Görevli olmayan polislerce haksız tutulma kişi özgürlüğü hakkını ihlal eder

71
Görevli olmayan polislerce haksız tutulma kişi özgürlüğü hakkını ihlal eder
Görevli olmayan polislerce haksız tutulma kişi özgürlüğü hakkını ihlal eder

Görevli olmayan polislerce haksız tutulma kişi özgürlüğü hakkını ihlal eder

Görevli olmayan polislerce haksız tutulma kişi özgürlüğü hakkını ihlal eder. AYM, Mehmet Baydan (B. No: 2014/16308, 12/4/2018) bireysel başvurusunda görevli olmayan polislerce haksız tutulma (haksız alıkonulma) nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verdi. AYM, görevli olmayan polislerce haksız tutulma (haksız alıkonulma) kişi özgürlüğü hakkını ihlal eder dedi. [kararın basın duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz].

Görevli olmayan polislerce haksız tutulma

Başvurucu telefonla aranarak polis merkezine davet edilmiştir.

Başvurucu eşiyle birlikte polis merkezine gitmiştir. Başvurucu burada üç sivil polis memuru tarafından merkezin iç kısmında kapalı bir bölümde uzun bir süre tutulmuş (alıkonulmuş) ve bu sırada kendisine bu kişiler tarafından hakaret ve tehditlerde bulunulmuştur. Olayla ilgili olarak herhangi bir tutanak tutulmaksızın başvurucu, eşiyle birlikte merkezden ayrılmıştır.

Başvurucu davet üzerine geldiği polis merkezinde görevli olmayan polislerce haksız tutulma (alıkonulma) sonucu haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Polis memurları ise bir kadının taciz ve tehdit yönündeki ihbarı üzerine başvurucuyu polis merkezine davet ettiklerini belirtmişlerdir. Polis memurları, söz konusu kadını resmi başvuruda bulunması için davet ettiklerini, ancak o gün gelemeyeceğini bildirdiğini kaydetmişlerdir.

Başvurucu polis merkezindeki görevlilerden haksız olarak alıkonulduğu gerekçesiyle şikâyetçi olmuştur. Anılan görevliler hakkında savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

Haksız tutulmaya / alıkonulmaya ilişkin iddialar

Başvurucu, hakkında geçerli bir suç isnadı veya kovuşturma olmaksızın çağrıldığı polis merkezinde görevli olmayan polislerce haksız tutulma neticesinde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Haksız tutulma konusuna AİHM’nin yaklaşımı

AİHM,  Sözleşme‘nin 5(1)  fıkrasında geçen özgürlük kavramının kişinin fiziksel özgürlüğünü kapsadığını belirtmektedir (Engel ve diğerleri/Hollanda, B. No: 5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72, 5370/72, 8/6/1976, § 58). AİHM’ye göre özgürlükten yoksun bırakmanın nesnel ve öznel iki unsuru bulunmaktadır: Nesnel unsur kişinin göz ardı edilemeyecek uzunlukta bir süre boyunca sınırlan belli bir yere kapatılması, öznel unsur ise bu kapatılmanın geçerli bir rızaya dayanmamasıdır  (Storck/Almanya, B. No: 61603/00, 16/6/2005, § 74).

Bu konuda şu makale ilginizi çekebilir

Fiziksel özgürlükten yoksun bırakılma ve tutmaya rıza gösterilmemiş olması

AİHM, özgürlükten yoksun bırakmanın öznel unsuru ile ilgili değerlendirmesinde özgürlük ve güvenlik hakkının demokratik toplumdaki önemini dikkate alarak bir kimsenin tutulmaya rıza göstermiş olmasının Sözleşme‘nin 5. maddesinin sağladığı korumadan vazgeçtiği anlamına gelmeyeceğini kabul etmektedir. Kişinin belli bir yerde tutulmaya rıza göstermiş olmasına rağmen yine de Sözleşme‘nin 5. maddesinin ihlal edildiği durumlar olabilir (De Wilde, Ooms and Versyp/Belçika, B. No: 2832/66, 2835/66, 2899/66, 18/6/1971, § 65).

AİHM’ye göre kişilerin fiziksel özgürlüğünün konu edildiği Sözleşme‘nin 5(1) fıkrasının amacı, hiç kimsenin özgürlüğünden keyfi bir biçimde mahrum bırakılmamasını güvence altına almaktır. Bu nedenle AİHM, her özgürlükten yoksun bırakma eyleminin ulusal hukukun esasa ve usule ilişkin kurallarına uygun olarak gerçekleştirilmekle kalmayıp aynı zamanda temel amacı bireylerin keyfi tutulmaya karşı korunması olan Sözleşme’nin 5. maddesine de uygun olması gerektiğine vurgu yapmaktadır.

Özgürlükten yoksun bırakılmada somut koşulların incelenmesi

Bir kimsenin 5. madde anlamında özgürlüğünden mahrum bırakılıp bırakılmadığının değerlendirilmesinde somut olayın özelliklerinin yanı sıra uygulanan tedbirin çeşidi, süresi, etkileri ve uygulanma şekli gibi çeşitli faktörlerin dikkate alınması gerekir (Guzzardi/İtalya, B. No: 7367/76, 6/11/1980, §§ 92-93).

AİHM, bu bağlamda devletin fiili bir durumu bu yönde tanımlaması veya tanımlamamasının özgürlükten yoksun bırakmanın var olup olmadığı hususunda belirleyici olamayacağını belirtmektedir (Creanga/Romanya [BD], B. No: 29226/03, 23/2/2012, § 92).

Haksız tutma konusuna AYM’nin yaklaşımı

Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı devletin bireylerin özgürlüğüne keyfi olarak müdahale etmemesini güvence altına alan temel bir haktır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 62). AYM’ye göre hürriyetten yoksun bırakma, bir kimsenin kısıtlı bir alanda ihmal edilemeyecek bir süre için tutulması ve bu kişinin söz konusu tutmaya rıza göstermemiş olması şeklinde ifade edilebilecek iki unsuru içermektedir (Cüneyt Kartal, B. No: 2013/6572, 20/3/2014, § 17).

Fiziksel özgürlükten yoksun bırakılma ve tutmaya rıza gösterilmemiş olması

Anayasa‘nın 19(1) fıkrasında, herkesin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanması ancak Anayasa‘nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin varlığı halinde söz konusu olabilir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

Fiziksel özgürlükten yoksun bırakılma ve seyahat özgürlüğü

Maddenin birinci fıkrasında geçen hürriyet sözcüğü, özgürlük ve bağımsızlığın yanı sıra serbestlik anlamına da gelmektedir. Bu anlamda kişi hürriyetine yönelik bir müdahalenin bulunduğunun söylenebilmesi için kişinin hareket serbestisinin maddi olarak sınırlandırılmış olması gerekir. Buradaki hareket serbestisine yönelik kısıtlama, Anayasa’nın 23. maddesinde güvence altına alınan seyahat hürriyetine yönelik bir müdahaleye göre çok daha yoğundur. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale için kişi, rızası olmaksızın en azından rahatsızlık verecek uzunlukta bir süre boyunca belirli bir yerde fiziki olarak tutulmalıdır (Galip Öğüt [GK], B. No: 2014/5863, 1/3/2017, § 34).

Anayasa‘nın 19. maddesinin metni bir bütün olarak değerlendirildiğinde maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki sınırlama sebeplerinin kişilerin fiziksel özgürlüklerine ilişkin olduğu, ayrıca devam eden fıkralardaki güvencelerin de fiziki olarak hürriyetinden yoksun bırakılmış kişiler bakımından getirildiği görülmektedir. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının güvence altına aldığı şey, bireylerin yalnızca fiziksel özgürlüğüdür (Galip Öğüt, § 35).

Fiziksel özgürlük kısıtlamasının kanunla öngörülmesi koşulu

Anayasa‘nın 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan Anayasa’nın 19. maddesinde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sınırlanabileceği durumların şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi kuralına yer verilmiştir. Anayasa‘nın 13. maddesiyle tüm temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin getirilen kanunilik şartının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden 19. maddede ayrıca belirtildiği görülmektedir. Bu bağlamda birbirleriyle uyumlu olan Anayasa‘nın 13. ve 19. maddeleri uyarınca kişi hürriyetine ilişkin müdahale olarak tutuklamanın kanuni bir dayanağının bulunması zorunludur (Murat Narman,§ 43).

Anayasa’nın 19. maddesinde hürriyetinden yoksun bırakılan kişiler bakımından güvencelere yer verilmiştir. Bu bağlamda yakalama veya tutuklama sebepleri ile iddiaların bildirilmesi, gözaltı süresi, yakalama veya tutuklamanın yakınlara bildirilmesi, tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakkı,  hürriyetten yoksun bırakılmaya karşı yargı merciine başvurma hakkı ve tazminat hakkı güvence altına alınmıştır.

Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale -temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin ölçütlerin belirlendiği Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullar yerine getirilmediği müddetçe- Anayasa’nın 19. maddesinin ihlalini teşkil edecektir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53-54).

Görevli olmayan polislerce haksız tutulma konusuna AYM’nin yaklaşımı

Somut olayda başvurucu davete uyarak polis merkezine gitmiş, burada kaldığı süre kapsamında üç sivil polis memuruyla da kamera kaydının yapılamadığı bir ortamda baş başa kalmıştır.

Görev listesine göre söz konusu polis memurları, belirtilen gün ve saatte anılan merkezde görev yapan personel arasında bulunmamaktadır. Başka bir amirliğe bağlı olan polis memurlarının yetkili makamlarca yapılmış usulüne uygun görevlendirmeleri olmadan somut olayın soruşturulmasında görev ifa etmeleri mümkün değildir.

Ayrıca polis memurlarınca olayın soruşturma makamlarına bildirildiğine dair herhangi bir olgu tespit edilememiştir. Başvurucunun polis merkezinde tutulduğu süre içinde adli bir işlemin gerçekleştirilmesi de söz konusu değildir. Olayda polis memurlarının derhâl harekete geçmesini gerektiren suçüstü hâli, gecikmesinde sakınca bulunan hâl veya benzeri bir durum bulunmamaktadır.

Buna göre başvurucunun görevli olmayan polislerce haksız tutulma durumu söz konusudur. Başvurucu, polis memurlarınca herhangi bir işlem tesis edilmeden polis merkezinde bir süre tutulmuştur. Başvurucunun şikâyete konu haksız tutulma hâli kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale edilmesine imkân tanınan durumların hiçbirinin kapsamına girmemektedir.

Bu nedenle, görevli olmayan polislerce haksız tutulma neticesinde Anayasa’nın 19(2) fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. AYM, Mehmet Baydan (B. No: 2014/16308, 12/4/2018) bireysel başvurusunda görevli olmayan polislerce haksız tutulma nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verdi.