Ana Sayfa AİHM Kararları Toplantı ve Dernek Kurma Özgürlüğü (AİHM) Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı

-

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı

AİHM, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçuna ilişkin güncel bir karar verdi. AİHM, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220(7) fıkrasında yer alan “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiasıyla yargılanan ve hapis cezasına mahkum edilen kişiler için çok önemli bir karar verdi (İmret/Türkiye (no. 2), B. No: 57316/10, 10/07/2018). [Başvuruya ilişkin basın bildirisine buradan ulaşabilirsiniz]

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek ile ilgili başvurunun özeti

Başvurucu, olayın gerçekleştiği tarihte DEHAP, sonrasında da DTP il başkanı olarak görev yapmıştır. Başvurucu hakkında 2005 ve 2006 yılları arasında katıldığı gösteriler nedeniyle en az dört soruşturma açılmıştır.

Başvurucu, 16 Şubat 2006 tarihinde katıldığı gösteri nedeniyle gözaltına alınmıştır. Diyarbakır Savcılığınca başvurucu hakkında 26 Nisan 2006 tarihinde iddianame hazırlamıştır.

18 Haziran 2006 tarihli ikinci duruşmasında savcı başvurucunun 19 Şubat 2005 ile 16 Şubat 2006 tarihleri arasında katıldığı yasadışı eylemlerde PKK’yi ve Öcalan’ı öven konuşmalar yaptığı, bu eylemlerin PKK’nin emir ve çağrısı üzerine düzenlendiği, başvurucunun da düzenli, bilinçli ve istekli bir şekilde PKK’ye yardım ettiği sonucuna vararak başvurucunun TCK’nin 314(2) fıkrası ile TCK’nin 220(7) (örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek) fıkrası uyarınca PKK örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasını istemiştir.

Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 26 Eylül 2006 tarihinde vermiş olduğu kararda TCK’nin 220(7) (örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek) ve 314(2)  fıkrasına atıfla TCK’nin 314(3) fıkrası uyarınca örgüt üyesi olma suçundan başvuruya 6 yıl 3 ay hapis cezası vermiştir. Mahkeme başvurucunun bilerek ve isteyerek PKK’ye yardım ettiğine karar vermiştir. 13 Nisan 2010 tarihinde Yargıtay bu kararı onamıştır.

Yeni kanun uyarlaması ile (6352 sayılı Kanun) başvurucunun cezası mahkeme tarafından  5 yıl 2 ay 15 güne indirilmiştir. Mahkeme, başvurucunun hapis cezasının ertelenmesi talebini de reddetmiştir.

TCK’nin 220(7) fıkrası

TCK’nin 220(7) fıkrası söyledir:
“(Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.”

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmekten ceza alan başvurucunun ihlal iddiaları

Başvurucu, hakkında verilen hapis cezası kararının öngörülebilir olmadığını ve meşru bir amaç taşımadığını belirtmiştir. Bu durumun Sözleşme’nin 10. maddesinde korunan ifade özgürlüğüne ve 11. maddesinde yer alan toplantı ve gösteri hakkına aykırı olduğu ileri sürmüştür.

AİHM, söz konusu başvuruyu, 10. madde ışığında 11. madde altında incelemeye karar vermiştir.

AİHM’nin değerlendirmesi

AİHM, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği’nin 2012 ve 2017 tarihlerinde Türkiye hakkında yayımladığı görüşlerine; Venedik Komisyonu’nun 11-12 Mart 2016 tarihli TCK’nin 216., 299., 301. ve 314. maddelerine ilişkin uzman görüşüne; İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2010 tarihli ve Uluslararası Af Örgütü’nün 2013 tarihli raporlarına yer vererek bir değerlendirmede bulunmuştur.

AİHM’ye göre, TCK’nin 220(7) (örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek) ve 314(2) fıkralarına dayanılarak örgüt üyesi olma suçuyla cezalandırılması toplantı ve gösteri hakkına bir müdahale teşkil eder.

Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü ile ilgili makalelere buradan ulaşabilirsiniz

Kanunla öngörülebilir, meşru ve demokratik toplumda gerekli olma koşulu

Bu müdahalenin Sözleşme’nin 11. maddesini ihlal edebilmesi için müdahalenin; kanunla öngörülmesi, 11(2) fıkrasında belirtilen meşru amaçlardan birini taşıması ve demokratik toplumda gerekli olması koşullarını taşımamalıdır.

AİHM, başvurucunun 19 Şubat 2005 ile 16 Şubat 2006 tarihleri arasında katıldığı eylemlerde yaptığı konuşmalar nedeniyle hapis cezası aldığı örgüt üyesi olma suçunun TCK’nin 220(7) fıkrasında (örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek) düzenlendiğini ve bu maddenin erişilebilir olduğunu gözlemlemektedir.

AİHM, öngörülebilirlik bakımındansa öncelikle başvurucunun bu eylemlere katıldığı tarihlerde (19 Şubat 2005-31 Mart 2005) TCK’nin 220(7) fıkrasının yürürlükte olmadığını tespit etmiştir.

AİHM, bu bağlamda cenazeye katılarak zafer işareti yapan ve atan bir kişiye TCK’nin 220(6) fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesinin öngörülebilir olmadığına karar verdiği Işıkırık/Türkiye kararına göndereme yapmıştır.

AİHM, Güler ve Uğur/Türkiye kararında benzer bir değerlendirme yapmıştır. Kararda, öldürülen PKK’liler için düzenlenen mevlüde katıldıkları iddiasıyla terör örgütü propagandası yapmak suçundan ceza alan başvuruculara verilen cezanın din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ettiğine karar vermiştir.

Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) terör örgütü propagandası suçunu düzenleyen 7(2) fıkrasının uygulanış biçiminin yeterince öngörülebilir olmadığı için kanun niteliğini haiz olmadığı değerlendirmesinde bulunmuştu (örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek).

Süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk koşulu

AİHM, başvurucunun süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren eylemlerinin “propaganda” boyutunu aştığı ve bilerek ve isteyerek PKK’ye yardım ettiği gerekçesiyle başvurucuya örgüt üyesi olma suçundan hapis cezası kararı veren ağır ceza mahkemesinin ve bu kararı onayan Yargıtay’ın kararlarına dikkat çekmiştir.

AİHM’ye göre, Türkiye’deki mahkemeler TCK’nin 220(7) fıkrasındaki “üyelik” kavramını çok geniş yorumlamaktadır.

Somut bireysel başvuruda olduğu gibi sadece bir eyleme katılmış olmayı örgüt “adına” hareket ettiği şeklinde yorumlamaya ve o kişiyi “gerçek örgüt üyesi gibi” cezalandırmaya yeterli görmektedir.

AİHM’ye göre TCK’nin 314. maddesinden (örgüt üyesi olma suçu) ceza vermek için eylemin/suçun süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içerip içermediğinin ve belli bir hiyerarşik yapı altında olup olmadığının denetlenmesi gerekir.

Ancak TCK’nin 314. maddesinin aynı Kanun’un 220(7) fıkrası ile bağlantılı olarak uygulanması durumunda derece mahkemeleri bu kriterleri denetlemek zorunda kalmadan, bu kriterleri aşırı geniş yorumlayarak ceza vermektedir.

Ayrıca, TCK’nin 220(7) fıkrasındaki gibi değişik ceza kanunu hükümleri uyarınca cezai sorumluluklarının belirlenmesine ilişkin Yargıtay’ın yerleşik bir içtihadı bulunmamaktadır.

Kanun metninin geniş şekilde yazılması, yorumlanması ve uygulanması kabul edilemez

AİHM’ye göre kanun maddesinin lafzen bu derece geniş şekilde yazılması, yorumlanması ve mahkemelerin de bu derece geniş şekilde uygulaması, kişilerin kamu otoritelerinin keyfi müdahalelerine karşı korunmasına karşı yeterli güvenceleri içermemektedir.

AİHM’ye göre Sözleşme’nin 10. ve 11. maddesinin kapsamına giren bir eylemden ötürü hapis cezası verilirken, bir siyasetçi ve barışçıl bir gösterici olan başvurucu ile PKK bünyesinde suç işleyen bir kişi arasında ayrım yapılmamıştır.

AİHM, terörle mücadelenin zorluklarını göz ardı etmemektedir. Ancak, yasal bir düzenlemenin bu kadar geniş bir şekilde uygulanması, örgüt üyeliğine dair hiçbir somut delilin olmadığı durumlarda temel bir hak ve özgürlüğün kullanımının örgüt üyeliği ile eşdeğer tutulmasına yol açacak bir etkiye sahip olduğunda meşru kabul edilemez (örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek).

TCK’nin 220(7) fıkrası öngörülemez niteliktedir

AİHM’ye göre kişilere sadece eyleme katıldıkları iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesi, çok ağır ve orantısız bir yaptırımdır.

Bu tür bir uygulama, sadece ceza alan kişi üzerinde değil, barışçıl bir şekilde politik tartışmalara ve eylemlere katılmak isteyen kişiler üzerinde de ifade ile toplantı ve gösteri özgürlüklerini kullanma konusunda da caydırıcı bir etki yaratmaktadır.

Bu gerekçelerle AİHM, müdahalenin kanun tarafından öngörülemez olduğuna karar vermiştir. AİHM, müdahalenin meşru bir amaç taşıyıp taşımadığını ve demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını inceleme gereği duymamıştır.

AİHM, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220(7) fıkrasında yer alan “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiasıyla yargılanan ve hapis cezasına mahkum edilen kişiler için karar.

Bu konuya ilişkin şu yazıya bakabilirsiniz

Bireysel Başvuruhttp://www.bireyselbasvuru.com.tr
Ceza hukuku avukat, idare hukuku avukat, gayrimenkul hukuku avukat, icra iflas hukuku avukat, vergi hukuku avukat, tazminat hukuku avukat, medeni hukuk avukat, ticaret hukuku avukat, borçlar hukuku avukat, iş hukuku avukat, fikir ve sanat eserleri hukuku, eşya hukuku, miras hukuku, aile hukuku, insan hakları hukuku, bireysel başvuru avukat.

Son yazılar

Adli kontrol itiraz dilekçesi örneği

Adli kontrol itiraz dilekçesi Adli kontrol itiraz dilekçesi örneği aşağıda yer almaktadır. Adli kontrole itiraz edilebilir mi? CMK...

Sanık ne demek (CMK 2) Sanık hakları nelerdir?

Sanık ne demek? CMK sanık hakları nelerdir? Sanık müdafii nedir? Sanık beyanı nedir? Kime sanık denir? Şüpheden sanık yararlanır ne demek?
Sanık ne demek (CMK 2) Sanık ne demek? Sanık kavramı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 2. maddesinde...

Şüpheli (CMK 2) ne demek? Şüpheli hakları nelerdir?

Şüpheli ne demek? Basit şüphe, makul şüphe, kuvvetli şüphe, yeterli şüphe nedir? Suç şüphelisi, suç şüphesi, şüpheli hakları nelerdir?
Şüpheli ne demek (CMK 2). Şüpheli kime denir Şüpheli ne demek? Şüpheli kavramı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nın...

Adli kontrol (CMK 109) nedir?

Adli kontrol nedir Adli kontrol kararına itiraz nasıl yapılır Adli kontrol kararına itiraz dilekçesi nasıl yazılır Adli kontrol süresine kadar Adli kontrol kararının kaldırılması kararına itiraz nasıl yapılır
Adli kontrol nedir (CMK 109) Adli kontrol nedir? Adli kontrol, suç işlediği iddia olunan, suç işlediğine dair hakkında...

İddianame nedir (CMK 170-174)

İddianame Nedir? Örnekler ve iade sebepleri nelerdir? İddianamenin iadesine itiraz nedenleri ve şartları nelerdir? İddianame nasıl hazırlanır ve yazılır?
iddianame nedir (CMK 170-174) İddianame nedir? İddianame, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 170/2 fıkrasına göre soruşturma evresi sonunda toplanan...

En çok okunanlar

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz
Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz. Anayasa Mahkemesi...

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı
Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı AİHM, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek...

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir? Bireysel başvurunun tanımı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru, temel hak ve...

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir (konu bakımından yetki)?

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir?
Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar hakkında kısa bilgiler. Bireysel başvuruya konu edilebilecek haklar nelerdir? Hangi...

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır
Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır Su kirliliğinin çevresel etkileri yaşam alanlarımız ve toplum sağlığı...