Rıza Türmen AİHM’nin Mehmet Altan ve Şahin Alpay kararlarını yorumladı

171

Rıza Türmen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin  (AİHM) 20 Mart 2018 tarihinde Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında verdiği kararları yorumladı.

AİHM , Mehmet Altan ve Şahin Alpay ’ın başvurularıyla ilgili kararları 20 Mart 2018 salı günü açıkladı. Her iki kararda da iki gazetecinin tutuklanmalarının hukuka aykırı olduğu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) kişi özgürlüğü ve güvenliğine ilişkin 5(1) fıkrasını ihlal ettiğine karar verdi. Ayrıca, ayrıca gazetecilerin yazdıkları yazılardan dolayı tutuklanmalarının ifade özgürlüğüne ilişkin Sözleşme’nin 10. maddesini ihlal ettiği sonucuna vardı. Her ikisi için de 21.500 Avro manevi tazminata hükmetti.

Türkiye’nin Sözleşme Maddelerini Askıya Alma Bildirimi

Rıza Türmen, Türkiye 21 Temmuz 2016’da Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne, Sözleşme’nin 15. maddesi gereğince yaptığı bir bildirimle, olağanüstü hal süresince alacağı önlemler nedeniyle Sözleşme hükümlerini askıya aldığını bildirmişti.

AİHM, ulusun yaşamına yönelik bir tehdidin varlığını kabul etmekle birlikte, gerek iki gazetecinin hukuka aykırı olarak tutuklanmalarının, gerek yazdıkları yazılardan dolayı suçlanmalarının tehdidi önlemek bakımından gerekli ve orantılı olmadığını ileri sürerek Türkiye’nin bu savunmasını reddetmiştir. AİHM’nin vardığı bu sonuç, başka davalar bakımından da geçerli olacağı gibi, özellikle OHAL KHK’lerinin hukuka uygunluğu bakımından dikkate alınması gerekir.

Mehmet Altan ve Şahin Alpay’ın Tutuklulukları Hukuka Aykırı

AİHM, AYM’nin kararını doğrularken İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin AYM kararını uygulamamasını eleştiriyor. İlk derece Mahkemelerinin AYM’nin kesin ve bağlayıcı kararına uymamasının hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmadığını vurguladı.

Bu nedenle, AYM kararından sonra tutuklamanın devam etmesinin Sözleşme’nin kişi özgürlüğü ve güvenliğine ilişkin 5(1) maddesini ihlal ettiğine hükmetti.

Burada dikkat çeken bir nokta, AİHM’nin, AYM’nin etkili bir iç yargı yolu olduğu yolundaki görüşünü korumakla birlikte, AYM’nin kararının alt mahkeme tarafından uygulanmamasının, bu konuda ciddi kuşkular doğurduğunu belirtmesi.

İfade Özgürlüğü

AİHM kararında, ulusun varlığına yönelik bir tehdidin var olmasını, siyasal tartışma özgürlüğünü ortadan kaldırmanın bahanesi olarak kullanılamayacağını, idareyi eleştirmenin ya da ülkeyi yönetenlerin ulusal çıkarları ilgilendirdiğini düşündükleri haberleri basmanın, terörist örgütlere yardım ya da üyelik gibi suçlamalara yol açmaması gerektiğini belirtti.

AİHM, şiddete teşvik olmadığı sürece, halkın bilgi alma hakkının engellenemeyeceğini, hükümeti eleştirenlerin özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarının ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yaratacağını, muhalif sesleri bastıracağını, sivil toplumu ürküteceğini belirtiyor.

Bu nedenlerle, ifade özgürlüğüne ilişkin 10. maddenin ihlaline karar verdi.

İfade Özgürlüğü Anlayışındaki Farklılaşma

Rıza Türmen’e göre karar, bir kez daha Türkiye’deki yargının ifade özgürlüğü anlayışıyla AİHM’nin anlayışı arasındaki derin uçurumu ortaya koyuyor. Ancak ifade özgürlüğü demokrasiyle yakından bağlantılı olduğundan, Türkiye’de yargının ifade özgürlüğü uygulaması sadece insan hakları bakımından değil, aynı zamanda yönetim şekli bakımından da sorunlar doğuruyor.

Türmen’e göre AİHM’nin bu iki kararı, tutukluluk rejimi ve ifade özgürlüğü bakımından önemlidir ve Anayasa’nın 90. maddesi gereğince uyulması gereken kararlardır. AİHM’nin bu kararlarda belirttiği ilkelerin yargıçlar tarafından resen dikkate alınması gerekir. Türmen’e göre bu ilkelerin yargı tarafından uygulanması, hukuka aykırı tutuklamalara son verecek, keyfi bir biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılan pek çok kişinin özgürlüğüne kavuşmasına yol açacaktır)

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/945901/Ozgurluk_yolu_acilir.html (Cumhuriyet Gazetesi)