HSYK’da Son Sirtaki başlıklı yazı için tazminata hükmedilmesi hak ihlalidir

88
HSYK'da Son Sirtaki başlıklı yazı için tazminata hükmedilmesi hak ihlalidir
HSYK'da Son Sirtaki başlıklı yazı için tazminata hükmedilmesi hak ihlalidir

“HSYK’da Son Sirtaki” başlıklı yazı için tazminata hükmedilmesi hak ihlalidir

“HSYK’da Son Sirtaki” başlıklı köşe yazısında HSYK üyesini eleştiren başvurucunun tazminata hükmedilmesi hal ihlalidir. Anayasa Mahkemesi (AYM) Mehmet Doğan (B. No: 2014/8875, 7/6/2018) bireysel başvurusunda “HSYK’da Son Sirtaki” başlıklı köşe yazısı nedeniyle tazminata hükmedilmesinin ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi. (Karara ilişkin basın duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz).

Birçok eserin yazarı olan ve bir süre RÜTÜK üyeliği yapan başvurucu, olay tarihinde ulusal ölçekte yayın yapan bir gazetede köşe yazarıdır.

Başvurucu, dönemin HSYK üyesi davacının “HSYK’da Son Sirtaki” başlıklı köşe yazısında, “Bazı davalara el attık” ifadesinden hareketle 2010 yılındaki Anayasa değişikliği referandumu öncesindeki HSYK’nın tasarruflarını eleştirmiştir.

Davacı, “HSYK’da Son Sirtaki” başlıklı köşe yazısında geçen bazı ifadelerin hakaret niteliğinde olduğunu iddia ederek asıyla başvurucu aleyhine dava açmıştır.

Sulh hukuk mahkemesi, başvurucunun manevi tazminat ödemesine karar vermiştir. Bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

Başvurucu, söz konusu yazıda davacının isminin hiçbir yerde geçmediğini, eleştirilerin HSYK’ya dönük olduğunu belirtmiştir. Başvurucu eleştirilerinin somut olgulara dayandığını iddia ederek tazminat ödemeye mahkûm edilmesinin ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

İfade özgürlüğü ve AİHS

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS / Sözleşme) 10. maddesi şöyledir:

“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar…

  1. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, (…) için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”

İncitici, şoke edici veya endişelendirici düşünceler

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ifade özgürlüğü, demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardandır. AİHM’ye göre ifade özgürlüğü; sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen “bilgi” ve “fikirler” için değil incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49; Von Hannover / Almanya (No. 2), B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 101).

Basın özgürlüğü konusuna AİHM’nin yaklaşımı

AİHM, demokratik bir toplumda basının oynadığı temel rolün altını birçok defa çizmiştir. AİHM’ye göre basının kamu yararını ilgilendiren her konuyu iletme görevi vardır. AİHM, basının böyle konularda bilgi ve fikir yaymaktan ibaret olan görevine kamunun bu fikir ve bilgileri alma hakkı eklendiğini hatırlatmıştır. AİHM’ye göre bu görevi olmasa basın, vazgeçilmez kamusal “gözetleyici” (watchdog) rolünü oynayamaz (Von Hannover/Almanya (No. 2), § 102).

Basın özgürlüğü ve demokrasi ilişkisi

AİHM, basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini belirtmiştir (Radio France/Fransa, B. No: 53984/00, 30/3/2004, § 37).

AİHS’nin 10. maddesince kamusal yararlara ilişkin meselelerin aktarılması için gazetecilere sağlanan güvencenin şartı, gazetecilik etiğine uygun olarak güvenilir bilgi sağlamak konusunda iyi niyet sahibi olmalarıdır.

Gazete makalesinde hakaret içerdiği iddia edilen beyanlara karşı bir kimsenin itibarının korunması hakkı da (White/İsveç, B. No: 42435/02, 19/12/2006, §§ 19, 30) eleştirel bir gazete makalesine karşı kişinin korunmadığı iddiası da (Minelli/İsviçre (k.k.), B. No: 14991/02, 14/06/2005) özel yaşam kapsamındadır.

Kamusal bir tartışma bağlamında ve yayımlanan yazılar nedeniyle eleştirilmiş olsa bile bir kişinin itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur (Pfeifer/Avusturya, § 35).

AİHM’ye göre kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken performanslarını etkilemeye ve kamuoyunun bu kişilere olan güvenine zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı ve hakaret içerikli saldırılara karşı korunmaları zorunludur (Busuioc/Moldova, B. No: 61513/00, 21/12/2004, § 64). Bununla birlikte AİHM, kendilerine idari yetkiler verilmiş kamu görevlilerine de kamusal konum doktrininin uygulanmasını uygun görmüş; belirli yetkileri kullanan kamu görevlilerinin kendilerinin sözleri ve eylemlerine getirilen eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiğini belirtmiştir (Steur/Hollanda, B. No: 39657/98, 28/10/2003, § 40).

“HSYK’da Son Sirtaki” başlıklı yazı konusunda AYM’nin değerlendirmesi

HSYK’da Son Sirtaki” başlıklı yazıda başvurucu HSYK’nın halkoylamasından önce yaptığı birtakım uygulamalar, ironik bir tarzda eleştirilmiştir. Başvurucunun, “HSYK’da Son Sirtaki” başlıklı köşe yazısında ağır eleştirilere yer verdiği görülmüştür. Ancak söz konusu yazıda sarf edilen sözlerin genel yarar nitelikli bir tartışmaya katkı sunduğu kabul edilmiştir.

AYM, başvurucunun “HSYK’da Son Sirtaki” başlıklı köşe yazısı nedeniyle mahkeme tarafından 3 bin 500 TL tazminat ödemesine karar verilmesinin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Bu durumda ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir.

Somut olay bağlamında yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi ihlale yol açan yargılamada davalı olan başvurucunun uğradığı bütün zararları gidermez.

Bu nedenle, ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yeniden yargılamayla giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 3 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

AYM, bu nedenlerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün ihlaline ve başvurucuya net 3 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Mehmet Doğan (B. No: 2014/8875, 7/6/2018) bireysel başvurusunda “HSYK’da Son Sirtaki” başlıklı köşe yazısı nedeniyle tazminata hükmedilmesinin ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi.

İfade özgürlüğü konusunda önerilen makaleler