Ana Sayfa AYM Kararları İfade Özgürlüğü (AYM) Siyasetçiye yönelik eleştiri nedeniyle tazminat ifade özgürlüğünü ihlal eder

Siyasetçiye yönelik eleştiri nedeniyle tazminat ifade özgürlüğünü ihlal eder

-

Siyasetçiye yönelik eleştiri (Melih Gökçek) nedeniyle başvurucunun tazminat ödemesine hükmedilmesi ifade özgürlüğünü ihlal eder

Siyasetçiye yönelik eleştiri nedeniyle tazminata hükmedilmesi ifade özgürlüğünü ihlal eder. AYM, Eyüp Hanoğlu (B. No: 2015/13431, 23/5/2018)  bireysel başvurusunda siyasetçiye yönelik eleştiri nedeniyle tazminata hükmedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi. [karara ilişkin basın duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz].

Siyasetçiye yönelik eleştiri konusundaki olaylar

Kürtajın kamuoyunda tartışma konusu olduğu günlerde, dönemin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, bir kadına Twitter üzerinden “Sen çok mu kürtaj yaptırdın. Bu kadar bağırmanın nedeni bu mu?” şeklinde mesaj atmıştır. Söz konusu kadın bu mesajı kendi Twitter hesabından herkes tarafından görülecek şekilde paylaşmıştır.

Bu paylaşım üzerine Twitter‘da “EdepsizsinMelihGökçek” ve “TerbiyesizsinMelihGökçek” isimli konu başlıkları (hashtag) açılmıştır.  Başvurucu da Twitter hesabından “#EdepsizsinMelihGokcek” başlığıyla bir paylaşım yapmıştır.

Gökçek, başvurucunun paylaşımında kullanılan “edepsiz” ifadesinin çok sayıdaki takipçisi tarafından görüldüğünü, bu ifadenin kişilik haklarına saldırı olduğunu belirterek manevi tazminat davası açmıştır.

Hakaret eyleminin gerçekleştiği kanaatine varan derece mahkemesi manevi tazminata hükmetmiştir. Temyiz talebi temyize konu olan tutarın ilgili Kanun’da öngörülen miktara ulaşmadığı gerekçesiyle Yargıtayca reddedilmiştir.

Başvurucunun iddiaları

Başvurucu, bir siyasetçiye yönelik eleştiri niteliğindeki paylaşımlarından dolayı aleyhine tazminata hükmedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

İfade özgürlüğünün demokratik toplumdaki önemi

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS / Sözleşme) 10. maddesi şöyledir:

“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak,  kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar…

2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda … başkalarının şöhret ve haklarının korunması … için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”

İfade özgürlüğü konusuna AİHM’nin yaklaşımı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre ifade özgürlüğü, demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardandır. AİHM, ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında ifade özgürlüğünün toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini teşkil ettiğini vurgulamaktadır.

AİHM’ye göre Sözleşme’nin 10(2) fıkrası saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen “bilgi” ve “fikirler” için değil incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü, yokluğu halinde “demokratik bir toplum“dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.

AİHM, Sözleşme’nin 10. maddesinde güvence altına alınan bu hakkın bazı istisnalara tabi olduğunu ancak bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının ikna edici olması gerektiğini vurgulamıştır (Von Hannover/Almanya (No. 2), B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 101).

İfade özgürlüğü ve itibarın korunmasını isteme hakkı arasındaki ilişki

AİHM, kamuya mal olmuş kişilerin şöhret ve itibarı ile ifade özgürlüğünün çatışması halinde Sözleşme’nin 10(2) fıkrasında yer alan “başkalarının … haklarının korunması” ifadesine müracaat etmektedir.

AİHM,  Van Hannover/Almanya (2) [BD] ve Axel Springer AG/Almanya [BD] (B. No: 39954/08, 7/2/2012) kararlarında ifade özgürlüğü ve özel hayata saygı hakkının dengelenmesinde kullanılan ilkeleri açıklamıştır.

Bunlar ifade özgürlüğüne konu açıklamanın kamu yararına ilişkin bir tartışmaya sağladığı katkı  (Van Hannover/Almanya (2), § 109), ilgili kişinin tanınırlığı, toplumdaki rolü ve işlevi ile yazıya konu olan faaliyetin niteliği, haber veya makalenin konusu  (Van Hannover/Almanya  (2),  § 110; Van Hannover/Almanya, B. No: 59320/00, 24/9/2004, §§  63-66);  ilgili kişinin daha önceki davranışları (Van Hannover/Almanya (2), § 111), yayının içeriği, şekli ve etkileri (Von Hannover/Almanya (2), §  112),  bilgilerin elde edilme koşullan ve gerçekliği (Axel Springer AG/Almanya,  §  93; Van Hannover/Almanya (2), § 113) ve uygulanan yaptırımın niteliğidir  (Axel Springer AG/Almanya, § 95).

Siyasetçilerin itibar haklarının korunması konusuna AİHM’nin yaklaşımı

AİHM, ifade özgürlüğü ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin çatışması halinde şöhret ve itibarı söz konusu olan kişi bir siyasetçi ise (siyasetçiye yönelik eleştiri) ilke olarak ifade özgürlüğü lehine değerlendirme yapmaktadır. Lingens/Avusturya (B. No: 9815/82) kararında AİHM, politikacıların kendilerine yöneltilen ağır eleştirilere tahammül etmek durumunda olduğunu vurgulamıştır.

Başvurucu tarafından kullanılan “adi fırsatçılık”, “gayriahlaki”, “onursuzluk” şeklindeki ifadelerin seçim sonrası siyasal tartışma ortamı içinde değerlendirilmesi gerektiğini ve bu sözlerin o tarihte Federal Hükumetin başbakanı olan Kreisky’nin benimsediği tutuma yöneltildiğini belirten AİHM başvurucunun hakaret suçundan mahkum edilmiş olması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

Oberschlick/Avusturya (2) (B. No: 20834/92) kararında, başvurucu tarafından kullanılan “geri zekalı” kelimesinin davanın bütün koşullan ışığında bu ifadenin geçtiği makale ve makalenin yazıldığı koşullar gözetilerek değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. AİHM, “geri zekalı” ifadesi polemiğe açık olsa da bu ifadenin Parti Lideri ve Eyalet Valisi Jörg Halder’in kendisinin de provokatif olan bir konuşmasına yanıt olarak hazırlanan bir makalede geçtiğine dikkat çekmiştir (siyasetçiye yönelik eleştiri). AİHM’ye göre, olgusal bir temel olmasa aşırı olarak nitelendirilebilecek bu ifade olayın şartları altında aşırı olarak değerlendirilemez.

Lopes Gomes Da Silva/Portekiz (B. No: 37698/97) kararında, gazeteci olan başvurucu şehir konseyi seçimlerinde aday olan Bay Resende’ye yönelik olarak yayımladığı bir yazıda “acayip derecede gülünç”, “soytarıca” ve “bayağı” şeklinde ifadeler kullanmıştır (siyasetçiye yönelik eleştiri). AİHM, Portekiz mahkemelerinin kararlarını davanın bütün koşulları ışığında, ifadenin geçtiği yayın ve makalenin yazıldığı koşulları gözeterek değerlendirmiştir. Bu durumun kamusal çıkarları ilgilendiren politik tartışmalar kapsamında olduğunu ve bu nedenle ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların dar yorumlanması gerektiğini belirten AİHM, başvurucunun yazısı ve kullanılan ifadeler polemiğe açık olsa da bunların boş yere yapılmış bir kişisel saldırı niteliğinde olmadığı tespitini yapmıştır. AİHM’ye göre, olgusal bir temel olmasa aşırı olarak nitelendirilebilecek bu ifadeler olayın koşulları altında (siyasetçiye yönelik eleştiri) aşırı olarak değerlendirilemez.

İfade özgürlüğü ve siyasetçiye yönelik eleştiri konusuna AYM’nin yaklaşımı

Siyasi ifade özgürlüğü ile ilgili şu makalelere bakabilirsiniz

İfade özgürlüğüne ilişkin Anayasa maddesi

Anayasa‘nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar…

Bu hürriyetlerin kullanılması, … başkalarının şöhret veya haklarının, … korunması … amaçlarıyla sınırlanabilir…”

İfade özgürlüğüne müdahalenin varlığı

Bir siyasetçiye yönelik paylaşımları nedeniyle 350 TL tazminat ödemesine karar verilmesi başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaledir.

Müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığının incelenmesi

Yukarıda anılan müdahale, Anayasa‘nın 13.  maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini teşkil eder. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa‘nın 13.  maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, Anayasa‘nın 26(2) fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

Kanunilik, meşru amaç, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük

AYM, 6098 sayılı Kanun’un 49. maddesinin “kanunla sınırlama” ölçütünü karşıladığı sonucuna varmıştır. AYM ayrıca başvurucunun tazminat ödemesine ilişkin kararın “başkalarının şöhret veya haklarının korunması“na yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varmıştır.

Demokratik toplum düzeninin gerekleri kavramı

AYM, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, toplumsal bir ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde olmalıdır. Bu koşulları taşımayan bir tedbir, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin böyle bir ihtiyacın bulunup bulunmadığını değerlendirirken belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, AYM’nin denetimindedir.

Ölçülülük ilkesi

Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın –demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte- temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup olmadığının da incelenmesi gerekir (Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 63; ölçülülük ilkesine ilişkin  için bkz. Tansel Çölaşan, §§ 54, 55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72).

İfade özgürlüğünün kapsamı

Diğer taraftan Anayasa‘nın 26. maddesinin birinci fıkrası, ifade özgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfade özgürlüğü; siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi her türlü ifadeyi kapsamına almaktadır (Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 37; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 40).

Temel hak ve özgürlüklerin kullanımında ödev ve sorumluluklar

Demokratik bir toplumda siyasetçileri eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte Anayasa’nın 26. maddesi tamamen sınırsız bir ifade özgürlüğünü garanti etmemiştir. Siyasetçiye yönelik eleştiri nedeniyle kişilerin itibarlarına zarar verir boyuta ulaşmaması gerekir. Bu, kişilerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve sorumluluklara gönderme yapan “Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.” biçimindeki Anayasa’nın 12. maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur.

Anayasa’nın 26. maddenin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün kullanımına herkes için geçerli olan bazı “görev ve sorumluluklar” getirmektedir. Söz konusu sorumlulukların kapsamı, başvurucunun koşullarına ve ifade özgürlüğünü kullandığı vasıtalara göre değişir. AYM, bir cezanın “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığını incelerken meselenin bu yönünü görmezlikten gelmeyecektir.

Başkalarının şöhret veya haklarının korunması

Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünü kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarının şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 44).

Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür. Bununla beraber elbette siyasetçilerin de şöhretlerini koruma hakları vardır.

Buna ilave olarak AYM; siyasetçilerin, kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zaman vurgulamıştır (siyasetçiye yönelik eleştiri ilgili olarak bkz. Ergün Poyraz (2), § 58; kamusal yetki kullanan görevlilerle ilgili bkz. Nilgün Halloran, § 45; Cumhuriyet başsavcısı ile ilgili bkz. İlhan Cihaner (2), § 82; tanınan bir kamu görevlisi ile ilgili bkz. Önder Balıkçı,§ 42).

İfade özgürlüğü ile itibarın korunmasını isteme hakkı arasında adil denge

AYM, önceki kararlarında başvurucunun müdahale edilen ifade özgürlüğü ile başvurucunun ifadeleri nedeniyle davacının müdahale edilen şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirmiştir (Nilgün Halluran, § 27; İlhan Cihaner (2), § 49).

Bu, soyut bir değerlendirme değildir. Çatışan haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için başvurucunun kullandığı ifadelerin türünün, kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadelere yönelik kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının, ifadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin, kime yöneldiğinin, tarafların ünlülük derecelerinin ile ilgili kişilerin önceki davranışlarının ve kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında sahip oldukları hakların ağırlığının değerlendirilmesi gerekir. Bunun için başvurucu tarafından söylenen sözlerin yapılan konuşmanın tamamı ve söylendiği bağlamdan koparılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, § 52; Önder Balıkçı, § 45).

Söz konusu değerlendirmelerde derece mahkemelerinin belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, AYM’nin denetimindedir. Dolayısıyla AYM, bir “kısıtlama”nın ifade özgürlüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığı hususuna karar vermede yetki sahibi olan iç hukuktaki son mercidir.

Siyasetçiye yönelik eleştiri nedeniyle tazminata hükmedilmesi konusunda AYM’nin değerlendirmesi

AYM, siyasetçilerin, kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu vurgulamıştır (siyasetçiye yönelik eleştiri).

Başvuru konusu olaydaki paylaşım kamuoyu tarafından tanınan bir siyasetçiye yöneliktir. Bu nedenle kabul edilebilir eleştiri sınırları, sıradan bir kimse ile karşılaştırıldığında daha geniştir. Bu sebeple eldeki başvuruya konu olayın taraflarından biri olan davacının kendisine yönelik eleştirilere sıradan insanlara göre daha fazla hoşgörü göstermesi gerekir.

Başvuru konusu olayın şartları ve arka planı dikkate alındığında başvurucu tarafından yapılan paylaşım ve paylaşımda kullanılan ifadeler olgusal bir temele sahiptir. Başvurucu, paylaşımıyla davacının paylaşımına yönelik eleştirilerini ifade etmiştir.

Derece mahkemesi, başvurucunun paylaşımını olayın koşullarını gözetilmeksizin değerlendirme konusu yapılmıştır. Bu sebeple başvurucunun tazminat ödemesi bakımından ileri sürülen gerekçeler, başvurucunun ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahale için ilgili ve yeterli bir gerekçelendirme sayılamaz. Bu nedenle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ihlal edilmiştir.

AYM, Eyüp Hanoğlu  bireysel başvurusunda siyasetçiye yönelik eleştiri (Melih Gökçek) nedeniyle tazminata hükmedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi (şeref ve itibarın korunmasını isteme hakkı).

Bireysel Başvuruhttp://www.bireyselbasvuru.com.tr
Ceza hukuku avukat, idare hukuku avukat, gayrimenkul hukuku avukat, icra iflas hukuku avukat, vergi hukuku avukat, tazminat hukuku avukat, medeni hukuk avukat, ticaret hukuku avukat, borçlar hukuku avukat, iş hukuku avukat, fikir ve sanat eserleri hukuku, eşya hukuku, miras hukuku, aile hukuku, insan hakları hukuku, bireysel başvuru avukat.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen adınızı buraya yazınız

Son yazılar

Sanık ne demek (CMK 2) Sanık hakları nelerdir?

Sanık ne demek? CMK sanık hakları nelerdir? Sanık müdafii nedir? Sanık beyanı nedir? Kime sanık denir? Şüpheden sanık yararlanır ne demek?
Sanık ne demek? (CMK md. 2) Sanık ne demek? Sanık kavramı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 2....

Şüpheli (CMK 2) ne demek? Şüpheli hakları nelerdir?

Şüpheli ne demek? Basit şüphe, makul şüphe, kuvvetli şüphe, yeterli şüphe nedir? Suç şüphelisi, suç şüphesi, şüpheli hakları nelerdir?
Şüpheli nedir (CMK 2) Şüpheli kavramı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 2. maddesinde tanımlanmıştır. CMK’da, soruşturma evresinde,...

Adli kontrol (CMK 109) nedir?

Adli kontrol nedir Adli kontrol kararına itiraz nasıl yapılır Adli kontrol kararına itiraz dilekçesi nasıl yazılır Adli kontrol süresine kadar Adli kontrol kararının kaldırılması kararına itiraz nasıl yapılır
Adli kontrol nedir (CMK 109) Adli kontrol nedir? Adli kontrol, suç işlediği iddia olunan, suç işlediğine dair hakkında...

İddianame nedir (CMK 170-174)

İddianame Nedir? Örnekler ve iade sebepleri nelerdir? İddianamenin iadesine itiraz nedenleri ve şartları nelerdir? İddianame nasıl hazırlanır ve yazılır?
iddianame nedir (CMK 170-174) İddianame nedir? İddianame, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 170/2 fıkrasına göre soruşturma evresi sonunda toplanan...

Kovuşturma nedir?

Kovuşturma nedir? ne kadar sürer? Kovuşturma kararı nedir? soruşturma ile farkı nedir? uzlaşma mümkün mü? ne zaman biter? ne zaman sona erer?
Kovuşturma nedir. Kavuşturma evresi nedir Kovuşturma nedir? Kovuşturma kararı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 2/1 fıkrasına göre iddianamenin kabulüyle başlayıp,...

En çok okunanlar

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz
Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz. Anayasa Mahkemesi...

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı
Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı AİHM, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek...

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir? Bireysel başvurunun tanımı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru, temel hak ve...

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir (konu bakımından yetki)?

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir?
Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar hakkında kısa bilgiler. Bireysel başvuruya konu edilebilecek haklar nelerdir? Hangi...

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır
Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır Su kirliliğinin çevresel etkileri yaşam alanlarımız ve toplum sağlığı...