Ana Sayfa AYM Kararları Hukuka aykırı delil ve buna dayanarak mahkumiyet kararı verilmesi

Hukuka aykırı delil ve buna dayanarak mahkumiyet kararı verilmesi

Hukuka aykırı delil nedir? Hukuka aykırı delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi

Hukuka aykırı delil nedir? Anayasa Mahkemesi (AYM) güncel bir kararında hukuka aykırı delil kavramını inceledi. Hukuka aykırı delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi. AYM bireysel başvuru kararında adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir (Karar metni için bkz: Orhan Kılıç [GK],B. No: 2014/4704, 1/2/2018).

Hukuka aykırı delil konusunda Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) hükümleri

Anayasa‘nın Hak arama hürriyeti kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

Anayasa‘nın Suç ve cezalara ilişkin esaslarkenar başlıklı 38. maddesinin altıncı fıkrası şöyledir:

“Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.”

Hukuka aykırı delil konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) yaklaşımı

AİHM, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının -ceza muhakemesini ilgilendiren boyutunda- savunma hakkı ile bağlantılı olduğunu vurgulamaktadır. AİHM delillerin kabul edilebilirliği ile ilgili olarak somut davada kullanılan delillerin sanığın hazır bulunduğu duruşmada silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri gözetilerek tartışılıp tartışılmadığını ya da söz konusu delillerin yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmamasına etkisini değerlendirmektedir (Tamminen/Finlandiya, B.No: 40847/98, 15/6/2004, §§ 40-41; Barbera, Messegue ve Jabardo/İspanya, B. No: 10590/83, 6/12/1988, §§ 67, 68, 81-89).

Delil sunmak veya bazı belgeleri istemek gibi davanın taraflarının inisiyatifine bırakılan konularda dahi mahkemenin gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için Sözleşme’nin 6(1) fıkrasındaki hakları güvence altına alma pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır (Barbera, Messegue ve Jabardo/İspanya, § 76)

AİHM, Sözleşme’nin 8. maddesinde güvence altına alınan özel  hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki güvencelere aykırı  olarak  elde  edilen delillerin (hukuka aykırı delil) mahkumiyete esas alınmasının yargılamanın hakkaniyete uygun olmadığı ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılması bakımından tek başına yeterli bir ölçüt olmadığını vurgulamaktadır.

Bunun için yürütülen ceza soruşturmasının ulusal hukukta bir dayanağının var olması, delillerin sıhhati veya gerçekliği konusunda kuşkuya düşülmesini haklı kılan sebeplerin bulunmaması veya bulunsa dahi destekleyici diğer deliller sayesinde bu kuşkuların giderilmiş olması ve sanığa delillerin gerçekliğine etkili bir şekilde itiraz etme fırsatının tanınmış olması şartlarını aramaktadır (Schenk/İsviçre, B. No: 10862/84, 12/7/1988, §§ 45, 46, 48; Desde/Türkiye, B. No: 23909/03, 1/2/2011, § 124).

AİHM, bariz bir şekilde keyfi olmadıkça belirli bir kanıt türünün -iç hukuk açısından hukuka aykırı olarak elde edilmiş kanıtlar da dahil olmak üzere- kabul edilebilir olup olmadığına veya aslında başvurucunun suçlu olup olmadığına karar vermenin kendi görevi olmadığını kararlarında ifade etmektedir.

Esas olan yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığıdır

AHM, kanıtların elde edilme yöntemi de dahil olmak üzere yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığını ve Sözleşme’deki bir hakkın ihlali söz konusu ise tespit edilen ihlalin niteliğini inceleme konusu yapmaktadır (Jalloh/Almanya [BD], B. No: 54810/00, 11/07/2006, 95; Ramanauskas/Litvanya [BD], B. No: 74420/01, 5/2/2008, § 52; Khodorkovskiy ve Lebedev/Rusya, B. No: 11082/06, 13772/05, 25/7/2013, § 699).

AİHM’e göre iç hukukta yeterli  hukuki  temeli  bulunmadan  veya hukuka aykırı vasıtalar kullanılarak elde edilmiş (hukuka aykırı delil) materyallerin yargılamada kanıt olarak kullanılması kural olarak -başvurucuya gerekli usule ilişkin güvencelerin sağlanmış olması ve materyalin baskı, zorlama ve tuzak  gibi  yargılamayı lekeleyebilecek yöntemlerle elde edilmemiş olması şartıyla- Sözleşme’nin 6(1) fıkrasındaki adil yargılanma standartlarına  aykırılık  oluşturmaz  (Chalkley/Birleşik Krallık (kk.), B. No: 63831/00, 26/9/2002).

Hukuka aykırı delil konusunda AYM’nin yaklaşımı

Ceza yargılamasının amacı, maddi  gerçeğin  ortaya  çıkarılmasıdır. Ancak bu amacın gerçekleştirilmesi için yapılan araştırma faaliyetleri sınırsız değildir. Maddi gerçeğin hukuka uygun bir şekilde ortaya çıkarılması, ceza adaletinin hakkaniyete uygun gerçekleşmesi için gereklidir. Bu bakımdan ceza yargılamasında hukuka uygun yöntemlerle delil elde edilmesi, hukuk devletinin temel ilkelerinden biridir. Bu kapsamda Anayasa‘nın 38(6) da kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların (hukuka aykırı delil)delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır.

AYM, Anayasa‘nın 36. maddesi uyarınca değerlendirme yaptığı birçok kararında, hukuka aykırı delillerin yargılamada kullanılmasıyla ilgili olarak ileri sürülen iddiaları adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelemektedir. Anayasa‘nın 36. maddesi kapsamında bu konuda yapılan değerlendirmelerde Anayasa’nın 38(6) fıkrası da dikkate alınmaktadır.

Somut başvurular açısından AYM’nin rolü, derece mahkemelerince yapılan değerlendirmelerin ve varılan sonuçların hukuka uygunluğunu denetlemek değildir. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi derece mahkemelerine ait bir görevdir.

Bununla birlikte kanuni bir temeli olmadan elde edildiği veya elde ediliş yöntemi bakımından hukuka aykırı delil olduğu ilk bakışta anlaşılabilen veya derece mahkemelerince hukuka aykırı delil olduğu tespit edilen bulguların yargılamada tek veya belirleyici delil olarak kullanılmasının hakkaniyete uygun yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturabileceği dikkate alınmalıdır. Ceza muhakemesinde delillerin  elde  ediliş şekli ve mahkumiyete dayanak alınma düzeyleri, yargılamanın bütününü  hakkaniyete aykırı hale getirebilir.

Yargılamada tek ve belirleyici delil

AYM’nin görevi, belirli delil unsurlarının hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediğini tespit etmek değildir. AYM’nin görevi, hukuka aykırı olduğu ilk bakışta anlaşılabilen veya derece mahkemelerince hukuka aykırı delil olduğu tespit edilen bulguların yargılamada tek veya belirleyici delil olarak kullanılıp kullanılmadığını ve bu hukuka aykırılığın bir bütün olarak yargılamanın adil olup olmamasına etkisini incelemektir (Yaşar Yılmaz, B. No: 2013/6183, 19/11/2014, § 46).

Bu konuda değerlendirme yapılırken delillerin elde edildiği koşulların onların gerçekliği ve güvenilirliği üzerinde şüphe doğurup doğurmadığının da dikkate alınması gerekir (Güllüzar Erman, B.No: 2012/542, 4/11/2014, § 61). Hakkaniyete uygun bir yargılama, delillerin gerçekliği ve güvenilirliği konusundaki kuşkuların giderilmesini ve delillerin güvenilirliğine ve gerçekliğine etkili bir şekilde itiraz etme fırsatının tanınmış olmasını zorunlu kılmaktadır.

AYM, delillere yönelik hukuka aykırılık iddialarıyla ilgili olarak başvuruculara delillerin gerçekliğine itiraz etme ve kullanılmalarına karşı çıkma fırsatı verilip verilmediğini, bu konuda silahların eşitliği ve çelişmeli  yargılama ilkelerinin gözetilip gözetilmediğini, savunmanın menfaatlerinin korunması için onlara yeterli güvenceler sağlanıp sağlanmadığını inceler.

Bununla birlikte işkence ve kötü muamele gibi yasak yöntemlerle elde edilen delillerin (hukuka aykırı delil) mahkumiyet hükmüne varılırken kullanılması, adil yargılanma hakkını ihlal etmektedir. İşkence ve kötü muamele sonucunda elde edilen delillerin kabul edilebilirliğine karar verilmesi, mutlak surette yasaklanan işkence ve kötü muameleye yönelik bir tolerans olarak değerlendirilme ve bu noktada ilgili kamu görevlerinin bu yöntemlere başvurmalarını teşvik gibi sonuçlar doğurabilir (Güllüzar Erman, § 64 ).

5271 sayılı Kanun’un 217. maddesinin (2) numaralı fıkrasında Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.” denilmektedir. Aynı Kanun’un 206(2) fıkrasında, ortaya konulması istenen bir delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması halinde reddolunacağı; 230(1) fıkrasında ise mahkumiyet hükmünün gerekçesinde hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtileceği, bu kapsamda dosya içinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterileceği belirtilmiştir.

Hukuka aykırı delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesine dair olaylar

M.E. ve Ö.Ö., olay tarihinde ilçe emniyet müdürlüğünün çocuk büro amirliğinde polis memurudurlar. Bu polis memurlarının iddiasına göre başvurucu kendisini Sertif Kılıç olarak tanıtmıştır. Başvurucu, polis memurlarına uyuşturucuya ihtiyaçları olup olmadığını sormuş; bunun üzerine daha fazla uyuşturucu madde ele geçirmek için başvurucunun yaşadığı eve gidilmiş ve evde bulunan uyuşturucu maddeye el konulmuştur.

Başvurucunun konutunda ele geçirilen uyuşturucu maddeler muhafaza altına alındıktan on sekiz saat sonra durum savcıya bildirilmiş ve bu işlemle ilgili olarak tutanak düzenlenmiştir. Tutanakta, polis memurlarının daha fazla uyuşturucuya ulaşma düşüncesiyle başlangıçta alıcı gibi hareket ettikleri belirtilmiştir. Evden hassas terazi, çok sayıda uyuşturucu hap, değişik miktarlarda kokain ve eroin maddesi ele geçirildiği ifade edilmiştir.

Cumhuriyet savcısının talimatı ile sonraki işlemler başka emniyet görevlileri tarafından sürdürülmüştür.

Hakkında açılan kamu davası sonucunda başvurucu uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan mahkûm edilmiştir.

Öte yandan M.E. ve Ö.Ö. hakkında yasal işlem yapmama karşılığında başvurucu ile anlaşma yaptıkları gerekçesiyle rüşvet suçundan soruşturma başlatılmıştır. Açılan kamu davası sonucunda iki polis memurunun cezalandırılmasına hükmedilmiştir.

Ayrıca polis memurları hakkında konut dokunulmazlığını ihlal ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından da kamu davası açılmıştır. Yargılama sonunda bu suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

Hukuka aykırı delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesine dair iddialar

Başvurucu, hukuka aykırı olarak elde edilen delillere dayanılarak hakkında mahkûmiyet kararı verildiğini iddia etmiştir.

Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi

Ceza yargılamasında hukuka uygun yöntemlerle delil elde edilmesi, hukuk devletinin temel ilkelerindendir. Anayasa’nın 38(6) fıkrasında kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça belirtilmiştir.

Mevcut olayda konuttaki arama hâkim kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılmamıştır. Ayrıca arama işlemi uzun bir süre geçtikten sonra (18 saat) Cumhuriyet savcısına bildirilmiştir. Bu nedenle konuttaki aramanın kanuna aykırı şekilde yapıldığı açıktır.

Derece mahkemesinin kararından anlaşıldığına göre mahkûmiyet hükmü, belirleyici olarak gerçekleştirilen hukuka aykırı arama sonucunda elde edilen delillere dayandırılmıştır. Mahkûmiyet hükmünün esaslı ve belirleyici delilleri, aramada ele geçirilen terazi ve uyuşturucu maddelerdir. Hâlbuki mahkûmiyet kararı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilmiştir. Derece mahkemesinin kararında aramanın icra ediliş şekline yönelik başvurucunun itirazları hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır.

Bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme yetkisi kural olarak yargılamayı yapan mahkemeye aitti. Ancak somut olayda, hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen aramada elde edilen delillerin belirleyici delil olarak kullanılması bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelemiştir.  Arama işleminin gerçekleştirilmesindeki kanuna aykırılık yargılamanın bütünü bakımından adil yargılanma hakkını ihlal eder nitelikte bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesi, bu gerekçelerle adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bireysel Başvuruhttp://www.bireyselbasvuru.com.tr
Hukuk alanında en merak edilen konular hakkında avukat ve hukukçulara en güncel hukuki bilgiler. Hukuki sorunlara hukuksal cevaplar...

Kasten yaralamaya teşebbüs suçu

Kasten yaralamaya teşebbüs suçu nedirKasten yaralamaya teşebbüs...

TCK 86/2-Basit yaralama suçu ve cezası

TCK 86/2-Basit yaralama suçu nedirTCK 86/2 fıkrasında yer alan basit yaralama,...

Soruşturma zamanaşımı süresi ne kadar, soruşturma ne kadar sürer

Soruşturma zamanaşımı süresi ne kadarSoruşturma ile en çok merak edilen konulardan...

Müşteki ne demek? Müşteki mahkemeye girmezse ne olur?

Müşteki ne demek?Bu yazımızda sizlere "müşteki...

Radar cezalarına itiraz dilekçesi nasıl hazırlanır, nasıl itiraz edilir

Radar cezalarına itiraz dilekçesi (2019)Radar cezalarına itiraz...

En çok okunanlar

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz
Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz. Anayasa Mahkemesi...

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7)

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı
Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir? Bireysel başvurunun tanımı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru, temel hak ve...

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir (AYM)

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir?
Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar hakkında kısa bilgiler. Bireysel başvuruya konu edilebilecek haklar nelerdir? Hangi...

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır
Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır Su kirliliğinin çevresel etkileri yaşam alanlarımız ve toplum sağlığı...