirici etkisinin bilincinde olarak bu konuda sorumlu davranması beklenmelidir.

Bununla birlikte başvuru konusu haberin sorumlu kişiler hakkında ceza yargılaması yürütülmesini gerekli kılacak derecede nefret ve şiddete yöneltme tehlikesi içermemektedir. Şikâyet konusu ifadenin de nefret söylemi boyutuna ulaştığından bahsedilemez. Eşcinsellere sapkın demek nefret söylemi değildir.

Bu nedenle, sorumlular hakkında ceza yargılaması yürütülmemiş olması Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan şeref ve itibarın korunmasını isteme hakkını ihlal etmemiştir.

Eşcinsellere sapkın demek ile ilgili tüketilmesi gereken hukuk yolu hangisidir?  Eşcinsellere sapkın demek nefret söyleminin kapsamına girer mi?

Bireysel Başvuruhttp://www.bireyselbasvuru.com.tr
Hukuk alanında en merak edilen konular hakkında avukat ve hukukçulara en güncel hukuki bilgiler. Hukuki sorunlara hukuksal cevaplar...

Soruşturma zamanaşımı süresi ne kadar, soruşturma ne kadar sürer

Soruşturma zamanaşımı süresi ne kadarSoruşturma ile en çok merak edilen konulardan...

Müşteki ne demek? Müşteki mahkemeye girmezse ne olur?

Müşteki ne demek?Bu yazımızda sizlere "müşteki...

Radar cezalarına itiraz dilekçesi nasıl hazırlanır, nasıl itiraz edilir

Radar cezalarına itiraz dilekçesi (2019)Radar cezalarına itiraz...

Plakaya yazılan ceza itiraz dilekçesi. Araç plakasına yazılan ceza dilekçesi

Plakaya yazılan ceza itiraz dilekçesiPlakaya yazılan ceza...

Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz dilekçesi örneği

Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazKovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz...

En çok okunanlar

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz
Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz. Anayasa Mahkemesi...

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7)

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı
Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir? Bireysel başvurunun tanımı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru, temel hak ve...

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir (AYM)

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir?
Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar hakkında kısa bilgiler. Bireysel başvuruya konu edilebilecek haklar nelerdir? Hangi...

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır
Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır Su kirliliğinin çevresel etkileri yaşam alanlarımız ve toplum sağlığı...