Ana Sayfa AİHM Kararları Memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı hak ihlalidir

Memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı hak ihlalidir

Memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı hak ihlalidir

Memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı hak ihlalidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Hülya Ebru Demirel/Türkiye (B. No: 30733/08, 19/6/2018) kararında memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı konusunda özel hayat hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığına ilişkin olaylar

Başvurucu, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş’nin (TEDAŞ) sınavına girmiş ve kazanmıştır.

TEDAŞ, başvurucuya “erkek olma” ve “askerlik hizmetini tamamlamış olma” şartlarını yerine getirmediği için söz konusu göreve atanmayacağını bildirmiştir.

Başvurucu, TEDAŞ’ın kararının iptal edilmesini ve icrasının durdurulmasını talep eden dava açmıştır.

Mayıs 2001 tarihinde idare mahkemesi, TEDAŞ’ın başvurucuyu güvenlik görevlisi olarak ataması kararı vermiştir. İdare mahkemesi kararında “erkek olmanın” görev için bir gereklilik olmadığını belirterek 4 Ekim 2001 tarihinde TEDAŞ’ın kararını iptal etmiştir. İdare mahkemesi, “askerlik hizmetini tamamlamış olma” şartının, sadece erkek adaylar için geçerli olduğu ve TEDAŞ’ta güvenlik görevlisi olarak çalışan kadınlar üzerinde herhangi bir kısıtlama bulunmadığını belirtmiştir. İdare mahkemesi ayrıca, söz konusu görev için yalnızca erkek adayların işe alınması için özel bir gereklilik bulunmadığından, başvurucunun yalnızca cinsiyeti nedeniyle reddedilmiş olmasının dolayısıyla memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı yapılmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.

23 Temmuz 2001 tarihinde, başvurana TEDAŞ’ın Kilis şubesi tarafından altı aylık bir deneme süresi için bir sözleşme teklif edilmiştir. Belirtilmemiş bir tarihte, başvurucu görevi üstlenmiştir.

İdarenin (TEDAŞ) itirazı üzerine bölge idare mahkemesi, 26 Aralık 2002 tarihinde, 4 Ekim 2001 tarihli kararı bozmuştur.

Bölge idare mahkemesi, “askerlik hizmetini tamamlamış olma” şartının bulunması şartının erkeklere özgülenmiş olduğunu belirtmiştir.

Karar Danıştay 12. Dairesi tarafından onanmıştır.

Memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı konusundaki uluslararası metinler

İşe girişte cinsiyet ayrımcılığı ve Avrupa Sosyal Şartı

2007 yılında Türkiye tarafından onaylanan Avrupa Sosyal Şartı’nın 20. maddesi aşağıdaki gibidir:

İstihdam ve meslek konularında cinsiyete dayalı ayrım yapılmaksızın fırsat eşitliği ve eşit muamele görme hakkı

“Akit Taraflar, istihdam ve meslek konularında cinsiyete dayalı ayrım yapılmaksızın fırsat eşitliği ve eşit muamele görme hakkının etkili bir biçimde kullanımını sağlamak amacıyla, bu hakkı tanımayı ve bunun aşağıdaki alanlarda uygulanmasını sağlamak ve teşvik etmek için uygun önlemler almayı taahhüt ederler:

  1. İşe giriş, işten çıkarılmaya karşı korunma ve yeniden işe yerleştirilme;
  2. Mesleki yönlendirme, eğitim, yeniden eğitim ve rehabilitasyon;
  3. İstihdam koşulları ve ücreti de kapsayan çalışma koşulları;
  4. Yükselmeyi de kapsayan meslekte ilerleme.”

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Hakkında BM Sözleşmesi

1985 yılında Türkiye tarafından onaylanan Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Hakkında BM Sözleşmesi’nin 11(1) fıkrası aşağıdaki gibidir:

“1. Taraf Devletler, istihdam alanında kadınlara karşı ayrımı önlemek ve kadın- erkek eşitliği esasına dayanarak eşit haklar sağlamak için özellikle aşağıda belirtilen konularda bütün uygun önlemleri alacaklardır:

  1. Bütün insanların vazgeçilmez hakkı olan çalışma hakkı;
  2. İstihdam konularında eşit seçim kıstaslarının uygulanması da dahil, erkelerle eşit istihdam imkanlarına sahip olma hakkı;
  3. Serbest olarak meslek ve iş seçme hakkı, terfi, iş güvenliği, hizmetin tüm Şartları ve avantajlarından faydalanma hakkı, çıraklık ileri mesleki eğitim ve bilgi yenileme eğitimi dahil, mesleki eğitim ve sürekli eğitim görme hakkı;
  4. Sosyal yardımlar dahil eşit ücret hakkı, eşdeğerdeki işte eşit muamele ve işin cinsinin değerlendirilmesinde eşit muamele görme hakkı;
  5. Ücretli izinle birlikte, özellikle emeklilik, işsizlik hastalık, sakatlık, yaşlılık ve diğer çalışamama hallerinde sosyal güvenlik hakkı;
  6. Güvenli Şartlar içinde çalışma hakkı ve sağlığın ve bu arada doğurganlığın korunması hakkı.”

Memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS/Sözleşme)

Başvurucu, AİHS’nin 14. maddesi uyarınca idari makamların kararlarının ve yerel mahkeme kararlarının, cinsiyet ayrımcılığı teşkil ettiğini ileri sürmüştür.

İşe girişte cinsiyet ayrımcılığı iddiası AİHS’nin 8 (özel hayat) ve 14 (ayrımcılık yasağı) maddesi kapsamındadır

AİHM, mevcut davanın koşullarını dikkate alarak şikayetin yani memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı hususunun AİHS’nin 8. maddesi ile birlikte 14. maddesi uyarınca incelenmesi (Bkz: Akdeniz/Türkiye, B. No: 25165/94, 31/5/2005, § 88; Zorica Jovanović/Sırbistan, B. No: 21794/08, 26/3/2013, § 43; İhsan Ay/Türkiye, B. No: 34288/04, 21/1/2014/, § 22) gerektiğine hükmetmiştir.

AİHS’nin 8 (özel hayat) ve 14 (ayrımcılık yasağı) maddeleri

Özel ve aile hayatına saygı hakkı

“1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

  1. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”

Ayrımcılık yasağı

“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

AİHS’nin 8 (özel hayat) ve 14 (ayrımcılık yasağı) maddelerinin birlikte uygulanabilirliği

Davalı devlet ne 8. maddenin ne de 14. maddenin mevcut davaya uygulanabilir olduğunu ileri sürmüştür. Davalı devlet somut bireysel başvurunun AİHS tarafından güvence altına alınmayan bir hak olan devlet memuru olarak çalışma hakkıyla ilgili olduğunu belirtmiştir (Glasenapp/Almanya, 28/8/1986; Kosiek/Almanya, 28/8/1986; Thlimmenos/Yunanistan [BD], B. No: 34369/97).

Glasenapp/Almanya, Kosiek/Almanya ve Thlimmenos/Yunanistan kararlarına atıfta bulunan davalı devlet bir kişinin devlet memuru olarak atanmasının reddedilmesinin, AİHS uyarınca dile getirilecek bir şikâyete dayanak oluşturmayacağını ileri sürmüştür. Ayrıca, başvurucunun başka bir görevin şartlarını yerine getirdiği sürece devlet memurluğuna atanabileceğini belirtmiştir.

Başvurucu, cevap olarak, yerel makamların TEDAŞ’ta güvenlik görevliliği işi için kendisini aday olarak kabul ettiklerini ve kadın olduğunu bilmelerine rağmen göreve atadıklarını ileri sürmüştür. Bunun yanında, başvurucu 6 ay boyunca TEDAŞ’ta güvenlik görevlisi olarak çalışmış ve daha sonra görevinden çıkarılmıştır. Başvurucu, son olarak, idari ve adli kararlar nedeniyle, kamu sektöründe başka görevlere başlama ve benzer bir sınava girme fırsatını kaybettiğini iddia etmiştir.

AİHM, AİHS’nin 14. maddesinin benzer durumlarda kişilerin AİHS’den doğan hak ve özgürlükleri doğrultusunda gerekçesiz bir şekilde farklı muamele görmekten koruduğunu hatırlatmıştır. Bu hüküm, yalnızca AİHS ve protokollerinin esasa ilişkin diğer hükümleri tarafından korunan hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak etkili olduğundan dolayı bağımsız bir şekilde var olamaz. Ancak, Sözleşme’nin 14. maddenin uygulanması, söz konusu hükümlerin bir veya birden fazlasının ihlal edilmesini öngörmemektedir ve bu kapsamda özerktir.

AİHS’nin 14. maddenin uygulanabilir olması için, davanın koşullarının AİHS’nin veya protokollerinin esasa ilişkin diğer hükümlerinin kapsamına girmesi yeterlidir (Thlimmenos, § 40; Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, § 38). AİHM, bu nedenle, 14. maddenin uygulanabilirliği konusunda karar vermek için davanın koşullarının AİHS’nin 8. maddesinin kapsamına girip girmediğini incelemiştir.

Devlet memurluğuna girme hakkı AİHS kapsamında değildir

Bu bağlamda, AİHM, devlet memurluğuna atanma hakkının kasten AİHS’den çıkartıldığını hatırlatmaktadır. Sonuç olarak, bir kişinin devlet memuru olarak atanmasının reddedilmesi, AİHS uyarınca dile getirecek bir şikayete dayanak sağlayamaz (Vogt/Almanya, 26/9/1995, § 43; Otto/Almanya (kk.), B. No: 27574/02, 24/11/2005).

Ancak AİHM, somut başvuruda incelenen konunun başvurucunun devlet memuru olarak çalışma hakkına sahip olup olmadığıyla ilgili olmadığı görüşündedir. Başvurucu, derece mahkemelerinin kendisini devlet memuru olarak atamayı reddetmeleri konusunda şikâyetçi olmamıştır. Başvurucu, örneğin, söz konusu görev için gerekli niteliklere sahip olmadığı gerekçesiyle devlet memuru olmadığı konusunda şikâyetçi olmamıştır. Bu başlık altında yapmış olduğu itirazları, cinsiyeti nedeniyle farklı muamele gördüğüyle ilgilidir (Glasenapp/Almanya, 28/8/1986, § 52; Kosiek/Almanya, 28/8/1986, § 38).

Devlet memurluğuna alındıktan sonra memurluktan çıkarılma

Bunun yanında, başvurucu devlet memuru olmak için girdiği sınavda başarılı olmuş ve TEDAŞ’ta güvenlik görevliliği işine başlayabileceği konusunda bilgilendirilmiş, ancak daha sonra TEDAŞ başvurucuyu işe almayı reddetmiştir.

Ayrıca, idare mahkemesinin kararının ardından başvurucu bir süre güvenlik görevlisi olarak çalıştırılmıştır.

Bu koşullar altında, AİHM başvurucuyu devlet memurluğuna atanan ve daha sonra işten çıkarılan bir görevli olarak değerlendirmiştir.

Devlet memurluğuna girdikten sonra çıkarılma AİHS kapsamına girebilir

AİHM, devlet memuru olarak atanan bir kişinin, işten çıkarılmasına ilişkin olarak, söz konusu işten çıkarılma 8. madde dâhil olmak üzere AİHS uyarınca haklarını ihlal ediyorsa, şikâyette bulunabileceğine tutarlı bir şekilde karar vermiştir.

Devlet memurları AİHS kapsamı dışında tutulmamaktadır

Devlet memurları AİHS kapsamı dışında tutulmamaktadır (Bkz: Glasenapp, § 49; Kosiek, § 35; Vogt, § 43; Wille/Lihtenştayn [BD], B. No: 28396/95, § 41).

Devlet memurluğundan çıkarılma özel hayata müdahale teşkil edebilir

AİHS’nin 8. maddesine ilişkin birçok davada AİHM, devlet memurluğu görevinden çıkarılmanın özel hayat hakkına müdahale teşkil ettiğine hükmetmiştir (Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, §§ 43-48; Oleksandr Volkov/Ukrayna, B. No: 21722/11, 9/1/2013, §§ 165-167).

Somut davanın koşulları göz önüne alındığında, AİHM idari makamların başvurucunun cinsiyeti nedeniyle görevinden çıkarttıklarını hatırlatmıştır.

Cinsiyet temelli olarak devlet memurluğundan çıkarılma özel hayata müdahaledir

AİHM’ye göre, “özel hayat” kavramı kişisel kimlikle ilgilidir ve kişinin cinsiyeti kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle, sadece cinsiyete dayanarak işten çıkartma kadar zorlayıcı bir tedbir, kişinin kimliği, öz algılama, öz saygı ve sonuç olarak özel hayatında olumsuz etkilere sahiptir. AİHM, bu nedenle başvurucunun sadece cinsiyetine dayanılarak işten çıkarılmasının yani memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı yapılmasının özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil ettiği görüşündedir (Smith ve Grady/Birleşik Krallık, B. No: 33985/96 ve 33986/96, § 71).

Devlet memurluğundan çıkarılmanın maddi refaha ve yakın çevreye etkileri vardır

Bunun yanında, başvurucunun işini kaybetmesinin kendisinin ve aile hayatının maddi refahında hissedilir sonuçlara yol açmış olabileceğinden dolayı başvurucunun işten çıkartılması, “yakın çevresini” etkilemiştir (Oleksandr Volkov, § 166).

Devlet memurluğundan çıkarılma kişinin diğer insanlarla olan ilişkilerini etkiler

Başvurucu, ayrıca, işini kaybetmesi neticesinde sıkıntı ve kaygı duymuştur. Ayrıca, başvurucunun işten çıkartılması, profesyonel düzeydekiler de dahil olmak üzere diğer insanlarla olan ilişkilerini ve niteliklerinin cevap verdiği işi yapma yetisini etkilemiştir (Sidabras ve Džiautas, § 48; Oleksandr Volkov, § 166; İhsan Ay, § 31). Bu nedenle AİHS’nin 8. maddenin başvurucunun şikâyetine uygulanabilir olduğu kabul edilmiştir.

Devlet memurluğundan çıkarılma nedeniyle başka işe gireme fırsatı kaçmış olabilir

Son olarak, başvurucu, hakkındaki idari ve yargı kararları nedeniyle kamu sektöründe başka bir işe girme ve benzer bir sınava girme fırsatını kaçırdığını iddia etmiştir. Ancak, davalı devlet bu iddianın gerçekliğini reddetmiştir. İki taraf da iddialarını kanıtlamamıştır.

Başka bir işe girebilme olasılığı özel hayata müdahalenin yıkıcı etkisini telafi edemez

AİHM, söz konusu iddia hakkında karar vermenin gerekli olmadığı görüşündedir. AİHM’ye göre, davalı devletin ileri sürdüğü şekilde başvurucunun kamu sektöründe başka bir işe girebileceği farz edilse dahi bu durum başvurucunun cinsiyeti nedeniyle işten çıkartılmasının (memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı) ve devam eden yargılamaların özel hayatı üzerindeki meydana geldiği iddia edilen yıkıcı etkiyi silmeye yeterli olmayacaktır (I.B./Yunanistan, B. No: 552/10, § 72).

İzlenen yol ile varılmak istenen sonuç arasında makul bir orantı olmalıdır

AİHM, AİHS’nin 14. maddesiyle ilgili olarak bir meselenin ortaya çıkması için karşılaştırılabilir durumlarda kişilere farklı muamelede bulunulmuş olması gerektiğini hatırlatmıştır. Farklı muamele, tarafsız ve makul bir gerekçesi olmadığında, diğer bir deyişle, meşru bir amaç gütmediğinde veya izlenilen yol ile varılmaya çalışılan hedef arasında makul bir orantılılık ilişkisi kurulmadığında, ayrımcılık teşkil etmektedir.

Ayrımcılık yasağı kavramı

AİHS’nin 14. maddesinin anlamı çerçevesinde ayrımcılık kavramı, ayrıca, AİHS uyarınca daha iyi bir muamele öngörülmemesine rağmen, bir kişinin veya grubun, uygun bir gerekçe olmaksızın, diğerinden daha az iyi davranışa maruz kaldığı durumları kapsamaktadır (Vallianatos ve Diğerleri/Yunanistan [BD], B. No: 29381/09 ve 32684/09, § 76).

Sözleşmeci devlet, benzer durumlarda farklı bir muamelenin gerekip gerekmediği ve ölçüsü konusunda takdir yetkisine sahiptir (Ünal Tekeli/Türkiye, B. No: 29865/96, § 52; Vallianatos ve Diğerleri/Yunanistan [BD],  §  76).

Takdir yetkisinin kapsamı, davanın koşullarına, konusuna ve arka planına göre çeşitlilik göstermektedir (Ünal Tekeli, § 52), ancak AİHS’nin gerektirdiklerinin gözlemlenmesine ilişkin nihai kararları vermek AİHM’nin görevidir (Kafkaris/Kıbrıs [BD], B. No: 21906/04, § 161).

Ayrımcılık yasağı ile ilgili makaleler

Cinsiyete temelli muamele farklılığı açısından devletin taktir yetkisi dardır

Muamele farklılığın cinsiyete dayandığı yerlerde, devlete tanınan takdir payı dardır. Böyle durumlarda orantılılık ilkesi, güdülen amaca varılması için sadece söz konusu tedbirin genel olarak uygulanmasını gerektirmemektedir. Ancak davanın koşullara uygun olduğu da gösterilmelidir. AİHM ayrıca, cinsiyet eşitliğindeki ilerlemenin bugün Avrupa Konseyine üye Devletlerin temel hedefi olduğunu ve böyle bir muamele farklılığının AİHS’ye uygun olarak değerlendirilebilmesi için çok ağır nedenlerin ileri sürülmesinin gerektiğini hatırlatmaktadır (Konstantin Markin/Rusyan[BD], B. No: 30078/06, § 127).

Somut olayda AİHM ilk olarak, hem idari makamların hem de Danıştayın TEDAŞ’ta güvenlik görevliliği işinin erkekler için ayrıldığı ve bu nedenle bir kadın olan başvurucunun bu görev için uygun olmadığı görüşünde olduğunu gözlemlemiştir. AİHM’ye göre, benzer durumlarda kişiler arasında cinsiyete dayalı “farklı bir muamele” yapıldığı açıktır.

Erkek ve kadınlar arasındaki cinsiyet temelli muamele farklılığının gerekçelendirilmesi

Erkek ve kadınlar arasındaki muamele farklılığının  başka bir ifadeyle memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı yapılması AİHS’nin 14. maddesi uyarınca tarafsız ve makul olarak gerekçelendirilip gerekçelendirilmediği sorusuna ilişkin olarak AİHM, davalı devlet tarafından ileri sürülen temel görüşün, güvenlik görevlilerinin kırlık kesimlerde geceleri çalışmak zorunda olduklarından ve korudukları bölgeye saldırı olması halinde ateşli silah kullanmak zorunda kalmalarından dolayı belirli risk ve sorumluluk gerektiren faaliyetler gerçekleştirdiklerine ilişkin olduğunu gözlemlemiştir.

İdari makamlar, kadınların söz konusu risklerle yüzleşemeyecekleri ve böyle sorumluluklar üstlenemeyecekleri görüşündedirler. Ancak, idari makamlar veya davalı devlet kadınlara isnat ettikleri bu yetersizliğe ilişkin (memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı) olarak bir açıklamada bulunmamışlardır.

Ayrıca, Danıştay kararları, idare açısından söz konusu görüşlere ilişkin hiçbir değerlendirme içermemektedir. Danıştay 12. Dairesi de söz konusu görev için neden sadece erkeklerin uygun olduğuna ilişkin herhangi bir başka gerekçe göstermemiştir.

Göreve ilişkin bazı faaliyetlerin mahiyetlerine veya yerine getirildikleri bağlama göre meşru gerekçeler olabilir. Ancak, mevcut bireysel başvuruda, ne idari makamlar ne de Danıştay 12. Dairesi, TEDAŞ’ta güvenlik görevliliği işine sadece erkeklerin atanmasına ilişkin gerekliliğin gerekçesini kanıtlamıştır.

Başvurucu güvenlik görevlisi olarak bir süre TEDAŞ bünyesinde çalışmıştır. AİHM, başvurucunun daha sonra güvenlik görevliliği işinden çıkartılmasının nedeninin görevinin gerektirdiği riskleri veya sorumlulukları üstlenememesi değil, yargı kararları olduğunu belirtmiştir. Dava dosyasında başvurucunun TEDAŞ’ta güvenlik görevlisi olarak görevlerini cinsiyeti yüzünden yerine getiremediğine işaret eden hiçbir bilgi yoktur.

Özet olarak, söz konusu farklı muamelenin  dolayısıyla memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı yapılmasının meşru bir hedef güttüğü kanıtlanamamıştır.

AİHM, başvurucunun mağduru olduğu söz konusu muamele farklılığının, memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı yapılmasının, cinsiyet ayrımcılığı teşkil ettiğine hükmetmiştir.

Buna göre, AİHS’nin 8. (özel hayat) maddesi ile birlikte 14. (ayrımcılık yasağı) maddesi ihlal edilmiştir.

AİHM, Hülya Ebru Demirel/Türkiye (B. No: 30733/08, 19/6/2018) kararında memurluğa girişte cinsiyet ayrımcılığı konusunda özel hayat hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

İçindekiler tablosu

Bireysel Başvuruhttp://www.bireyselbasvuru.com.tr
Hukuk alanında en merak edilen konular hakkında avukat ve hukukçulara en güncel hukuki bilgiler. Hukuki sorunlara hukuksal cevaplar...

Soruşturma zamanaşımı süresi ne kadar, soruşturma ne kadar sürer

Soruşturma zamanaşımı süresi ne kadarSoruşturma ile en çok merak edilen konulardan...

Müşteki ne demek? Müşteki mahkemeye girmezse ne olur?

Müşteki ne demek?Bu yazımızda sizlere "müşteki...

Radar cezalarına itiraz dilekçesi nasıl hazırlanır, nasıl itiraz edilir

Radar cezalarına itiraz dilekçesi (2019)Radar cezalarına itiraz...

Plakaya yazılan ceza itiraz dilekçesi. Araç plakasına yazılan ceza dilekçesi

Plakaya yazılan ceza itiraz dilekçesiPlakaya yazılan ceza...

Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz dilekçesi örneği

Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazKovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz...

En çok okunanlar

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz
Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz. Anayasa Mahkemesi...

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7)

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı
Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir? Bireysel başvurunun tanımı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru, temel hak ve...

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir (AYM)

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir?
Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar hakkında kısa bilgiler. Bireysel başvuruya konu edilebilecek haklar nelerdir? Hangi...

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır
Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır Su kirliliğinin çevresel etkileri yaşam alanlarımız ve toplum sağlığı...