Güzelyurtlu ve Diğerleri/Kıbrıs ve Türkiye davasının duruşması Büyük Daire önünde yapılacak

-

Güzelyurtlu ve Diğerleri/Kıbrıs ve Türkiye (B. no. 36925/07) davasının duruşması 28 Mart 2018 günü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire önünde yapılacak.

Güzelyurtlu ve Diğerleri/Kıbrıs ve Türkiye başvurusunun konusu

Başvurucular, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” (“KKTC”) veya Birleşik Krallık’ta yaşayan Kıbrıs Türk kökenli Kıbrıs vatandaşlarıdır.

Başvurucular, 15 Ocak 2005 tarihinde Ada’nın Kıbrıs Hükümeti tarafından kontrol edilen bölgelerinde Lefkoşa-Larnaka kara yolunda vurularak öldürülen Elmas, Zerrin ve Eylül Güzelyurtlu’nun akrabalarıdır. Üç kurban, Kıbrıs Türk tarafının vatandaşıydılar ve yapılan tespite göre zanlılar “KKTC” topraklarına kaçmışlardı.

Kıbrıs Rum kesimi ve Türk Hükumetlerinin yetkilileri, “KKTC”nin de dahil olduğu cinayetlerle ilgili paralel soruşturmalar yürüttüler. Kıbrıs Rum kesiminin yetkili makamları, suç mahallinde ve kurbanların evindeki delilleri güvence altına aldı, ölüm sonrası muayeneleri gerçekleştirdi. Ayrıca, tanıkların ifadelerini aldı (kurbanların akrabaları dahil) ve balistik inceleme ve DNA testleri yaptılar. Yetkililer, mağdurların 15 Ocak 2005’in ilk saatlerinde kaçırılarak öldürüldüğünü tespit ederek sekiz şüpheli belirlediler.

Şüpheliler hakkında ​​tutuklama kararları çıkarıldı ve Kıbrıs Rum kesimi polisi Interpol’den suçluların iadesi için aranmasını ve tutuklanmasını istedi. Tüm şüpheliler hakkında kırmızı bülten hazırlanarak Interpol tarafından basıldı.

Ardından devam eden süreçte KKTC yetkililerinin yürüttüğü soruşturmalar sonrasında Ocak 2005’te şüphelilerin hepsi tutuklandı. Suçlarla ilgili iddiaları reddeden şüpheliler cinayetle ilgili olarak  delil yetersizliğinden 11 Şubat 2005’te serbest bırakıldılar. Şüphelilerin serbest kalması üzerine KKTC otoriteleri dosyaya “çözülmemiş” şerhi düştüler.

Kıbrıs Rum kesimi polisi, şüphelilerin iadesini istemiş ancak iade talebi talebi KKTC tarafından kabul edilmemişti. Elinde birçok güçlü delil bulunduğunu belirten Rum tarafı Türkiye’nin yargısı kontrolündeki KKTC’den zanlıları istediği ancak, iade talebine yanıt dahi verilmediği kaydedildi. KKTC tarafı da şüphelilerin yargılanması için olayın hemen ardından şüphelilere ait delillerin yer aldığı dava dosyasını istedi. Kovuşturma gerekli belgelerin verilmesi talebi ise Kıbrıs Rum tarafınca kabul edilmemişti.

AİHM’nin Güzelyurtlu ve Diğerleri/Kıbrıs ve Türkiye davasında vardığı sonuç

Davanın 2008 yılında çıkmaza girerek sonuçsuz kalması üzerine kurbanların akrabaları, KKTC ile Türkiye aleyhine, üç kişinin ölümüyle ilgili olarak etkili araştırma yapılmadığını gerekçe gösterip AİHM’e başvurdular.

AİHM, KKTC ve Türkiye’nin gerekli ve etkili soruşturma yapmadığı sonucuna ulaştı (AİHM kararına buradan ulaşabilirsiniz: Güzelyurtlu ve Diğerleri/Kıbrıs ve Türkiye, B. No. 36925/07). AİHM ayrıca, Birleşmiş Milletler’in (BM) bu konudaki yardım önerilerinin de KKTC ve Türkiye tarafından reddedildiğini tespit ederek 2008 yılından bu yana davayla ilgili hiçbir şey yapılmadığını belirtti.

AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 2. maddesine (yaşam hakkı) dayanarak, hem Kıbrıs hem de ve Türk makamlarının (“KKTC”nin de dahil olduğu) ölümle ilgili etkili bir soruşturma yürütmediklerini tespit ederek ihlal kararı vermişti.

Ayrıca, Türkiye ile Kıbrıs’ın işbirliğini reddetmesinin, zanlıların adalet önüne çıkmamaları anlamına geldiğini belirten başvurucular Sözleşme’nin 2. maddesi ile bağlantılı olarak 13. maddede (etkili bir başvuru hakkı) yer alan etkili bir hukuk yolu bulunmamasından da şikâyetçi olmuşlardı.

AİHM, 4 Nisan 2017 tarihli Daire kararında, ikiye karşı beş oyla (oy çokluğuyla), Kıbrıs’ın Sözleşme’nin 2. maddesini ihlal edildiğine ve oy birliğiyle Sözleşme’nin aynı hükmünün Türkiye tarafından ihlal edildiğine karar vermişti.

AİHM özellikle, başvurucuların davasında olduğu gibi, yasa dışı cinayetlerin soruşturmasının, birden fazla Devleti kaçınılmaz olarak etkilediğini, ilgili Devletlerin etkili bir soruşturmayı kolaylaştırmak için etkin bir şekilde işbirliği yapmak zorunda olduklarını tespit etmiştir.

Kıbrıs Rum kesimi ile Türkiye arasındaki siyasi anlaşmazlığa dikkat çekildi

Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çeşitli seçenekler ortaya çıkmasına rağmen Hükümet uzlaşma ve orta yol bulmaya yanaşmamıştı. AİHM’ye göre bu durum, Kıbrıs Rum kesimi ile Türkiye arasındaki uzun süredir devam eden siyasi anlaşmazlığı yansıtan siyasi değerlendirmelerden kaynaklanmıştı. Somut olayda, Davalı Hükümetlerin soruşturmalarının açık ve sonuçsuz (çözülmemiş) kaldığı bir durum ortaya çıkmıştı.

Sonuç olarak AİHM, Davalı Hükümetlerin ayrı ayrı yürüttükleri soruşturmalar bakımından 2.maddenin usuli boyutuna ilişkin ihlal bulunmamış ancak, iki tarafın işbirliği yapmadaki başarısızlığı nedeniyle yaşama hakkının usuli boyutu bağlamında ihlaline karar vermiştir. AİHM Sözleşme’nin 2. maddesinin maddi boyutuna ve 13. maddeye ilişkin ihlal iddialarını incelemeye değer bulmamıştır.

18 Eylül 2017 tarihinde, Kıbrıs ve Türkiye Hükümetlerinin davanın Büyük Daire’ye havale edilmesi istenmişti.

Anayasa Mahkemesi karar arama

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarına buradan ulaşın.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karar arama

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına buradan ulaşın.

BİZİ TAKİP EDİN

EN SON YAZILAR

Tümü

EN ÇOK OKUNANLAR