Fuhuş özel hayata saygı hakkı kapsamında değildir
Fuhuş özel hayata saygı hakkı kapsamında değildir

Fuhuş özel hayata saygı hakkı kapsamında değildir

Fuhuş özel hayata saygı hakkı kapsamında değildir. Anayasa Mahkemesi (AYM), S.K.(B.) (B. No: 2014/18275, 4/7/2018) bireysel başvurusunda özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Fuhuş özel hayata saygı hakkı kapsamında değildir: AYM kararının tam metnine buradan ulaşın)

Fuhuş yaparak geçinen (genel kadın) başvurucu genelevde çalışmak için başvuruda bulunmuştur. İlgili komisyon, fiziki koşullarının can ve mal güvenliğinin sağlanmasına imkan vermemesi gerekçesiyle başvurucunun genelevde çalışma talebini reddetmiştir. Başvurucunun açtığı iptal davası reddedilmiştir.

Başvurucu, fuhşun (genel kadın) mesleği olduğunu ve genel kadın olarak çalışmasına izin verilmemesinin özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğinden şikayetçi olmuştur.

AİHS ve özel hayat

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS / Sözleşme) “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”

Fuhuş konusuna AİHM’nin yaklaşımı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM),) kararlarında kapalı kapılar ardında gerçekleştirilen her türlü cinsel aktivitenin mutlaka AİHS‘nin 8. maddesi kapsamında görülemeyeceğini belirtmiştir (Laskey, Jaggard ve Brown/Birleşik Krallık, B. No: 21627/93, 19/2/1997). AİHM’ye göre şüphesiz cinsel yönelim ve cinsel aktiviteler özel yaşamın mahrem yönünü oluşturmaktadır.

İnsanın kendi bedeni üzerinde tasarruf hakkı konusuna AİHM’nin yaklaşımı

AİHM kişisel özerkliğin AİHS‘nin 8. maddesinde düzenlenmiş bir hak olmamakla birlikte bu maddede tanımlanan güvencelerin yorumlanmasında önemli bir ilke olduğunu belirtmiştir (Pretty/Birleşik Krallık, B. No: 2346/02, 29/4/2002, § 61). AİHM, AİHS’nin özünün insan onuruna ve özgürlüğüne saygıya dayanmakta olduğunu vurgulamış, Sözleşme ile korunan yaşamın kutsallığı ilkesini yadsımaksızın yaşamın kalitesi kavramının 8. madde bakımından önem arz ettiğini belirtmiştir. Bu suretle AİHM, AİHS’nin 8. maddesinin kişisel özerklik ve yaşam kalitesi unsurlarını da içerdiğini kabul etmiştir (Pretty/Birleşik Krallık, B. No: 2346/02, 29/4/2002).

Kural olarak bireylerin bedenleri üzerinde fiziksel zarara rıza göstermelerini AİHM, kişisel özerklik içinde görmüş ancak rıza dâhilinde kabul edilebilecek zararın derecesinin belirlenmesinde devletlerin geniş takdir yetkisine sahip olduğunu belirtmiştir. AİHM’ye göre bu konuda çatışan hukuki menfaatler, kişisel özerklik ile genel sağlığın korunmasıdır (Laskey, Jaggard ve Brown/Birleşik Krallık, § 44).

Fuhuş AİHS kapsamında değildir

AİHM, eşcinsel olan ve fuhuş yapan kişinin hapis cezasıyla cezalandırılmasının şikâyet konusu yapıldığı başvuruda, ücret elde etmek için yapılan ve profesyonel olarak yürütülen fahişeliğin AİHS‘nin 8. maddesi kapsamında olmadığını belirterek konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (F./İsviçre (k.k.), B. No: 11680/85, 10/3/1988).

Fuhuş özel hayata saygı hakkı kapsamında değildir

AİHM’ye göre fuhuş özel hayata saygı hakkı kapsamında değildir.

Diğer bir bireysel başvuruda da fahişeliği bırakmak ve sigortalı olmak isteyen kişi, Sosyal Güvenlik Kurumunun kendisini prim ödemeye zorladığını belirterek AİHS‘nin 3. ve 4. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. AİHM, bu başvuruda fuhşa zorlamanın insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele sayılacağını belirtmiştir. Ancak rızaya dayalı fuhuş için böyle bir kabul oluşturmamış, bunun nedenini de bu konuda bir Avrupa konsensüsünün oluşmamış olmasına dayandırmıştır (V.T./Fransa, B. No: 37194/02, 11/9/2007, § 24).

Rızaya dayalı fuhuş (fuhşun meslek edinilmesi) konusuna AİHM’nin yaklaşımı

AİHM, fuhşu meslek edinen kişilerin kendi hür iradeleri ile rıza gösterip göstermediği konusu hakkında farklı görüşlerin bulunduğunu belirtmiştir (V.T./Fransa, § 26). AİHM, V.T./Fransa bireysel başvurusunda kamu makamlarının başvurucuyu fahişelik (genel kadın) yapmaya zorlamadıklarını ve başvurucunun sigorta primlerini ödemek için fuhuş dışında başka bir iş yapmasının mümkün olduğunu belirterek 3. maddenin ihlal edilmediği sonucuna ulaşmıştır.

AYM ve fuhuş /genel kadın

Özel hayat kavramı oldukça geniş yorumlanmaktadır. Özel hayat kavramına ilişkin tüketici bir tanım yapılmasından özellikle kaçınılmaktadır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlıktır. Özellikle mahremiyet alanında cinsellikle ilgili eylem ve davranışlar bu alana dâhildir. Ancak yetişkin bireylerin her türlü cinsel eylem ve davranışlarının özel hayata saygı hakkının kapsamında korunduğu söylenemez.

Fuhuş, insan onuru ile bağdaşmaz

Rızaya dayalı olup olmamasına bakılmaksızın fuhuş, insan onuru ve değeri ile bağdaşmaz. Gelinen aşamada fuhuş yapma olgusunun kişisel özerklik çerçevesinde korunması mümkün değildir. Fuhuş, sadece bu işi yapan kişileri değil toplumdaki diğer bireyleri sağlık, ahlak ve kişi hakları gibi birçok açıdan etkiler. Fuhşun bir eğitim veya yetenek unsuruna bağlanması suretiyle meslek sayılması insan haysiyetiyle bağdaşmaz niteliktedir.

Fuhuş mahremiyet hakkı kapsamında değerlendirilemez

Fuhşu talep edenlerin eylemlerinin mahremiyet hakkı kapsamında korunan cinsel yaşam sınırları içinde kalabilir. Fuhşu para kazanmak için yapan bireylerin durumu bakımından ekonomik faaliyet kavramı içinde kalması nedeniyle durum farklılaşmaktadır.

Başvurucunun fuhşu meslek edindiğini (genel kadın) ileri sürerek bu alana yönelik cinsel davranışlarının, mahremiyeti kapsamında kaldığına yönelik bir iddiada bulunmadığı da dikkate alındığında eylemlerinin mahremiyet hakkı kapsamında korunması mümkün görünmemektedir.

Herkesin özgür olarak kişiliğini oluşturmasını ve geliştirmesini sağlayan bir alan içermekle birlikte, özel hayat kavramını, bireyin kişisel hayatını istediği gibi yaşayabileceği bir “iç alan”la sınırlandırmak ve dış dünyayı bu alandan tamamen hariç tutmak aşırı sınırlayıcı bir yaklaşımdır. Bu nedenle özel hayat kavramı, diğer insanlarla ve dış dünyayla sosyal ilişki geliştirme hakkını da kapsamaktadır.

Fuhşun mesleki faaliyet olarak kabulü insan hakları açısından gerilemedir

Fuhşun mesleki bir faaliyet olarak kabulü insan bedeninin (özellikle kadın bedeninin) ekonomik pazar haline getirilmesine yol açacaktır ki bu durum insan hakları açısından gerileme niteliğinde sayılmaktadır.

AYM, S.K.(B.) (B. No: 2014/18275, 4/7/2018) bireysel başvurusunda özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın (genel kadınlık talebi) konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. AYM’ye göre fuhuş özel hayata saygı hakkı kapsamında değildir.