Gerçek kişilerin bireysel başvuru ehliyeti (kimler bireysel başvuru yapabilir?)
Gerçek kişilerin bireysel başvuru ehliyeti (kimler bireysel başvuru yapabilir?)

Gerçek kişilerin bireysel başvuru ehliyeti

Gerçek kişilerin bireysel başvuru ehliyeti konusu kimlerin bireysel başvuru yapabileceğinin tespiti bağlamında önem taşımaktadır. Gerçek kişilerin bireysel başvuru ehliyeti esas olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘ndaki ehliyet kavramlarından farklılık arz etmektedir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 10. maddesine göre fiil ehliyetine sahip olmak için ayırt etme gücüne sahip olmak ve ergin olmak ve kısıtlı olmak gerekmektedir. Ancak dava veya taraf ehliyeti bulunmayan gerçek kişilerden, velayet veya kısıtlılık altında bulunan küçüklerin, akıl hastalarının, mahcur, engelli ve mahkûmların da Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuru hakkı bulunmaktadır.

Gerçek kişilerin bireysel başvuru ehliyeti meselesiyle ilgili olarak iki durum karşımıza çıkmaktadır:

(1) Küçüklerin bireysel başvuru ehliyeti ve (2)kısıtlıların bireysel başvuru ehliyeti.

Küçüklerin bireysel başvuru ehliyeti

Gerçek kişilerin bireysel başvuru ehliyeti konusunda bir diğer önemli husus da küçüklerin başvuru ehliyeti konusudur. 6216 sayılı Kanun‘un bireysel başvuru hakkına sahip olanlar başlıklı 46(1) fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol tığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişi el bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir”

6216 sayılı Kanun‘un bireysel başvuru hakkına sahip olanlar başlıklı 46(1) fıkrasında bir kişinin AYM’ye bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı

  • başvurucunun güncel bir hakkının ihlal edilmesi,
  • bu ihlalden dolayı kişinin kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması,
  • ve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin mağdur olduğunu ileri sürmesidir (bkz: Onur Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42)

AYM, küçüklerin bireysel başvuru ehliyeti konusunu Sabriye Yürekli ve diğerleribaşvurusunda (B. No: 2014/7115, 22/9/2016) incelemiştir.

Sabriye Yürekli ve diğerleribaşvurusunda başvurucular, ulusal yayın yapan bir gazetede kızları hakkında çıkan haber nedeniyle şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvuruculardan ikisi diğer başvurucuların anne ve babasıdır. Başvurucular, basında çıkan haber nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürmüşlerdir. Başvurucular asliye hukuk mahkemesinde kendileri adına asaleten, kızları adına velayeten manevi tazminat davası açmışlardır.

Başvurucuların kızı, ilk derece mahkemesindeki dava devam ederken ergenliğe erişerek dava ehliyetine sahip duruma gelmiştir. Bunun üzerine yargılamanın devam eden aşamasında ve kararda davacı sıfatıyla yer almıştır. AYM, Medeni Kanun’un ilgili maddelerine atıf yaparak, bireysel başvuru tarihinde reşit olan kızları D. adına velayeten anne ve babasının bireysel başvuruda bulunma hakkının bulunmadığına karar vermiştir.

Kısıtlıların başvuru ehliyeti

Gerçek kişilerin bireysel başvuru ehliyeti konusunda bir diğer önemli husus da kısıtlıların başvuru ehliyeti konusudur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 405-408. maddelerine göre dört durumda kısıtlılık söz konusu olabilmektedir. Bunlar;

  • akıl hastalığı ve zayıflığı,
  • savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim,
  • bir yıl veya daha fazla uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm olma durumu,
  • ilgilinin geçerli nedenlere dayanan talebidir.

Kısıtlı olan kişilerin, kendi adlarına, vesayeti altında bulunduğu kişi veya makamın iznini almaksızın, doğrudan bireysel başvuru yapma hakkı bulunmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesine göre, ergin bir kişinin bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olması halinde kendisine vasi atanır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’un 471. maddesine göre, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı kişi üzerinde bulunan vesayetin hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden kalkar. Hükümlü olanlar ya da diğer sebeplerle vesayet altına alınanlar, bireysel başvuru ehliyeti yönünden tam ehliyetliler gibidirler.

Buna göre hükümlüler, haklarında uygulanan yargısal bir karardan kaynaklanan şikâyetlerin yanı sıra cezaevi koşullarından şikayetçi olabilirler. Hükümlüler ayrıca hükümlü olarak bulundukları kurumun, yabancı dil sınavı ve üniversite sınavına katılmalarını sağlayamaması nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiası gibi, doğrudan mahkumiyetiyle bağlantılı olmayan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek de bireysel başvuruda bulunabilirler (bkz. Mehmet Ali Oyunlu, B. No: 2014/166, 17/5/2016).

Başvurucuların kısıtlanmasına dair yargılama süreçleri de bireysel başvuru konusu olabilmektedir. Vesayet altına alınma kararları kesinleşmiş ve fiil ehliyeti kısıtlanmış olsa dahi bir kişinin bireysel başvuru yapabilmesi mümkündür.

Bu konuda aşağıdaki makaleleri okumanızı tavsiye ederiz

Gerçek kişilerin bireysel başvuru ehliyeti esas olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘ndaki ehliyet kavramlarından farklılık arz etmektedir.