Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz

-

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz. Anayasa Mahkemesi (AYM) gizli tanık beyanları ve bu beyanların tek başına hükme esas alınamayacağı hususlarını inceledi. AYM, Önder Sığırcıkoğlu (2) (B. No: 2014/13176, 17/7/2018) bireysel başvurusunda gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz sonucuna ulaştı.

Somut bireysel başvuru mahkumiyet kararının belirleyici olarak sorgulanma imkanı tanınmayan gizli tanık beyanlarına dayandırılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddialarına dairdir.

AİHS ve gizli tanık beyanları

Gizli tanık nedir?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre gizli tanık beyanının hükme esas alınmış olması her koşulda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile bağdaşmaz değildir. AİHS’nin 6. maddesi tanıkların ve özel olarak tanıklık için çağrılan mağdurların menfaatlerinin dikkate alınmasını açıkça gerektirmez. Ancak bu kişilerin yaşamları, özgürlük ve güvenlikleri gibi genel olarak AİHS’nin 8. maddesi kapsamına giren birçok menfaati tehlikeye girebilir. Tanıkların ve mağdurların bu tür menfaatleri, AİHS’nin maddi hükümleri tarafından korunmaktadır. Bu durumlarda AİHS’nin  6(3)(d) bendi ile 6(1) fıkrasının birlikte ele alınarak sanık menfaatleri ile tanık menfaatlerinin dengelenmesi gerekir (Doorson/Hollanda, B. No: 20524/92, 26/03/1996, §§ 69, 70, 72).

AİHM ve gizli tanık beyanları

AİHM, duruşma salonunda bulunmayan tanıkların durumu ile gizli tanıkların durumunun benzer olduğunu kabul etmiştir (Marcus Ellis, Rodrigo Simms ve Nathan Antonio Martin/Birleşik Krallık (kk.), B. No: 46099/06 ve 46699/06, 10/4/2012, § 78).

Gizli tanık bulunan yargılamanın adilliğinin değerlendirilmesinde kullanılan ölçütler nelerdir?

Tanığın kimliğini gizlemek için makul gerekçeler bulunmalıdır

AİHM, ilk olarak, mahkeme önünde sözlü olarak ifade vermesi için çağrılan gizli tanıkların bulunduğu bir yargılamanın adilliğini değerlendirirken tanığın kimliğini gizlemek için makul gerekçelerin olup olmadığını incelemektedir.

Tanık ifadesinin verilecek hükmün dayandığı tek veya belirleyici unsur mudur?

İkinci olarak gizli tanık ifadesinin verilecek hükmün dayandığı tek veya belirleyici temel olup olmadığını değerlendirmektedir.

Hükmün büyük ölçüde veya yalnızca gizli tanığın ifadesine dayanıyorsa yargılama detaylı incelenmelidir

Üçüncü olarak hükmün büyük ölçüde veya yalnızca gizli tanığın ifadesine dayanması durumunda yargılamaları detaylı incelemelere tabi tutmaktadır (Al-Khawaja ve Tahery/Birleşik Krallık [BD], B. No: 26766/05 ve 22228/06, 15/12/2011, §§ 119, 147).

Gizli tanık beyanları mahkûmiyet kararının tek nedeni veya belirleyici unsuru olduğu durumlarda usul işlemleri detaylı olarak incelenmelidir. Verilen ifadenin güvenilirliğinin uygun bir şekilde değerlendirebilmesi için usule ilişkin güçlü teminatlar da dâhil olmak üzere taraflar arasında dengeleyici unsurların varlığından emin olunmalıdır (Al-Khawaja ve Tahery/Birleşik Krallık, § 147).

Gizli tanık beyanları ve AYM’nin konuyu değerlendirmesi

Gizli tanık beyanlarının hukuki değeri

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının tanık sorgulama hakkını da kapsamaktadır. Gizli tanık beyanları da bu kapsamdadır.

Kovuşturma aşamasında bütün kanıtların tartışılabilmesi için kural olarak bu kanıtların aleni bir duruşmada ve sanığın huzurunda ortaya konması gerekir. Bu kural istisnasız olmamakla birlikte eğer bir mahkûmiyet, sadece veya belirleyici ölçüde sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Sözleşme’nin 6. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur.

Olayın tek tanığı varsa ve sadece bu tanığın ifadesine dayanılarak hüküm kurulacak ise bu tanık, duruşmada dinlenmeli ve sanık tarafından sorgulanmalıdır. Bu tanığın sanığın sorgulamadığı bir dönemde alınan önceki ifadesine dayanılarak mahkûmiyet kararı verilemez (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, § 46).

Bir sanığın hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından gereklidir. Böylelikle sanık, aleyhindeki tanık beyanlarının zayıf/itibar edilmez noktalarını ortaya koyup çelişmeli yargılama ilkesine uygun olarak onların güvenilirliğini huzurda sınayabilecek (test edebilecek), tanığın inandırıcılığı ve güvenilirliği bakımından sorduğu sorularla kendi lehine sonuçlar ortaya çıkarabilecek ve yargılama makamının uyuşmazlık konusu olayı sadece iddia makamının ileri sürdüğü şekliyle değil savunmanın argümanlarıyla da algılamasını sağlayabilecektir (AZ. M., B. No: 2013/560, 16/4/2015, § 55).

Tanıkların korkması kimliklerinin gizlenmesinin gerekçesi olamaz

Tanıklar tarafından duyulan her türlü korku, onların kimliklerinin saklı tutulmasına ve duruşmada tarafların huzurunda dinlenmemesine gerekçe yapılmaz. Böylesi bir durumda duyulan korkunun objektif nedenlere dayanıp dayanmadığı ve somut temellerinin bulunup bulunmadığı ortaya konulmalıdır. Nitekim bu gereklilikler ilgili kanunlarda da belirtilmiştir.

Ceza yargılamasında tanık dinletme

5271 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa kimlikleri gizli tutulabilecektir. Aynı şekilde tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu tehlike başka türlü önlenemeyecekse ya da maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından tehlike oluşturacaksa hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığı dinleyebilecektir. 5271 sayılı Kanun, böylelikle hem tanığın kimliğinin gizli tutulması hem de duruşmada hazır bulunma hakkına sahip olan kişilerin yokluğunda tanığın dinlenmesi için ağır bir tehlikenin varlığını aramaktadır.

Gizli tanık beyanlarının sonradan okunması yeterli değildir

Gizli tanık beyanları, sonraki oturumda okunmuştur. Ancak gizli tanık beyanının okunduğunun ve gizli tanığın yeniden dinlenilmesi talebinin de tanığın kimliğinin ortaya çıkma tehlikesinden bahisle gizli tanığı sorgulama talebinin reddedilmesi AYM tarafından kabul görmemiştir.

Gizli tanık beyanı ile mahkumiyet kararı verilmesi

AYM, muhakemenin bir bütün olarak adil olması şartıyla sanıktan gelecek haksız müdahalelerden korunması için yeterli sebep mevcutsa tanığın kimliğinin gizli tutulmasının mümkün olabileceğini belirtmiştir. Açık celse dışında verilen bu tarz ifadelerin ancak savunma için tanığın ve ifadesinin inanılırlığını ve güvenilirliğini sorgulama fırsatını teminat altına alan telafi edici önlemlerin sağlanması gerekir. Savunma hakkı üzerindeki kısıtlamaların asgaride tutulmuş olması ve bu kısıtlamaların tanığın korunmasını sağlamak için lüzumlu olması gerektiğini, sanığın çıkarlarının ona karşı ifade veren tanığın çıkarlarıyla dengelenmesinin zorunlu olduğunu belirtmiştir (AYM, E.2008/12, K.2011/104, 16/6/2011).

Tanığın kimliğinin gizlenmesi için makul gerekçeler bulunmalıdır

Bu durumda ilk olarak tanığın kimliğini gizlemek için makul gerekçelerin olup olmadığının ve ikinci olarak gizli tanık ifadesinin verilecek hükmün dayandığı tek veya belirleyici temel olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Gizli tanık beyanları, mahkeme kararının dayandığı belirleyici delil olduğu bu şekilde tespit edildikten sonra üçüncü olarak savunma tarafına dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği de belirlenmelidir.

Hükmün büyük ölçüde veya yalnızca gizli tanığın ifadesine dayanması

Hükmün büyük ölçüde veya yalnızca gizli tanığın beyanlarına dayanması durumunda yargılama detaylı incelemelere tabi tutulmalıdır. Eğer sanık veya müdafii tarafından güvenilirliğinin ve doğruluğunun saptanması amacıyla sorgulanmamış tanık delili, mahkeme kararının dayandığı esas veya belirleyici delil ise ve dengeleyici güvenceler sağlayan bir usul öngörülmemiş ise adil yargılanma hakkının ihlali söz konusu olabilecektir (Baran Karadağ, §§ 68, 72).

Mevcut olayda derece mahkemesince tanık hakkında koruma tedbir kararı verilmiştir.

Somut başvuruda, çadır kentte yaşayan iki Suriyelinin kaybolması olayıyla ilgili olarak gizli tanık beyanları mahkumiyete esas alınmış, hükmün esas olarak gizli tanığın anlatımına dayandığı belirlenmiştir.

İddia konusu olaylarda gizli tanık beyanları belirleyici delildir. Mahkûmiyet gerekçesinde maddi vakıalar ile başvurucu arasındaki bağlantı, gizli tanık beyanı dikkate alınarak kurulmuştur.

Sorgulama yoluyla gizli tanığın güvenilirliğinin test edilmesi gerekir

Mahkûmiyet kararında belirleyici delil olan gizli tanığın beyanları soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından, kovuşturma aşamasında ise mahkeme tarafından alınmıştır. Gizli tanık, celse arasında ve başvurucuya haber verilmeksizin mahkemece dinlenmiştir. Başvurucu, gizli tanığın beyanlarının tespiti sırasında hazır bulunmadığından ses bağlantısı yoluyla da olsa onu sorgulayamamış; sorulan sorulara verdiği cevaplar hakkında kişisel izlenim edinme fırsatı elde edememiştir. Savunma tarafı böylece sorgulama yoluyla gizli tanığın güvenilirliğini test edememiştir.

Başvurucu ve müdafi, duruşmada gizli tanığın celse arasında dinlendiği tutanağa geçirilmiş ve başvurucu müdafi gizli tanık beyanının usule aykırı olarak alındığını belirtmişlerdir. Gizli tanığın beyanlarının duyuma dayalı beyanlar olduğunu dile getirmiş ve dosyanın incelenmesinden başvurucu tarafından bir biçimde gizli tanık beyanının içeriğinin öğrenilmiş olduğu anlaşılmış olmasına karşın somut olayda gizli tanık beyanına karşı başvurucuya yeterli bir itiraz imkânı tanındığını kabul etmek mümkün değildir.

Hükümde, belirleyici biçimde gizli tanığın beyanları esas alınmıştır. Mahkûmiyet kararı verilirken gözetilen iletişimin tespitine dair delilin bir başka soruşturma kapsamında elde edildiği, başvurucu lehine alınan teminatlar gözetildiğinde tanık menfaatleri ile sanığın adil yargılanma kapsamındaki haklarının dengelenmediği görülmüştür.

Bu nedenle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı ihlal edilmiştir. AYM, gizli tanık beyanları sorgulanamadığından yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine de karar vermiştir.

AYM, gizli tanık beyanları ve bu beyanların tek başına hükme esas alınamayacağı hususlarını inceledi. AYM, Önder Sığırcıkoğlu (2) (B. No: 2014/13176, 17/7/2018) bireysel başvurusunda gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz sonucuna ulaştı.

Anayasa Mahkemesi karar arama

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarına buradan ulaşın.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karar arama

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına buradan ulaşın.

BİZİ TAKİP EDİN

EN SON YAZILAR

Tümü

EN ÇOK OKUNANLAR