Kimler Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilir? (Kişi bakımından yetki)

-

Kimler Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilir? (Kişi bakımından yetki)

Kimler bireysel başvuru yapabilir? Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle kimler bireysel başvuru yapabilir sorusunun cevaplanması gerekir. Bireysel başvuru yolunun katı şekil kurallarına tabi olduğu göz önünde bulundurulduğunda, kimlerin bireysel başvuru yapabileceğinin bilinmesi büyük önem taşımaktadır.

Kimler bireysel başvuru yapabilir? Anayasa’nın 148(3) ve 6216 sayılı Kanun’un 45(1) fıkrasına göre gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine bireysel başvuruhakkı tanınmıştır. Özel hukuk tüzel kişileri, örgütlenme özgürlüğü ya da hak arama özgürlüğü bağlamında sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek bireysel başvuruda bulunabilir. Özel hukuk tüzel kişilerinin kendi üyelerinin haklarını savunmak amacıyla başvuruda bulunmaları mümkün değildir. Kamu gücü ayrıcalıklarını kullanan kamu tüzel kişilerinin ise bireysel başvuru hakkı bulunmamaktadır.

Bu kişiler, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden Sözleşme ve Sözleşme’ye ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla AYM’ye bireysel başvuruda bulunabilirler.

Kimler bireysel başvuru yapabilir

Kimler bireysel başvuru yapabilir sorusu ile ilgili olarak Anayasa ve 6216 sayılı Kanun’da önemli düzenlemeler yer almaktadır. Anayasa’nın 148. maddesi ve 6216 sayılı Kanun’un 45(1) fıkrasına göre “herkes”in bireysel başvuru hakkı bulunmaktadır. Ancak “herkes” kavramının “fiil ehliyeti” veya “taraf ehliyeti” kavramı gibi potansiyel olarak başvuru yapabilme yeteneği şeklinde anlaşılması gerekir.

AYM, bireysel başvuru yolunu, bireylerin maruz kaldığı temel hak ihlallerinin tespit edildiği ve tespit edilen ihlalin ortadan kaldırılması için etkin araçları içeren bir anayasal güvence olarak tanımlamaktadır (Umut Oran, B. No: 2014/18926, 22/1/2015, §13). Bu nedenle, AYM’nin soyut norm denetimi fonksiyonundan ayrı olarak, bireysel başvuru sistemi kapsamında, öncelikle somut olarak bir hak ihlalinin tespit edilebilmesi, hak ihlali ile belli bir kişinin bağlantısının kurulabilmesi gerekir.

Bu anlamda, “herkes” kavramını toplumda yaşayan her bir bireyin, toplumun her bireyini etkilediği ileri sürülebilecek uygulamalar ile ilgili başvuru yapabilmesine olanak tanındığı şeklinde anlamamak gerekir.

Nitekim Mahmut Tanal ve diğerleri başvurusunda AYM, genel anlamda yolsuzlukların yeterince soruşturulmadığı iddiasını incelemiştir. AYM, yürütülen soruşturmayla doğrudan ve kişisel ilgisini, başvuruya konu kamu gücü işleminin kendisi bakımından nasıl bir somut etki oluşturduğunu ve kişisel olarak bu işlemlerden nasıl etkilendiğini ortaya koymadığı gerekçeleriyle başvuruyu kişi yönünden yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulmuştur (Mahmut Tanal ve diğerleri, [GK], 2014/18803, 10/12/2014, § 35).

Bireysel başvuru yapabilecek kişilerde aranan üç koşul

6216 sayılı Kanun’un bireysel başvuru hakkına sahip olanlar başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği konusunda daha özel açıklamalar yapılmıştır. 6216 sayılı Kanun’un 46(1) fıkrasından, bir kişinin AYM’ye bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte arandığı anlaşılmaktadır. Buna göre başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem, işlem ya da ihmalinden dolayı başvurucunun;

Bireysel başvuruda bulunabilecek kişilerle ilgili temel düzenlemeler

Kimler bireysel başvuru yapabilir sorusuna cevap verebilmemiz açısından, bu konuya ilişkin düzenlemelere de göz atılması gerekir. Bu düzenlemeler temel olarak Anayasa ve 6216 sayılı Kanun’da yer almaktadır.

Anayasa’nın 148(3) fıkrası:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir…”

6216 sayılı Kanun’un 45(1) fıkrası:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

6216 sayılı Kanun’un 46. maddesi:

“(1) Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.
(2) Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz. Özel hukuk tüzel kişileri sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilir.
(3) Yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili olarak yabancılar bireysel başvuru yapamaz.”

6216 sayılı Kanun’un 48(1) fıkrası:

“Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci maddelerde öngörülen şartların taşınması gerekir.”

Mağdur statüsü

Anayasa ve 6216 sayılı Kanun’un hükümlerinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadıyla sıkı bir bağı bulunmaktadır. Sözleşme ile 6216 sayılı Kanun’un organik bağının ilk görünümü, bireysel başvuru ehliyeti açısından ortaya çıkmaktadır. Bireysel başvuru ehliyeti bakımından “mağdur” kavramına 6216 sayılı Kanun’da açıkça yer verilmemiş olmasına rağmen bu kavramın Sözleşme’nin 34. maddesi ve AİHM içtihadı paralelinde yorumlanarak iç hukukumuza aktarılması yoluna gidilmiştir.

Usul hukukumuzda yer bulan, menfaat ve ehliyet kurallarının, bireysel başvuru ehliyeti açısından önemi bulunmaktadır. Ancak bireysel başvuru sisteminde dava ehliyetini ifade eden “mağdur” kavramı, bu kurallardan bağımsız olarak yorumlanmaktadır.

Yabancıların durumu

6216 sayılı Kanun’un 46(3) fıkrasında bireysel başvuru yolu ehliyeti yönünden, yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklar bağlamında yabancıların başvuru yapabilme yetenekleri sınırlandırmıştır. Bu nedenle bu haklar yönünden yabancılar, “herkes” kavramının dışında tutulmuştur (bkz: K.A (2), B. No: 2014/13044, 11/11/2015). Örneğin salt Türk vatandaşlarına tanınmış olan seçme ve seçilme hakkı ile ilgili konularda yabancılarca yapılan başvurular reddedilir.

Yabancılar yönünden bireysel başvuru hakkı sadece yabancılara tanınan haklarla sınırlı olarak kabul edilmiştir. Örneğin yaşam hakkı ya da işkence ve insanlık dışı muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla yabancıların AYM’ye başvurmaları mümkündür. Diğer taraftan toplantı ve gösteri yürüyüşü, yerleşme ve seyahat özgürlüğü gibi yabancılara sınırlı olarak tanınan haklar yönünden ise ancak hukukun kendilerine tanıdığı sınırlar çerçevesinde bireysel başvuruda bulunabilirler.

Kamu tüzel kişilerinin mağdurluk statüsü

Bireysel başvuru yolu, temel olarak kamu gücünün kullanımdan kaynaklanan hak ihlallerinin tespiti ve bu ihlallerin giderilmesine yönelik bir sistemdir. Bu bakımdan kamu tüzel kişiliklerinin, kamu gücünün kullanımının “mağdur”u olarak başvuru yapabilmelerine olanak yoktur. 6216 sayılı Kanun’un 46(3) fıkrasında yer alan bu düzenleme uyarınca, kamu tüzel kişilerinin bireysel başvuruları kişi yönünden yetkisizlik gerekçesiyle kabul edilemez bulunmaktadır.

Bireysel başvuru sisteminde taraf olabilme yeteneğinin, güncel mevzuatta öngörülen menfaat ve ehliyet kuralları ile bağı tamamen kesilmemiştir. Ancak bireysel başvuru bakımından taraf kavramının, bu kuralları aşan, zaman zaman da bu kurallarla örtüşen yönleri bulunmaktadır.

Bu konuda şu makalelere göz atmanızı tavsiye ederiz

Kimler bireysel başvuru yapabilir? AYM’ye bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle kimler bireysel başvuru yapabilir sorusunun cevaplanması gerekir. Bireysel başvuru yolunun katı şekil kurallarına tabi olduğu göz önünde bulundurulduğunda, kimlerin bireysel başvuru yapabileceğinin bilinmesi büyük önem taşımaktadır.

Anayasa Mahkemesi karar arama

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarına buradan ulaşın.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karar arama

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına buradan ulaşın.

BİZİ TAKİP EDİN

EN SON YAZILAR

Tümü

EN ÇOK OKUNANLAR