Roj TV başvurusu AİHM tarafından reddedildi

-

Roj TV başvurusu AİHM tarafından reddedildi

Roj TV tarafından yapılan bireysel başvuru AİHM tarafından reddedildi. AİHM, Roj TV A/S/Danimarka ((kk.), B.No: 24638/14, 17/4/2018) başvurusunda kabul edilemezlik kararı verdi. AİHM, Sözleşme‘nin hakları kötüye kullanma yasağı bağlamında ifade özgürlüğünün ihlali iddiasını incelemiştir. AİHM, hakları kötüye kullanma yasağı ve ifade özgürlüğü şikayetlerini kabul edilemez buldu.

Roj TV başvurusunun özeti

Başvurucu, Roj TV A/S, Danimarkalı bir şirket ve televizyon kanalıdır.

Türkiye, 2006-2007 yıllarında Danimarka Radyo ve Televizyon Kurulu’na, başvurucu kanalın Avrupa Birliği tarafından da terör örgütü olarak tanınan PKK’yi desteklediği yönünde şikâyette bulunmuştur.

Danimarka Radyo ve Televizyon Kurulu, ilgili kanalın eylemlerinin Danimarka hukukuna göre herhangi bir ihlal oluşturmadığına karar vermiştir. Kurul, başvurucu kanalın din, ırk, milliyet, cinsiyet gibi nefret söyleminde bulunmadığını, yalnızca görüş bildirdiği ve bilgi paylaştığını, yayınlanan fotoğrafların ise Türkiye’deki ve Kürt bölgesindeki gerçek şiddeti yansıttığını belirtmiştir.

Almanya 2008 yılında başvurucu kanalın sahibi olan Mesopotamia Broadcast’ın Almanya’daki tüm yayınlarını “uluslararası anlayış” prensipleriyle uyumsuz olması nedeniyle yasaklamıştır. Alman Federal Anayasa Mahkemesi, başvurucu kanalın programlarından bazılarının açıkça PKK’nin yararına yapıldığını, askeri ve şiddet içerikli olduğunu belirtmiştir. Yayımlanan bu programların Türkiye ve özellikle Almanya’da yaşayan Türkler ve Kürtler arasındaki tansiyonu yükselttiğini belirtmiştir.

Başvurucu kanalın 2006-2010 tarihinde programlanan yayınlarının Danimarka Ceza Kanunu’na göre PKK eylemlerini teşvik ettiğine karar verilmiştir.

Danimarka derece mahkemesi, Avrupa Birliği’nin, Kanada’nın, Amerika Birleşik Devletleri’nin, Avusturalya’nın ve Birleşik Krallık’ın PKK’yi terör örgütlerinden biri olarak görüldüğünü belirtmiştir. Kanalda, Türkiye ve PKK arasındaki çatışmanın yayına aktarılmasında kullanılan kaynakların genellikle PKK’nin eylemleri ya da destekleyicilerin telefon konuşmaları gibi PKK tarafından bildirilen konuşmalar olduğunu belirtmiştir. Kanal yayınlarının tek bir dille sınırlı yapılması ve Öcalan’ın tutuklanması kararına “uluslararası komplo” nitelendirilmesi yapılması vs. örnekler bağlamında kanalın yanlı yayın yaptığı sonucuna ulaşılmıştır.

Temyiz incelemesi sonucunda davada bağımsız bir basın aktivitesi değil PKK’nin terör operasyonlarına övgü olduğu kanısına varmıştır. Bu sebeple, Sözleşme tarafından korunan ifade özgürlüğü hakkı olaya uygulanmamıştır.

İhlal iddiaları

Başvurucu Roj TV, Danimarka makamlarınca verilen cezanın Sözleşme’nin 10. maddesindeki ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek bireysel başvuruda bulunmuştur.

AİHM’nin değerlendirmesi

İfade özgürlüğünün ihlali

AİHM, Sözleşme’ye ilişkin yerindelik denetimini yapılmayacağını, başvurucu şirket aleyhine verilen cezanın ifade özgürlüğüne ihlal oluşturup oluşturmadığının incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.

AİHM, derece mahkemesinin ve yüksek mahkemenin kararlarını inceleyerek, karar verilirken delillerin yeterince değerlendirilip değerlendirilmediğini incelemiştir. AİHM, davada yerel mahkemeler tarafından verilen kararların gerçekleri incelendiğinde kabul edilebilir bir değerlendirme yapmadığını gösterir herhangi bir bulguya rastlanmadığını bildirmiştir.

AİHM, Zana/Türkiye davasına atıf yaparak PKK’yi destekleyen söylemlerinden dolayı cezalandırılan başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğini ve bu davanın görüldüğü dönemde de PKK’nin bir terör örgütü olduğunu belirtmiştir.

Bu sebeplerle AİHM incelemesine Sözleşme’nin 17. maddesi bağlamında devam etmiştir.

Hakların kötüye kullanılması yasağının ihlali

Sözleşme’nin hakları kötüye kullanma yasağı başlıklı 17. maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’deki hiçbir hüküm, bir devlete, topluluğa veya kişiye, Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerin yok edilmesi veya bunların Sözleşme’de öngörülmüş olandan daha geniş ölçüde sınırlandırılmalarını amaçlayan bir etkinliğe girişme ya da eylemde bulunma hakkı verdiği biçiminde yorumlanamaz.”

AİHM, Sözleşme’nin 17. maddesinin yalnızca istisnai hallerde uygulanabileceğini belirtmiştir. Somut davada AİHM, derece mahkemesinin değerlendirmesine atıf yaparak eylemlere ve örgütün müdahalelerine yönelik tek taraflı olarak örgüte katılıma teşvik, kışkırtıcı haber yapma, gerilla ve örgüt üyelerini kahramanlaştıran davranışlara sempati uyandırmadan başka bir biçimde değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.

Hakların kötüye kullanılması yasağı ile ilgili makalelere buradan ulaşabilirsiniz

Kararda, 2006-2010 döneminde başvurucu şirketin PKK’den maddi yardım aldığının da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtilmiştir.

AİHM, bu verilerin derece mahkemelerince incelendiğini, televizyon yayınlarının geniş bir kitleye yayılmış olduğunu, modern Avrupa toplumlarında terörizmin veya terörizme ilişkin ifadelerin kullanılmasının şiddet kullanımını meşrulaştırdığına dikkat çekmiştir. AİHM, bu eylemlerin 17. maddede düzenlenen hakkın kötüye kullanımı yasağına aykırılık oluşturmaktadır. Bu nedenle Sözleşme’nin 10. maddesindeki ifade özgürlüğü hakkının somut olayda uygulanamayacağına karar vermiştir.

AİHM, Sözleşme’de koruma altına alınan ifade özgürlüğü hakkının başvurucu tarafından saptırılarak kullanılmasına teşebbüs edildiğini belirtmiştir.  Sözleşme’nin amacı Sözleşme’ye açıkça ters düşen eylemler bakımından sınır teşkil eder. AİHM, başvurucunun Sözleşme’nin 17. maddesi sebebiyle 10. maddenin korumasından yararlanamayacağını belirterek kabul edilemezlik kararı vermiştir.

Kararın künyesi: Roj TV A/S/Danimarka (kk.), B.No: 24683/14, 17/4/2018.

AİHM, Roj TV A/S/Danimarka ((kk.), B.No: 24638/14, 17/4/2018) başvurusunda kabul edilemezlik kararı verdi.

Anayasa Mahkemesi karar arama

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarına buradan ulaşın.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karar arama

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına buradan ulaşın.

BİZİ TAKİP EDİN

EN SON YAZILAR

Tümü

EN ÇOK OKUNANLAR