Ana Sayfa AİHM Kararları Özel ve Aile Hayatına Saygı Hakkı (AİHM) internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi ihlaldir

internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi ihlaldir

-

internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi hak ihlalidir

internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hak ihlali tespit etti. AİHM, internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi hususunu incelediği Benedik/Slovenya (B. No: 62357/14, 24/4/2018) bireysel başvurusunda Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardı. [Karara ilişkin basın bültenine buradan ulaşabilirsiniz]

internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi olaylar

İsviçreli yetkililer, Razorback isimli ağ üzerindeki incelemeleri sonucunda bazı kullanıcıların “p2p”adlı dosya paylaşım ağı üzerinden, içinde çocuk pornosu da bulunan yasadışı içerikleri birbirleriyle paylaştıklarını tespit etmiştir.

Slovenya polisi, İsviçre polisinden, elde ettiği dinamik IP adresine dayanarak, internet sağlayıcısı şirketten mahkeme kararı olmaksızın, bu IP adresine ilişkin bilgileri paylaşmasını talep etmiştir.

İnternet sağlayıcısı şirket, abone olarak kayıtlı olan başvurucunun babasının ad ve adresini Slovenya polisiyle paylaşmıştır. Slovenya polisi savcılıktan sorgu hakimine başvurup ilgili IP adresiyle bağlantılı tüm kişisel verilerin ve veri trafiğinin paylaşılmasına ilişkin karar alınmasını istemiştir. Mahkeme polisin talebi doğrultusunda karar vermiştir.

Sorgu hakiminin kararıyla başvurucunun evinde arama yapılmıştır. Evin aranması sonucunda elde edilen hard disklerde çocuk pornosuna ilişkin materyaller bulunmuştur. Başvurucunun “eMule” adlı bir dosya paylaşım programıyla farklı kullanıcılarla dosya paylaşımında bulunduğu tespit edilmiştir. Başvurucu hakkında adli soruşturma başlatılmıştır.

Başvurucu, dosyalardaki yasa dışı materyallerden haberinin olmadığını ve internet sağlayıcısının mahkeme kararı olmaksızın kanuna aykırı bir şekilde verilerini polisle paylaştığını belirtmiştir.  Yerel mahkeme, bilgisayar uzmanı bir kişinin başvurucunun dosya içeriklerini bilmemesinin mümkün olmadığına dair görüşüne ve internet sağlayıcısının da ilgili kanuna uygun bir şekilde veri paylaşımında bulunduğuna dayanarak hapis cezasına hükmetmiştir (internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi)

Derece mahkemelerinin değerlendirmeleri

Başvurucu, elde edilen verilerin kanuna aykırı elde edildiği için delil olarak değerlendirilemeyeceği iddiasıyla temyiz mahkemesine ve Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Anayasa Mahkemesinin talebi üzerine İstihbarat Delegesi, polisin mahkeme kararı olmaksızın bilgi almasına izin veren kanunun anayasal anlamda sorunlu olduğunu bildirmiştir. (internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi).

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun internete girerken IP adresini gizlemeyerek kendisini kamuya açık ettiğini ve bu nedenle IP adres kullanıcısının mahkeme kararı olmaksızın tespitinin haberleşmenin gizliliğinin ihlali sayılmayacağı gerekçesiyle talebini reddetmiştir (internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi).

Anayasa Mahkemesi kararında, internet sağlayıcının başvurucunun babasına ait bilgileri açıklamasının dolaylı yoldan başvurucunun kimliğini açık etmesinden ötürü olayın başvurucunun özel hayatıyla bağlantılı olduğunu belirtmiştir.

AİHM, “Razorback” adlı ağ üzerinden karşılıklı yasadışı içerik paylaşmasının ve dinamik IP adresini gizlememesinin başvurucunun online aktivitelerde bulunurken anonim bir şekilde hareket ettiği gerçeğini değiştirmediğini belirtmiştir. AİHM, bunu makul saygı beklentisi kapsamında değerlendirerek olayın özel hayat kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, olayda özel hayata müdahale olduğunu ve mahkeme kararı olmaksızın polise IP adresine ilişkin bilgileri isteme yetkisi tanıyan yasanın yetki kullanımı için koşulları düzenlemediğini (internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi) tespit etmiştir. AİHM, polisin bu yetki kullanımını denetleyecek bağımsız bir mekanizmanın bulunmadığından özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi konusundaki iddialar

Verilerin mahkeme kararı olmaksızın elde edildiği iddiası

Başvurucu, mahkeme kararı olmaksızın verilerin elde edilmesinin (internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi) kimliğinin tespit edilmesine yol açtığını öne sürmüştür. Ayrıca, iletişiminin içeriğinin kamuya açıklamasına rağmen, trafik verileriyle ilgili (internet kullanımının süresi ve zamanı, interneti kimin kullandığı ve bu kullanım sırasında hangi siteye eriştiği) gizlilik hakkından feragat etmediğini öne sürmüştür.

Başvurucu, Slovak polisinin, kimliği ile ilişkili IP adresini elde ettiği tarihte, bu tür verilere erişimi düzenleyen kanunun açık olmadığını (lex certa – belirlilik ilkesi) ve dolayısıyla Sözleşme’nin 8(2) fıkrasının gerektirdiği hukukilik şartının karşılanmadığını iddia etmiştir.

Ulusal mevzuatın çelişkili olduğu iddiası

Başvurucu, müdahale tarihi itibarıyla bu konuyla ilgili iç hukuk hükümlerinin çelişkili olduğunu belirtmiştir. Anayasanın 37(2) ikinci fıkrasına göre iletişimin gizliliği hakkına müdahale ancak bir mahkeme kararı ile olabilir. Elektronik iletişim yasası, trafik verilerinin gizli tutulmasını ve bu iletişimin sadece yetkili bir makam tarafından verilen bir kararla dinlenebileceğini öngörmüştür.

Diğer taraftan, Slovenya Ceza Muhakemesi Kanununda, verilere erişmek için farklı koşullar öngörmüştür. Uygulamada, bu ikisi arasındaki ayrımın ne olduğu açık değildir. İç mevzuattaki bu belirsizliğin bir sonucu olarak, özel hayatın gizliliği hakkına kamu otoriteleri tarafından yapılacak keyfi bir müdahaleye karşı yasal korumanın yeterli olduğu söylenemez.

Başvurucuya göre, Elektronik Haberleşme Yasası, Slovenya Ceza Muhakemesi Kanununa göre daha üst hüküm (lex specialis) niteliğindedir. Kişisel verilerin polise verilmesine olanak tanımamaktadır (internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi). Yasadaki bu tür bir boşluk durumunda, Anayasa doğrudan uygulanmalıdır. Anayasa, açıkça bu verilerin verilmesi için bir mahkeme kararını şart koşmaktadır.

Kişisel verilerin otomatik işleme tabi tutulması karşısında bireylerin korunması sözleşmesi

Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi (“ETS No. 108”, “1981 Sözleşmesi”), bütün Avrupa Konseyi Üye Devletleri tarafından onaylanmıştır. 1981 Sözleşmesi, 1 Eylül 1994 tarihinde Slovenya’da yürürlüğe girmiştir.

1981 Sözleşmesi’nin 1. maddesinde Sözleşme’nin amacı;

“haklarındaki kişisel verilerin otomatik olarak işleme tabi tutulması ile ilgili olarak, her bir taraf devlet ülkesinde, uyrukları veya ikametleri ne olursa olsun, her birey için, başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duyulmasını güvence altına almaktır  (‘verilerin koruması’).” olarak belirlenmiştir.

1981 Sözleşmesi, bireyleri istismarlara karşı korumaktadır. Yargı ve emniyet birimlerinin veri işlenmesi gibi hem özel, hem de kamu tarafından yapılan tüm veri işlemlerine uygulanır. 2. maddede “kişisel veriler” kavramı, tanımlanmış veya tanımlanabilir bir bireyle ilgili herhangi bir bilgi olarak tarif edilmiştir. 5. madde ise, otomatik işleme tabi tutulan kişisel verilerin adil ve yasal olarak toplanması ve işleme tabi tutulması öngörülmüştür.

AİHS ve özel hayatın gizliliği

Sözleşme’nin 8. maddesi, kişilik ve kişisel gelişim hakkını ve diğer insanlarla ve dış dünyayla ilişkiler kurma ve geliştirme hakkını teminat altına almaktadır. Bu nedenle, kamusal anlamda bile “özel hayat” kapsamına girebilecek, kişilerin etkileşim alanı mevcuttur (Uzun/Almanya, B. No: 35623/05, § 43).

Kişisel veriler özel hayat kapsamındadır

Bir kişinin özel hayatının kendi evi veya özel mülkünün dışında kendisini etkileyecek tedbirler nedeniyle tehlikeye atılıp atılmadığının değerlendirilmesine dair bir dizi unsur vardır. “Özel hayat” ve “haberleşme” kavramlarının uygulanıp uygulanmayacağını tespit etmek için AİHM bireylerin gizliliklerine saygı duyulması ve korunmasına dair makul bir beklenti içinde olup olmadıklarını ele almıştır (Bărbulescu/Romanya [BD], B. No: 61496/08, § 73). AİHM, gizliliğe ilişkin makul bir beklentinin, olmazsa olmaz kesin bir etken niteliğinde olmasa da kayda değer olduğunu ifade etmektedir.

Kişisel verilerin gizliliğine ilişkin makul beklenti

Kişisel veriler bağlamında AİHM, “özel hayat” teriminin dar bir şekilde yorumlanmaması gerektiğine dikkat çekmektedir. Geniş yorumun, 1981 Sözleşmesi’ndeki yorum ile örtüştüğünü, sözleşmedeki amacın “haklarındaki kişisel verilerin otomatik olarak işleme tabi tutulması ile ilgili olarak, her bir taraf devlet ülkesinde, … her birey için, başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duyulmasını güvence altına almak” (md. 1) olduğu tespitinde bulunmuştur. Bu tür kişisel veriler “tanımlanmış veya tanımlanabilir bir bireyle ilgili herhangi bir bilgi” olarak tarif edilmiştir (md. 2) (Amann/İsviçre [BD], B. No: 27798/95, § 65).

AİHM ayrıca belirli bir kişi hakkında bir veri toplandığı durumlarda, kişisel verilerin işleme tabi tutulması, kullanılması veya söz konusu materyalin normal olarak öngörülebilir olanın ötesinde bir şekilde yayınlanmasının, ortaya çıktığına dair oturmuş içtihatlar ile uyuşmaktadır (Satakunnan Markkinapörssi Oy ve Satamedia Oy/Finlandiya [BD], B. No: 931/13, § 136). Bu nedenle Sözleşme’nin 8. maddesi, bireylerin, kolektif olarak toplanan, işlenen ve yayılan, verilerle ilgili gizlilik haklarına dayanmalarına olanak sağlayarak, bir bilgi formunda kendi kaderini tayin etme hakkını düzenlemektedir.

AİHM, daha önce, aranan telefon numaralarını (Malone/Birleşik Krallık, 2/8/1984, § 84), telefonla, e-postayla ve İnternet kullanımıyla ilgili kişisel bilgiler (Copland, §§ 41 ve 43), başvurucunun iş ilişkilerine ait soruşturma mercileri tarafından bir karta saklanan bilgiler (Amann, § 66), başvurucunun kamuya açık uzak geçmişiyle ilgili yetkililer tarafından saklanan bilgiler (Rotaru/Romanya [BD], 28341/95, §§ 43-44) gibi ölçme verilerini 8. madde kapsamında ele almıştır.

internetteki bilgilerin anonimliği

AİHM daha önce Delfi AS/Estonya ([BD] No. 64569/09, § 147) kararında çevrimiçi anonimliğin önemini kabul etmiştir. AİHM, aynı zamanda geleneksel medya ile karşılaştırıldığında yasadışı konuşmanın internet üzerindeki etkilerini ciddi ölçüde ağırlaştırabilecek olan, internette bilginin yayılmasının kolaylığını, kapsamını ve hızını ve bir kez açıklandıktan sonra bilginin kalıcılığını göz ardı etmemektedir.

Delfi AS/Estonya  bireysel başvurusunda AİHM ayrıca, çevrimiçi faaliyette bulunan farklı anonimlik derecelerine de değinerek şu tespitlerde bulunmuştur:

“Mahkeme, internette farklı anonimlik derecelerinin mümkün olduğunu kaydetmiştir. Bir internet kullanıcısı kamunun büyük çoğunluğuna anonim olabilirken, aynı zamanda ya doğrulanmamış ya da onaya tabi tutulabilen –sınırlı doğrulamadan (örneğin, bir hesabın e-mail adresi ya da sosyal ağ hesabı üzerinden aktif hale getirilmesi) kişinin çok daha güvenli kimliğe sahip olmasına olanak sağlayan ulusal elektronik kimlik kartları ya da online bankacılık kimlik denetimi kullanımı aracılığıyla güvenli yetkilendirmeye kadar uzanabilir – bir hesap ya da iletişim verisi aracılığıyla bir servis sağlayıcı tarafından kimliği belirlenebilir. Bir servis sağlayıcısı aynı zamanda kullanıcılarına oldukça geniş ölçüde anonimlik sağlayabilir; bu durumda, kullanıcıların kimliklerini belirtmelerine gerek duyulmamaktadır ve bu kullanıcılar, internet erişim sağlayıcılarının elinde bulunan bilgiler aracılığıyla –sınırlı ölçüde izlenebilir konumda olurlar. Bu tür bir bilginin verilmesi, soruşturma ya da yargı makamlarının bir kararını gerektirmekte olup, kısıtlayıcı şartlara tabi tutulmaktadır. Bununla birlikte, bazı durumlarda faillerin kimliklerinin tespit edilmesi ve kovuşturulmaları için gerekli olabilir.” (§ 148).

Korunan menfaatin mahiyeti

Abonelik bilgileri, kişisel veriler kapsamındadır

Abonelik bilgileri, prensip olarak kişisel verilerle ilgilidir.

Böyle bir sonuç, 1981 Sözleşmesi, Avrupa Birliği mevzuatı ve bunların uygulanmasını amaçlayan ulusal mevzuatta yer alan tanımlar ile uyumludur.

Dinamik IP adresleriyle ilişkili abone bilgileri kamuya açık değildir

AİHM, belirli zaman için tahsis edilmiş dinamik IP adresleriyle ilişkili abone bilgilerinin kamuya açık olmadığını ve bu nedenle, geleneksel telefon rehberinde veya araç plakaları gibi kamuya açık veri tabanında bulunan bilgilerle mukayese edilemeyeceğinin altını çizmiştir.

Aslında, belirli bir dinamik IP adresinin belirli bir zamanda tahsis edildiği bir aboneyi tespit etmek için, internet servis sağlayıcısının saklanan verilere erişmesi gerektiği görülmektedir. Bu gibi depolanmış verilerin kullanımı başlı başına, “özel hayat” mülahazalarına yol açabilir.

AİHM ayrıca, bireysel başvuruda abone bilgilerinin aranan özel durumunu göz ardı etmemiştir. Abone bilgisini elde etmenin tek amacı, paylaştığı verileri açığa çıkartan bağımsız olarak toplanan içeriğin arkasındaki belirli bir kişiyi tespit etmektir. AİHM,  bu bağlamda, “özel hayat” kapsamına girebilecek diğer kişilerle bir etkileşim alanı bulunduğuna işaret etmiştir.

Polis tarafından elde edilen çevresel bilgi özel hayat kapsamındadır

Bu tür faaliyetlere ilişkin bilgiler, tanımlan veya tanımlanabilir bir bireye atfedildiği veya o bireyle ilişkilendirildiği andaki gizlilik ile ilgilidir. Bu nedenle, polis tarafından aranan çevresel bilgi gibi görünen, yani bir abonenin adı ve adresi, bu davada olduğu gibi, konu ile alakalı önceden var olan içeriği açığa vuran verilerle ayrılmaz bir şekilde bağlı olarak ele alınmalıdır. Aksi düşünüldüğünde, ilgi alanlarını, inançlarını ve kişisel yaşam tarzlarını da kapsayan hassas bilgileri de içerecek şekilde, bireyin çevrimiçi faaliyeti hakkında birçok şeyi ortaya dökebilecek bilgi için gerekli korumayı da reddetmek olacaktır.

Bu değerlendirmeler ışığında AİHM mevcut davanın, Sözleşme’nin 8. maddesinin koruma ile bağlantılı olabilecek gizlilik konuları ile ilgili olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Başvurucunun itiraz konusu tedbir ile tespit edilip edilmediği hususu

AİHM, davalı devletin, polis tarafından alınan abone bilgilerinde, başvurucunun değil, yalnızca başvurucunun babasının adının ve adresinin verildiğine ilişkin argümanını ele almıştır.

AİHM, bu bağlamda kişisel veri tanımında, sadece hali hazırda tespit edilmiş olanları değil, aynı zamanda tespit edilebilecek bireylerin de kastedildiği hususunun genel olarak kabul edildiğini gözlemlemektedir.

Mevcut bağlamda, başvurucunun internet kullanıcısı olduğuna ve polis tarafından izlenen çevrimiçi aktivitesi olduğuna dair şüphe yoktur.

internete kişisel olarak abone olmamak, gizlilik beklentisini etkilemez

AİHM ayrıca başvurucunun, kendi evinde kendi bilgisayarından interneti kullandığını gözlemlemiştir. Polisin elde ettiği abone bilgisinde başvurucunun isminden bahsedilmemesi önem arz etmemektedir. Gerçekten de bir ev halkının, ailenin üyelerince kullanılan internet hizmeti için tek bir abonelik yapmaları olağandışı bir durum değildir. İnternetin kişisel kullanımıyla ilgili abone bilgileri açığa çıkarıldığında dolaylı olarak bağlantılı kurulacağından, internet hizmetine kişisel olarak abone olmamaları, gizlilik beklentilerini etkilemez.

Davaya konu tedbirin amacı, yani internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi, bilgisayar kullanımını bir yere ve potansiyel olarak bir kişiye bağlamaktır. Adresi de içeren abone bilgileri, polisin söz konusu internet bağlantılarının yapıldığı evi tespit etmesine olanak sağlamıştır.

Yerel mahkemeler başvurucunun söz konusu internet hizmetine abone olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmemiştir. Bu durum dikkate alındığında AİHM, mevcut davada 8. maddenin uygulanabileceğini kabul etmiştir. Buna göre AİHM, davalı devletin, mağdurluk statüsünün bulunmadığı iddiasıyla ilgili itirazını reddetmiştir.

Başvurucunun makul bir gizlilik beklentisi olup olmadığı

Özel hayat kavramının mevcut davaya uygulanıp uygulanamayacağını tespit edebilmek için AİHM, söz konusu ağın kamuya açık olarak erişilebilir niteliği göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun gizliliğine saygı gösterileceği ve korunacağı konusunda makul bir beklentisi olup olmadığını incelemeye devam etmiştir.

Bu bağlamda, Slovenya Anayasa Mahkemesi ve davalı devlet başvurucunun erişimin kısıtlanmadığı Razorback ağına katılmasını önemli bulmuştur. Çevrimiçi etkinliğini ve bağlantılı dinamik IP adresini bilerek kamuoyuna açıkladığını değerlendirilmiştir. Bu nedenle yerel makamlara göre, gizlilik beklentisi meşru değildir ve bundan feragat ettiği düşünülmüştür.

AİHM, Anayasa Mahkemesi gibi, başvurucunun, Razorback ağından pornografik materyalleri paylaşırken, öznel açıdan, bu faaliyetin gizli kalacağı ve kimliğinin açıklanmayacağı beklentisi içinde olduğunu kabul etmiştir.

Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesinin aksine AİHM, başvurucunun kendi dinamik IP adresini gizlememesinin, objektif bir bakış açısıyla makul olup olmadığının değerlendirilmesinde, belirleyici bir rolünün olmayacağını değerlendirmektedir. Bu bağlamda AİHM, başvurucunun dinamik IP adresini gizli tutma hususunda değil, kimliğiyle ilgili olarak makul bir gizlilik beklentisi içinde olup olmayabileceğinin açık olduğuna işaret etmiştir.

internet bağlantıları açısından gizliliğin anonimliliği kavramı

AİHM, Delfi AS/Estonya kararında, kullanıcıların mutlaka tanımlanabilir olmaksızın katıldığı çevrimiçi etkinliğin doğasıyla ilgili çevrimiçi gizliliğin anonimlik yönünü kabul etmiştir. Gizliliğin anonimliliği kavramı, mevcut değerlendirmede dikkate alınması gereken önemli bir faktördür. Özellikle, başvurucunun söz konusu çevrimiçi etkinliğinde kimliğini açıklamış olduğu ya da örneğin belirli bir web sitesi sağlayıcısı tarafından bir hesap veya iletişim verileri aracılığıyla tanımlanabilir olduğu hususları iddia edilmemiştir. Bu nedenle, atanan dinamik IP adresinin, ağın diğer kullanıcıları tarafından görünür olsa bile, internet servis sağlayıcısının polisten gelen bir talep üzerine verileri incelemeden söz konusu bilgisayara kadar takip edilemeyeceği gerçeğince teyit edildiğinden dolayı çevrimiçi aktivitesi yüksek derecede anonimlikle bağlantılıdır (Delfi AS, § 148). (İnternet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi).

AİHM, son olarak, uygulanabilir hukuk ve mevzuat çerçevesinin, makul gizlilik beklentisinin tespitinde kesin olarak belirleyici bir faktör olmasa da, amaca uygun olabileceğini belirtmiştir (J.S./Birleşik Krallık, § 70; Peev/Bulgaristan, B. No: 64209/01, § 39, 26/7/2007).

Somut olayda taraflardan hiçbiri, internet hizmetinin başvurucunun babasına sağlanması ile ilgili abonelik sözleşmesinin şartlarına ilişkin bilgi sunmamışlardır. Yasal çerçeve ile ilgili olarak AİHM, yazışma ve haberleşmenin gizliliğinin Anayasa ile güvence altına aldığını ve bu hakka yapılacak herhangi bir müdahalenin mahkeme kararına dayanmasının şart koşulduğunu belirtmeyi yeterli görmüştür. (internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi). Bu nedenle, olay zamanında yürürlükte olan mevzuat açısından, başvurucunun çevrimiçi faaliyetine ilişkin gizlilik beklentisinin akıldışı olduğu söylenemez.

Çevrimiçi etkinlikle ilgili kimliğin korunması konusundaki menfaat “özel hayat” kapsamına girer

Bu nedenlerle AİHM, başvurucunun kendi çevrimiçi etkinliğiyle ilgili kimliğini korunması konusundaki menfaati “özel hayat” kavramının kapsamına girer. Bu nedenle Sözleşme’nin 8. maddesi uygulanabilir niteliktedir.

internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi 8. maddeye uygun mudur?

Müdahalenin olup olmadığı

Başvurucunun 8(1) fıkrası ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı mevcut dava ile bağlantılıdır. AİHM, polisin internet servis sağlayıcıdan talepte bulunması ve başvurucunun kimliğinin ortaya çıkmasına yol açan abonelik bilgilerini kullanması bu hakka bir müdahale oluşturmuştur (Rotaru, § 46; Uzun, § 52). (internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi).

AİHM, başvurucunun gizlilik hakkına yapılan müdahalenin Sözleşme’nin 8(2) fıkrasındaki koşullarla uyum içinde olup olmadığını, yani “yasaya uygun” olup olmadığını, bu paragrafta öngörülen meşru amaçları güdüp gütmediğini ve söz konusu amaç ya da amaçlara ulaşmak için “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığını incelemiştir.

Müdahalenin yasaya uygun olup olmadığı

AİHM, öncelikle Sözleşme’nin 8(2) fıkrası kapsamında, “yasaya uygunluk” ifadesinin, itiraza konu tedbirin iç hukukta bir temelinin bulunmasını gerektirdiğini belirtmiştir. İkinci olarak, iç hukuk erişilebilir olmalıdır. Üçüncü olarak, etkilenen kişi iç hukukun sonuçlarını kendisi açısından öngörebilmelidir. Dördüncü olarak iç hukukun, hukukun üstünlüğü ile uyum içinde olmalıdır (Rotaru,  § 52; Liberty ve Diğerleri/Birleşik Krallık, B. No:  58243/00, 1/7/2008, § 59; Sallinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 50882/99, 27/9/2005, § 76).

AİHM’ye göre bu prensiplerin iç hukukun yorumlanması ve uygulanmasının öncelikle ulusal makamlar ve mahkemelerin görevidir. Ancak AİHM, iç hukukun yorumlanıp uygulanma biçiminin, kendi içtihatları ışığında yorumlandığı gibi, Sözleşme’nin prensipleri ile uyumlu sonuçlar doğurup doğurmayacağını incelemek zorundadır (Cocchiarella/İtalya [BD], B. No: 64886/01, §§ 81-82). (internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi).

Müdahalenin yasal temeli var mıdır?

Somut bireysel başvuruda, söz konusu dinamik IP adresi ile ilişkili internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi hususuna Slovenya ceza kanunu izin vermektedir. Polisin, internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi hususunun iç hukukta temeli vardır. Ancak AİHM bu kanunun erişilebilir ve öngörülebilir olup olmadığını ve hukukun üstünlüğü ile uyumlu olup olmadığını incelemiştir.

Müdahalenin dayandığı yasa erişilebilir mi?

AİHM, somut bireysel başvurunun hukuka erişilebilirlik açısından herhangi bir sorunu bulunmadığını kaydetmiştir.

Müdahalenin dayandığı yasa öngörülebilir mi?

AİHM, bir kimsenin davranışını düzenlemesine imkan tanıması için yeterli hassasiyetle formüle edilirse, -uygun tavsiyede bulunulması gerekiyorsa- bir kuralın “öngörülebilir” olduğunu yineler (Rotaru, § 55). (internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi).

Keyfi müdahalelere karşı yeterli koruma var mıdır?

Buna ek olarak, hukukun üstünlüğü ile uyumlu olmak, iç hukukun 8. maddeye ilişkin keyfi hak ihlallerine karşı yeterli koruma sağlamasını gerektirir (Amann, §§ 76-77; Bykov/Rusya [BD], B. No: 4378/02, 10/4/2009, § 76; Weber ve Saravia/Almanya, B. No: 54934/00, § 94; Liberty ve Diğerleri, § 62). AİHM bu nedenle, istismara karşı yeterli ve etkili güvencelerin bulunduğu konusunda da ikna olmalıdır. Bu değerlendirme, muhtemel tedbirlerin niteliği, kapsamı ve süresi, bunların verilmesi için gerekli gerekçeler, izin verme, yürütme ve denetleme yetkisi olan makamlar ve iç hukuk tarafından sağlanan hukuk yolları gibi, davanın tüm koşullarına bağlıdır (Avrupa Entegrasyonu ve İnsan Hakları Derneği ve Ekimdzhiev/Bulgaristan, B. No: 62540/00, 28/6/2007, § 77; Klass ve Diğerleri/Almanya, 6/9/1978, § 50; Uzun, § 63).

Bireysel başvurunun özel koşullarını göz önünde bulunduran AİHM, Siber Suç Konvansiyonu’nun, gerçek zamanlı trafik verileri toplaması ve çocuk pornografisi ile ilgili suçlularla mücadelede yetkililere sağlanan üretim talimatlarının düzenlenmesi gibi önlemleri almaları konusunda Devletlere sorumluluk yüklediğini vurgulamıştır.

Ulusal mevzuat hükümleri birbiriyle çelişmektedir

Somut olayda AİHM, yerel makamlarca dayanılan Slovenya ceza yasasının 149b (3) maddesinin, bir elektronik iletişim aracının sahibi veya kullanıcısı hakkında bilgi talebiyle ilgili olduğuna işaret etmiştir. Bu madde, dinamik IP adresi ile abone bilgisi arasındaki ilişki hakkında kesin kuralları içermemektedir. AİHM ayrıca, Anayasanın 37. maddesinin, iletişimin gizliliğine yönelik yapılacak bir müdahalede mahkeme kararı gerektirdiğini not etmiştir.

Ayrıca, elektronik iletişimin gizliliğini özel olarak düzenleyen Elektronik İletişim Yasası, olay zamanında, ceza soruşturması amaçları için abone bilgilerine ve ilgili trafik verilerine erişilip verilmesine imkan tanıyan bir hüküm içermemektedir. Bu yasa, ilgili trafik verileri de dahil olmak üzere elektronik haberleşmelerin gizli olduğunu ve bu itibarla internet servis sağlayıcı tarafından korunması gerektiğini düzenlemiştir. Ayrıca, bu yasa internet servis sağlayıcının, yetkili merciler tarafından iletişimin tespiti ve dinlenilmesi konusunda bir karar verilmesi hariç olmak üzere ve kendi hizmetlerini yerine getirmesi için gerekli olmadıkça, trafik verilerini başkalarına veremeyeceğini şart koşmuştur. Dolaysıyla bu mevzuat, en azından, başvurucunun gizlilik menfaatine sağlanan koruma seviyesi açısından tutarlı değildir.

AİHM, hangi yasanın üstün olduğunu belirlemiştir

AİHM, somut olayda hangi yasanın üstün gelmesi ve uygulanması gerektiğine dair bir karar verebilmek için ulusal mahkemelerin yerine geçecektir. Bunun yerine yerel mahkemelerin gerekçelerine dönmelidir. AİHM, bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin “iletişim halindeki kişinin kimliğinin, iletişimin gizliliğinin önemli yönlerinden biri olduğu” ve verilmesinin Anayasa’nın 37(2) fıkrası uyarınca bir mahkeme kararı gerektirdiği yönündeki değerlendirmesini dikkate almıştır.

Daha spesifik olarak, Anayasa Mahkemesinin daha önceki içtihatları ile uyumlu olan yorumuna göre, iç hukukta tanımlanan trafik verileri Anayasa’nın 37. maddesi kapsamında korunmaktadır, belirli bir dinamik IP adresi ile ilişkili abone bilgilerinin verilmesi, kural olarak mahkeme kararına tabidir ve polisin basit bir yazılı talebi ile elde edilemez. İnternet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi mümkün değildir.

AİHM, Anayasa Mahkemesinin başvurucunun şikayetini reddetmesinin tek nedeninin, başvurucunun “gizliliğe ilişkin meşru beklentisinden feragat ettiği” varsayımı olduğunu gözlemlemiştir. Bununla birlikte AİHM, Sözleşme’nin 8. maddesinin uygulanabilirliği konusundaki tespitlerini dikkate alarak, Anayasa Mahkemesinin bu konudaki duruşunun Sözleşme koşulları altında gizlilik hakkının kapsamı ile uyum sağlamadığını tespit etmiştir.

Anayasa Mahkemesinin “iletişim kuran şahsın kimliği”nin Anayasa’nın 37. maddesinin koruması kapsamına girdiği ve AİHM’nin başvurucunun çevrimiçi aktivitelerine ilişkin kimliğinin gizli kalmaya devam edeceğine dair meşru beklentisi bulunduğu tespitleri göz önüne alındığında somut davada mahkeme kararı gereklidir. İnternet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi mümkün değildir.

Keyfi müdahaleye karşı hiçbir koruma sağlanmamıştır

Abone bilgisinin alınmasından sonraki birkaç ay içinde herhangi bir soruşturma işleminin yapılmadığı düşünüldüğünde iç hukukta polisin mahkeme kararı almasını engelleyen hiçbir şey bulunmamaydı. Yerel mercilerin Slovenya ceza yasasının 149b (3) maddesine bağımlı olmaları açıkça yersizdir. Keyfi müdahaleye karşı neredeyse hiçbir koruma sağlanmamıştır.

Kişisel verilere erişim noktasında devlet görevlilerinin istismarlarına karşı hiçbir güvence bulunmamaktadır

Bu bağlamda AİHM, olay anında Slovenya ceza yasasının 149b (3) maddesine göre elde edilen verilerin saklanmasına ilişkin şartları belirleyen bir düzenleme yoktur. Ayrıca verilere erişilmesi ve bunların verilmesi usulünde Devlet görevlilerinin istismarlarına karşı hiçbir güvencenin bulunmadığı anlaşılmıştır.

İkincisi ile ilgili olarak, polis, elindeki belirli bir çevrimiçi etkinlikle ilgili bilgilerle sadece internet servis sağlayıcıdan bu bilgiyi aramalarını isteyerek kişiyi tespit edebilirdi. Daha da ötesi bu yetkililer, internet servis sağlayıcıyı yerel mahkemeler tarafından yorumlandığı gibi, depolanan çevrimiçi aktiviteleri ile ilgili büyük miktardaki bilgileri incelemesi ve bunu kişilerin rızası olmaksızın polise vermesi hususunda mecbur kılmalarına rağmen, olay anında, polisin bu yetkilerini kullanmasını denetleyecek bağımsız bir denetim mekanizmasının varlığı gösterilmemiştir.

AİHM’ye göre, itiraza konu tedbirin, yani söz konusu dinamik IP adresi ile ilişkili abone bilgilerinin polis tarafından alınması ile ilgili yasanın dayanağı ve yerel mahkemeler tarafından uygulanma şekli netlikten yoksundur. Sözleşme’nin 8. maddesi ile ilgili keyfi müdahalelere karşı yeterli koruma sağlamamaktadır.

AİHM, başvurucunun özel hayatına saygı gösterilme hakkına yapılan müdahalenin, Sözleşme’nin 8(2) fıkrasındaki “yasaya uygunluk” koşulunu sağlamadığına karar vermiştir. AİHM, Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (internet abone bilgilerinin mahkeme kararı olmadan polise verilmesi).

İçindekiler tablosu

Bireysel Başvuruhttp://www.bireyselbasvuru.com.tr
Ceza hukuku avukat, idare hukuku avukat, gayrimenkul hukuku avukat, icra iflas hukuku avukat, vergi hukuku avukat, tazminat hukuku avukat, medeni hukuk avukat, ticaret hukuku avukat, borçlar hukuku avukat, iş hukuku avukat, fikir ve sanat eserleri hukuku, eşya hukuku, miras hukuku, aile hukuku, insan hakları hukuku, bireysel başvuru avukat.

Son yazılar

Adli kontrol itiraz dilekçesi örneği

Adli kontrol itiraz dilekçesi Adli kontrol itiraz dilekçesi örneği aşağıda yer almaktadır. Adli kontrole itiraz edilebilir mi? CMK...

Sanık ne demek (CMK 2) Sanık hakları nelerdir?

Sanık ne demek? CMK sanık hakları nelerdir? Sanık müdafii nedir? Sanık beyanı nedir? Kime sanık denir? Şüpheden sanık yararlanır ne demek?
Sanık ne demek (CMK 2) Sanık ne demek? Sanık kavramı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 2. maddesinde...

Şüpheli (CMK 2) ne demek? Şüpheli hakları nelerdir?

Şüpheli ne demek? Basit şüphe, makul şüphe, kuvvetli şüphe, yeterli şüphe nedir? Suç şüphelisi, suç şüphesi, şüpheli hakları nelerdir?
Şüpheli ne demek (CMK 2). Şüpheli kime denir Şüpheli ne demek? Şüpheli kavramı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nın...

Adli kontrol (CMK 109) nedir?

Adli kontrol nedir Adli kontrol kararına itiraz nasıl yapılır Adli kontrol kararına itiraz dilekçesi nasıl yazılır Adli kontrol süresine kadar Adli kontrol kararının kaldırılması kararına itiraz nasıl yapılır
Adli kontrol nedir (CMK 109) Adli kontrol nedir? Adli kontrol, suç işlediği iddia olunan, suç işlediğine dair hakkında...

İddianame nedir (CMK 170-174)

İddianame Nedir? Örnekler ve iade sebepleri nelerdir? İddianamenin iadesine itiraz nedenleri ve şartları nelerdir? İddianame nasıl hazırlanır ve yazılır?
iddianame nedir (CMK 170-174) İddianame nedir? İddianame, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 170/2 fıkrasına göre soruşturma evresi sonunda toplanan...

En çok okunanlar

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz
Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz. Anayasa Mahkemesi...

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı
Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı AİHM, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek...

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir? Bireysel başvurunun tanımı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru, temel hak ve...

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir (konu bakımından yetki)?

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir?
Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar hakkında kısa bilgiler. Bireysel başvuruya konu edilebilecek haklar nelerdir? Hangi...

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır
Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır Su kirliliğinin çevresel etkileri yaşam alanlarımız ve toplum sağlığı...