Hakaret suçu nedir, TCK'da hakaret suçunun cezası (md 125), davaları, yetkili mahkeme, tazminat, basın-gazetecilik-internet-facebook-twitter-sosyal medya yoluyla işlenmesi yargıtay-aihm kararları
Hakaret suçu nedir, TCK'da hakaret suçunun cezası (md 125), davaları, yetkili mahkeme, tazminat, basın-gazetecilik-internet-facebook-twitter-sosyal medya yoluyla işlenmesi yargıtay-aihm kararları

Hakaret suçu nedir (TCK 125)

Hakaret suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 125. maddesinde düzenlenmiştir. Hakaret suçu, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmaktır. Bu bakımdan hakaret suçunun konusu bireyin “şeref varlığı”dır. Hakaret suçu, herkes tarafından işlenebilen bir suç olup cezai sorumluluk taşıyan herkes bu suçun faili olabilir.

Hakaret suçu cezalandırılırken belli bir mağdur değil, mağdurun içinde yaşadığı toplumun kuralları esas alınır. Hakaret suçu bakımından isnat ya da değer yargısı objektif şekilde onura saldırı niteliğindeyse mağdurun sübjektif durumu nazara alınmaz. Örneğin genel evde çalışan bir kimseye fahişe, sürtük denilmesi ya da hırsızlık suçundan mahkûm olan bir kimseye hırsız denilmesi durumunda, bu isnatlar objektif olarak kişinin onuruna saldırı teşkil edeceğinden hakaret suçu oluşur.

TCK’nın 125/1 fıkrasına göre hakaret suçu için mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. Dolayısıyla hakaret suçunun mağdurun olmadığı ya da söylenenleri duyamayacağı uzaklıkta olduğu durumlarda da işlenebilmesi mümkündür (gıyapta hakaret suçu).

Hakaret davası TCK’nın hangi maddesine göre açılır

Hakaret suçu ile ilgili davalar esas olarak TCK’nın 125-131 maddelerine dayanılarak açılır ve görülür. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin E.2014/4628 ve K.2014/4628 sayılı kararına göre hakaret suçunun konusu (unsurları) kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekir.

Hakaret suçunda fiilin üç özelliğe (maddi unsurlar) sahip olması gerekir:

  1. İsnadın, başkasının onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olması,
  2. İsnadın somut bir fiil veya olgu olması ve
  3. Sövmek suretiyle onur, şeref ve saygınlığa saldırılması.

Hakaret suçunun cezası ne kadar?

TCK’nın “hakaret” başlıklı 125/1 fıkrasına göre hakaret suçunun cezası üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası olarak belirlenmiştir.

Bu durumlar nitelikli hakaret suçu (TCK 125/3) olarak adlandırılabilir. Nitelikli hakaret suçları ve cezaları TCK’nın 125/3 fıkrasına göre şöyledir:

1- Kamu görevlisine karşı görevinden,

2- Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,

3- Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

Hakaretin alenen işlenmesi halinde (alenen hakaret suçu ve ceza miktarı) ise ceza altıda biri oranında artırılır. Aleniyetin gerçekleşmesi için hakaret konusu söz ya da tavrın belirlenemeyecek sayıdaki kişi tarafından görülme ve duyulma olasılığının bulunması gerekir.

Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı hakaret suçu görevlerinden dolayı işlenmesi halinde belirlenen cezanın miktarı ayrıca 1/4’ten 3/4’e kadar arttırılır.

Hakaret suçunun karşılıklı işlenmesi durumunda (suçun iki kişi tarafından karşılıklı işlenmesi hali), TCK’nın 129/3 fıkrasına göre “karşılıklı hakaret suçu” oluşur. Karşılıklı hakaret suçu aynı anda ve yüz yüze işlenmesi zorunlu değildir.

Hakaret davaları nelerdir?

Hakaret suçunda fiil düşünce açıklamasından ibarettir. Hakaret davaları esas olarak düşünceyi konu alır. Düşünce; ses, söz, işaret, yazı, resim vs. biçiminde olabilir. Bu tür hakaretler dava konusu yapılabilir. TCK’nın 125/2 fıkrasına göre fiilin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, birinci fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. Buna göre, örneğin cep telefonu ya da elektronik posta (e-mail) yoluyla işlenen hakaret suçlarında da huzur şartı gerçekleşmiş sayılacaktır.

Hakaret sayılan kelimeler nelerdir

Hakaret suçu oluşturan kelimelerin tüketici bir listesinin yapmak mümkün değildir. Ceza hukuku açısından sövme, “bir kimseye küfür etmek, o kişiye aşağılayıcı bir sıfat yakıştırmak” şeklinde anlaşılmaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin K.9531/16278 ve 14.11.2006 tarihli kararına göre sövme yazı, resim, söz, işaret, jest, mimik veya müstehcen bir el hareketiyle gerçekleştirilebilir (ayrıca bkz: Yargıtay Ceza Genel Kurulu K.4102/142 ve 12.6.2007).

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun K.5-576/209 ve 8.4.1985 tarihli kararında “senin karını kocama alacağım” diyen mağdura, failin tenasül organını göstermesini sövme olarak değerlendirmiştir.

Bir davranışın sövme kapsamına girip girmediğinde tereddüt yaşandığında fiilin gerçekleştirildiği yer ve zamanın özellikleri, örf ve adet, kamuoyu, hareketin işlendiği sıradaki hal ve şartlar da nazara alınmalıdır. Örneğin birine “senin kocan maymuna benziyor” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi K.7847/7997, 7.10.1997), “soyguncular, hırsızlar” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi K.1630/1878, 7.5.1997) şeklinde yapılan ithamları Yargıtay sövme kapsamında değerlendirmiştir. Yine birine “alçak, serseri, hayvan, fahişe” denmesi de sövme kapsamında değerlendirilir.

Bi kişiye “topal”, “kel”, “frengili”, “AIDS’li” denilmesi hakaret suçunu oluşturur (bkz: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun K.251/324 ve 26.12.2006 tarihli kararı). Gözü görmeyen kişiye “kör herif” demek te hakarettir. Sanığın sarf ettiği “dört gözlü” sözü, o kişinin gözlüklü olduğunu ifade edip, hakaret suçu teşkil etmez (bkz: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun K.2-449/494 ve 28.11.1988 tarihli kararı).

Kaba-nezaketsiz sözler ve beddua hakaret suçu mudur?

Kaba ve nezaketsiz söz ve tavırlar hakaret oluşturmaz (Bkz: Yargıtay 18. Ceza Dairesi K.2015/10563). Sanığın müştekiye “köylüsünüz, buraya layık değilsiniz” şeklindeki hitabı hakaret suçu olarak görülmemiştir (Yargıtay 18. Ceza Dairesi K.2016/15975).

Beddua niteliğindeki sözler Yargıtay tarafından hakaret suçu olarak kabul edilmemektedir (sorgu hakimine “… Allah belanı versin? …” demek ile ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulunun K.2014/386 sayılı kararı; “Allah hepinizi yaksın, geberin, … belasını versin” demek ile ilgili Yargıtay 9. Ceza Dairesinin K.2014/5495 sayılı kararı). Suça sürüklenen çocuğun, mağdura yönelik söylediği “seni sevmiyorum, Allah senin belanı versin” biçimindeki sözlerinin hakaret suçu olmaması ile ilgili bkz: Yargıtay 4. Ceza Dairesi K.2013/26562.

Doktora karşı saf edilen “… Senin ettiğin hipokrat yeminini ben saymıyorum, sana diplomayı kim verdi, sen ne biçim doktorsun…” şeklindeki sözler ağır eleştiri niteliğindedir hakaret suçu oluşturmaz (Yargıtay 2. Ceza Dairesi K.2013/3805).

Hakaret suçunun ispatı nasıl yapılır?

Hakaret suçunda faile, mağdura yönelttiği isnadı ispat etmesi halinde ceza verilmez. İspat hakkı ancak somut bir fiilin isnat edilmesi halinde mümkündür. Sövmede ise soyut fiil ya da olgu isnat edilmektedir. Bu sebeple, sövme bakımından ilgililer ispat hakkını haiz değildir. İsnadın ispatına Anayasa’nın 39. ve TCK’nın 127. maddesinde yer verilmiştir.

Hakaret suçunun ispatı ile ilgili olarak TCK’nın 127. maddesinde;

1- İsnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmiş olması halinde kişiye ceza verilmez. Bu suç nedeniyle hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı verilmesi halinde, isnat ispatlanmış sayılır. Bunun dışındaki hallerde isnadın ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır,

2- İspat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi halinde, cezaya hükmedilir denilmiştir. Buna göre TCK, isnadın ispatı konusunda herhangi bir ayrım yapmaksızın kamu yararı ya da mağdurun rızasını aramaktadır.

Hakaret suçu için sanık mahkemede yargılanıp mahkûm olursa; faile ceza verilmez. Ancak Yargıtay 2. Ceza Dairesinin E.2008/1261, K.2008/5306 ve 1.4.2008 tarihli kararına göre isnadın ispatlanmış sayılabilmesi ve faile ceza verilmemesi için sanığın mahkûmiyetinin kesinleşmesi gerekir.

Hakaret suçu açısından isnadın ispatı hakkının, hakaret nedeniyle açılmış bulunan davayı gören mahkemede kullanılması gerekir. İsnat, şüpheye yer vermeyecek şekilde tam ve kesin olarak ispatlanmalıdır. Bu sebeple ceza muhakemesi hukukunun cevaz verdiği her türlü delil isnadın ispatında kullanılabilir.

Hakaret suçunun haksız fiile tepki olarak işlenmesi (haksız tahrik) ne demektir?

TCK’nın 129/1 fıkrasına göre hakaret suçunun bir haksız fiile tepki olarak işlenmesi halinde faile ceza verilmeyebilir veya cezası 1/3’üne indirilebilir. TCK’nın 129/1 fıkrasına göre hakaret suçunun yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde faile ceza verilmez. Yine hakaret suçunun tehdit, kasten yaralama, şantaj vs. haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde faile ceza verilmeyebilir (bkz: Yargıtay 4. Ceza Dairesi K.2011/816).

Hakaret suçu bakımından yetkili mahkeme neresidir?

Hakaret suçu bakımından yetkili mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Hakaret suçu şikayete bağlı mı?

Hakaret suçu, şikâyete bağlı bir suçtur. Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret halinde TCK’nın 131/1 fıkrası gereği resen soruşturma ve kovuşturma yapılır ve şikâyetten vazgeçme ile kamu davası düşmez. Kamu görevlisine hakaret dışındaki tüm hakaret suçlarının soruşturma ve kovuşturması şikâyete tabidir. Bu suçlarla ilgili uzlaşma, kamu davasının ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumları uygulanabilir.

TCK’nın 131/2 fıkrasına göre mağdur şikayetten önce ölür ya da bu suç ölmüş birinin hatırasına karşı işlenirse; ölenin ikinci dereceye kadar altsoy, üstsoy, eş ya da kardeşleri şikayette bulunabilme hakkına sahiptir. Çocuk ya da akıl hastalarına hakaret suçlarında şikayet hakkı, onbeş yaşını doldurmayan çocuk ve akıl hastaları yönünden yasal temsilcilerine aittir.

Hakaret suçunda şikayet, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve faili bildiği ya da öğrendiği andan itibaren altı ay (6) içinde yapılmalıdır. Hakaret suçu şikayet dilekçesi savcılıklara verilir ve bu suçlar asliye hukuk mahkemelerinde görülür.

Hakaret suçu uzlaşmaya tabi mi?

Hakaret suçu uzlaşmaya tabidir. Bu suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 253. maddesi gereği şikayete bağlı hakaret suçunda uzlaşma hükümleri uygulanabilir.

Hakaret suçu ile ilgili uzlaşma sağlanamadığı takdirde CMK’nın 171. maddesi gereği kamu davasının ertelenmesi kurumu tartışılacaktır. Kovuşturma aşamasında da CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumu tartışılacaktır. Ancak, kamu görevlisine ve Cumhurbaşkanına hakaret suçunun takibi resen yapılacağı için bu kurumların uygulanma olanağı bulunmamaktadır.

Hakaret suçunda HAGB uygulanabilir mi?

Hakaret suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) mümkündür. HAGB, kısaca, sanığın beş (5) yıllık denetim süresince yeni bir suç işlememesi halinde davanın düşmesi olarak açıklanabilir. Hakaret suçu bakımından HAGB hükümleri uygulanabilir. Kovuşturma aşamasında CMK’nın 231. maddesi gereğince HAGB kurumu tartışılacaktır. Ancak, kamu görevlisine karşı hakaret suçunun takibi resen yapılacağı için HAGB kurumunun uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Ayrıca HAGB kararı verilebilmesi için mağdurun uğradığı zararın giderilmesi gerekir.

Hakaret suçunda tazminat davası nasıl açılır?

Bir haksız eylemin tazminat konusu olması için (dolayısıyla hakaret suçunda tazminat davası için) Borçlar Kanununda öngörülen koşulların sağlanması gerekir. Bu koşullardan biri de eylemin haksızlığıdır. Zararlı eylemin suç teşkil etmediği durumlarda zarar görenin önceden muvafakat etmesi, haksızlık unsurunu ortadan kaldırır. Hukuka uygunluk nedenlerinin mevcudiyetinin ceza mahkemesince tespiti halinde hukuk mahkemesi bununla bağlı olacak ve bu sebeplerin varlığından ötürü beraat kararı verildiğinde; hukuk mahkemesi tazminata hükmedemeyecektir.

Hakaret suçunda adli para cezası nasıl uygulanır?

Hakaret suçunda basit şekline uygulanan yaptırım TCK’nın 125/1 fıkrasına göre üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. TCK’nin 125/2 fıkrası gereğince hakaretin mağduru muhatap alan sesli, yazılı ya da görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde de birinci fıkradaki cezaya hükmolunur.

Hakaret suçu için hapis ya da adli para cezasından hangisine hükmedileceğine hakim karar verir. Hakim kararını verirken TCK’nın 50., 61. ve 58. maddelerini de nazara alacaktır (bkz: Yargıtay 2. Ceza Dairesi K.3630/8073 ve 4.6.2007). Hakaret suçu için uygulanacak yaptırımın adli para cezası olması durumunda TCK’nın 61/9 fıkrası dikkate alınır. Buna göre, hakaret suçu için yaptırım olarak adli para cezası öngörüldüğü durumlarda temel gün sayısı belirlenirken suç tanımındaki hapis cezasının alt ve üst sınırı da göz önünde bulundurulur.

TCK’nın 125/3 fıkrasında belirtilen hallerde faile verilecek cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacağı düzenlenmiştir. Ancak adli para cezası ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda hakaret suçu için yalnız hapis cezasına hükmedilebilecektir. Bununla birlikte TCK’nın 50. maddesi gereği hapis cezası adli para cezası ya da diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. TCK’nin 125/4 fıkrasında belirtilen hakaret suçunun alenen işlenmesi halinde ise faile verilecek cezanın altıda biri oranında arttırılacağı belirtilmiştir (bkz: Yargıtay 2. Ceza Dairesi K.20352/8737 ve 15.5.2008).

Kamu görevlisine hakaret suçunda adli para cezası ile ilgili olarak bkz: Yargıtay 2. Ceza Dairesi K.2013/14528.

Hakaret suçunda zamanaşımı ne kadar?

Hakaret suçunda (zamanaşımı) şikayet, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve faili bildiği ya da öğrendiği andan itibaren altı ay (6) içinde yapılmalıdır.

Fail tek bir fiille birden çok kişiye hakaret etmişse; mağdurların her biri bağımsız şikayet hakkını haizdir. Şikayetten vazgeçme kamu davasını düşürür. Ancak vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık için yargılama devam eder. Hüküm kesinleştikten sonra gerçekleşen şikayetten vazgeçme cezanın infazına etki etmez.

Basın vasıtasıyla işlenen hakaret suçlarında dava açma süresi günlük süreli yayınlarda iki (2) ay, diğer yayınlarda ise dört (4) aydır. Bu süreler, basılmış eserlerin başsavcılığa teslim edilmesinden başlar.

Nitelikli hakaret suçu şikayete tabi olmadığından herhangi bir şikayet süresi sınırı (zamanaşımı) bulunmamaktadır. Nitelikli hakaret suçunda cumhuriyet savcılığı resen soruşturma başlatır.

İnternet vasıtasıyla hakaret suçu

Hakaret suçunun internet vasıtasıyla işlenmesi mümkündür. 5651 sayılı Kanun’un 2/1-g bendine göre internet ortamı “İnternet ortamı: Haberleşme ile kişisel veya kurumsal bilgisayar sistemleri dışında kalan ve kamuya açık olan internet üzerinde oluşturulan ortamı ifade eder.”

Üzerinde durulması gereken bir diğer kavram da “içerik suçu”dur. 5651 sayılı Kanun’da doğrudan tanımlanmamış olmakla birlikte 2/1-f bendinde tanımlanan “İçerik sağlayıcı: İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişileri ifade eder.”

Buna göre içerik, internet ortamında kullanıcılara sunulan her tür veri ya da bilgidir. İçerik suçundan kastedilen de internet ortamında bir verinin açıklanması ya da yayılmasından kaynaklanan suçlardır.

İnternetin içerik suçları bakımından aleniyete elverişli olup olmadığı somut olayın koşullarına göre değişir. Zira internet kitle iletişim aracı olarak kullanılmasının yanında kişisel iletişim aracı olarak da kullanılmaktadır. Örneğin e-mail olarak gönderilen hakaret iletisi, birden çok kişiye gönderilse bile alenen hakaret sayılmaz. Çünkü e-mail yalnız ilgili kişi tarafından açılabilir. Ancak bir gazetenin internet sitesindeki haberin altında bulunan okuyucu yorumuna yapılan hakaret, alenen işlenmiş sayılır.

Ayrıca facebook ve twitter gibi sosyal ağlara erişmek isteyen kişiler yapacakları basit bir kayıt ve akreditasyonla bu içeriğe sahip olur ve hakaret fiillerini gerçekleştirirlerse, hakaretin aleni işlendiği kabul edilir ve bundan sorumlu tutulurlar.

Hakaret suçunun mağdurun olmadığı ya da söylenenleri duyamayacağı uzaklıkta olduğu durumlarda da işlenebilmesi mümkündür. TCK’nın 125. maddesinin gerekçesinde de ‘‘… Buna göre, kişiyi muhatap alan mektup, telgraf, telefon ve benzeri araçlarla yapılan hakaret de, huzurda hakaret olarak cezalandırılır.’’ ifadelerine yer verilmiştir. Bu bakımdan Yargıtay 4. Ceza Dairesinin K.4123/4421 ve 27.5.1997 tarihli kararında da belirtildiği üzere yasa koyucu fiilin mağdura karşı sesli, yazılı ya da görüntülü bir iletiyle işlenmesini huzura eşdeğer saymıştır.

Basın / gazete yoluyla hakaret suçu nasıl işlenir?

Hakaret suçunun basın yoluyla işlenmesinin esasları 5187 sayılı Basın Kanunu’nda düzenlenmiştir. 5187 sayılı Kanun’un 11/1 fıkrasına göre basılmış eserler yoluyla işlenen suçların yayım anında oluşacağı belirtilmiştir. Bu durum süreli ve süresiz yayınlarda da geçerli olmaktadır. Kusurlu sorumluluk ilkesine göre, fail ancak kendisine psikolojik olarak isnat edilebilen bir fiilden dolayı sorumlu tutulabilir. Bu da failin kast ya da en azından taksirle hareket etmesini gerektirir. Bu nedenle de basın yoluyla işlenen hakaret suçlarında da eser sahibinin cezai olarak sorumlu olması doğaldır.

5187 sayılı Kanun’un 11/3 fıkrasında süreli yayınlarda 4. fıkrasında ise süresiz yayınlarda eser sahibinin cezalandırılmasının mümkün olmadığı takdirde izlenmesi gereken sorumluluk sırası belirtilmektedir. Kanunda basamaklı bir sorumluluk benimsenmiştir. Buna göre eser sahibinin belli olması halinde kanunda sayılan kişilerin sorumluluğu olmayacaktır.

Basamaklı sorumluluk ile sorumlu tutulan kişilerin sorumlulukları kendi kast ya da taksirlerine değil, tesadüfi bir takım olayların gerçekleşmesine bağlı tutulmuştur. Bu da başkasının fiilinden sorumluluk hali yaratmaktadır. Ancak bu kişilerin eserin içeriğini inceleme ve denetleme, suç oluşturabilecek bölümleri engelleme ve bu konularda gereken özeni gösterme yükümlülükleri bulunmaktadır.

5187 sayılı Kanun’un 11/4 fıkrasında belirtilen basamaklı sorumluluk sonucunda basımcının sorumlu olacağı kabul edilmiştir. Basımcının eserin içeriğini denetleme, suç unsuru olan bölümleri ayıklama gibi bir yükümlülüğü yoktur. Basımcı yalnız eseri basıp çoğaltmakla görevlidir.

Dilekçe hakkının kullanılması ya da eleştiri, basının haber yayımlama hakkı, iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında söylenen sözler hakaret suçu teşkil etmez.

Basın vasıtasıyla işlenen hakaret suçlarında dava açma süresi günlük süreli yayınlarda iki (2) ay, diğer yayınlarda ise dört (4) aydır. Bu süreler, basılmış eserlerin başsavcılığa teslim edilmesinden başlar.

Hakaret suçu konusuna AİHM’in yaklaşımı nasıldır?

Hakaret suçu konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Pakdemirli/ Türkiye kararı önem taşımaktadır. Kararda AİHM, söz konusu konuşmanın içeriğiyle ilgili olarak, başvuranın kullanmış olduğu bazı kelimelerin (yalancı, iftiracı, Çankaya’nın şişmanı, dar kafalı, lastikleri patlasın, öbür dünyaya gidince Allah affetmez), siyasi bir eleştiri olmaktan çok bir hakaret ve beddua tufanı olduğunu gözlemlemiştir. AİHM’e göre siyaset adamının namını koruma hakkı vardır, hatta özel yaşamının dışında bile, fakat ifade özgürlüğüne getirilen istisnalar dar bir yorumu zorunlu kıldığından, bu korumanın gerektirdikleri ile siyasi sorunların özgürce tartışılmasının getirdiği yararlar denge içinde olmalıdır.

AİHM’in Janowski/ Polonya kararına göre, işportacıların meydanı boşaltmalarını isteyen belediye zabıtalarına müdahale eden gazetecinin zabıtalara ‘‘budala’’, ‘‘ahmak’’ gibi sözler kullandığı gerekçesiyle hakaret suçundan para cezası ve mahkeme masrafı ödemeye mahkum edilmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesini (ifade özgürlüğü) ihlal eder.

Grigoriades/ Yunanistan kararında ise mecburi askerlik görevini ifa eden bir kişinin komutanına gönderdiği hakaret dolu mektuptan ötürü orduya hakaretten mahkumiyeti, ifade özgürlüğünün ihlali olarak görülmüştür.

Basın yoluyla hakaret konusuna AİHM’in yaklaşımı nasıldır?

AİHM’in basın ve gazeteciliğe ilişkin Sunday Times (2)/Birleşik Krallık kararına göre de haber ‘‘bozulabilir mal kategorisine girer ve yayınlanmasının, kısa bir süre için bile olsa gecikmesi, haberin bütün değerini ve ilginçliğini ortadan kaldırabilir’’.

Gazetecinin elindeki imkanlar sınırlıdır. Bu yüzden gazeteci bu sınırlı imkanlar dahilinde araştırmasını yapmalı ve haberin doğruluğunu iyi niyetle varsaymalıdır. Bunu yaparken gazetecinin bir savcı titizliğinde davranması da beklenemez. AİHM, “değer yargıları”nın hiçbir biçimde kanıtlanma koşuluna tabi tutulmaması gerektiğini Tgorgeirson/İzlanda davasında belirtmiş, davalı devletin, davacıdan istediği doğruluk koşulunu makul bulmamış ve hatta olanaksız saymıştır.

Başka kişilerce ileri sürülen iddiaların medya tarafından yayılması konusu ise AİHM tarafından Jersild/Danimarka (1994) ve Thoma/ Lüksemburg davalarında incelenmiştir. AİHM, gazetecilerin başka kişilerin ileri sürdüğü iddiaların yayılmasına yardım ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasını, basının kamu yararına ilişkin konuların tartışılmasına yönelik katkısını engelleyeceğine karar vermiştir. AİHM, Goodwin/ Birleşik Krallık davasında vermiş olduğu kararda da basın mensuplarının kaynaklarının korunması gerektiğini, bunun basın hürriyetinin ana şartlarından olduğunu belirtmiştir.

AİHM’e göre, gazetecilerin yazılarında yer verdikleri “budala” ve benzeri ifadeler polemik niteliğinde olsa da, tarafsız bir açıklamayla desteklendiğinde asılsız saldırı olarak değerlendirilmemektedir (bkz: BladetTromso ve Stensaas/Norveç).

Federal Şansölyeyi eleştiren yazılarında, “ahlaksızca”, “yüz kızartıcı”, “en adi türden fırsatçılık” ifadelerine yer veren başvurucunun para cezasına mahkum edilmesi sonucunda AİHM, AİHS’nin 10. maddesinde yer alan ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmıştır. AİHM, siyasetçilerin eleştirilere özel kişilerden daha fazla hoşgörü göstermesi gerektiğini belirtmiş ve mahkûmiyetin ifade özgürlüğüne orantısız bir müdahale oluşturduğuna (Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8.7.1986)

Eon/Fransa bireysel başvurusunda ise AİHM, bir eylemcinin, Fransa Cumhurbaşkanı‘nın korteji geçmek üzereyken, üzerinde “Defol git, salak herif” yazılı bir pankart açarak Fransa Cumhurbaşkanına hakaret etmekten hüküm giymesini incelemiş ve ihlal kararı vermiştir (Eon/Fransa, B. No: 26118/10, 14.3.2013).

Hakaret suçuna Anayasa Mahkemesinin yaklaşımı nasıldır?

Anayasa Mahkemesi TCK’nın 125/1 fıkrasının “Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.” şeklindeki cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına 3.1.2008 tarihinde karar vermiştir.

Hakaret suçu konusunda Yargıtay kararları

Yargıtay Ceza Genel Kurulu K.5-576/209 ve 8.4.1985 tarihli kararında “senin karını kocama alacağım” diyen mağdura, failin tenasül organını göstermesini sövme olarak değerlendirmiştir.

Birine “senin kocan maymuna benziyor” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi K.7847/7997, 7.10.1997), “soyguncular, hırsızlar” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi K.1630/1878, 7.5.1997) şeklinde yapılan ithamları Yargıtay sövme kapsamında değerlendirmiştir. Yine birine “alçak, serseri, hayvan, fahişe” denmesi de sövme kapsamında değerlendirilir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin K.9531/16278 ve14.11.2006 tarihli kararına göre sövme yazı, resim, söz, işaret, jest, mimik veya müstehcen bir el hareketiyle gerçekleştirilebilir (bkz: Yargıtay Ceza Genel Kurulu K.4-102/142 ve 12.6.2007).

Aynı anda birden çok kişiye hakaret etme hakaret suçu konusunda: Yargıtay 18. Ceza Dairesinin K.2016/19451 sayılı kararı.

Anayasal şikayet hakkının kullanılması sırasında hakaret suçu ile ilgili olarak bkz: Yargıtay 18. Ceza Dairesi K.2015/12196.

Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu ve cezası ile ilgili olarak bkz: Yargıtay Ceza Genel Kurulu K.2014/54. Sanığın “…bende hakkın varsa Allah rızası için etme, edersen şerefsizsin…” demesi ile ilgili olarak bkz: Yargıtay 18. Ceza Dairesi K.2016/14515. Sanığın müştekilere söylediği “ben buradan ekmek yiyorum, yirmi kişi daha ekmek yiyor, bana ceza verecek devletin, kaymakamın, savcının anasını avradını … ederim, bundan sonra siz hırsızlarla uğraşın” sözleri ile ilgili olarak bkz: Yargıtay 18. Ceza Dairesi K.2015/6598.

Sanığın söylediği “terbiyesiz, saygısız” şeklindeki sözlerin hakaret suçu oluşturmadığı hakkında bkz: Yargıtay 18. Ceza Dairesi K.2016/6745; Yargıtay 4. Ceza Dairesi K.2014/32605.

Sanığın, söylediği “terbiyesizlik yapma, pislik yapma erkeksen gel yüzüme söyle” şeklindeki sözün hakaret suçu olmadığı ile ilgili olarak bkz: Yargıtay 18. Ceza Dairesi K.2018/14490.

İnternet yoluyla gönderilen şikayet dilekçesi ve eleştiriler konusunda bkz: Yargıtay 18. Ceza Dairesi K.2015/14094.

Sanığın, davası ile ilgili yazdığı şikayet dilekçesinde “hakim … yanlış kararı ve suçu sabit görülmüş, bu davada ihmalkarlık vardır”, “hakim … ehliyet, liyakat ve hatta meslek kurallarının dışına çıkarak beni mağdur etmiştir”, “hakimlerin takdir hakkı başına buyruk olmamalıdır, bunun adı sorumsuzluk ve gerçek mağduru çok zor durumda bırakmaktır” ifadelerinin hakaret suçu teşkil etmediği ile ilgili bkz: Yargıtay 18. Ceza Dairesi K.2015/14094. Sanığın, mahkeme heyetine karşı sarf ettiği “sen bu işi bırak domates sat” ifadelerinin hakaret suçu olmadığına dair bkz: Yargıtay 4. Ceza Dairesi K.2014/656.