Taşınmaz malikinin yargılamaya katılımının sağlanmaması mahkemeye erişim hakkını ihlal eder

109
Taşınmaz malikinin yargılamaya katılımının sağlanmaması mahkemeye erişim hakkını ihlal eder
Taşınmaz malikinin yargılamaya katılımının sağlanmaması mahkemeye erişim hakkını ihlal eder

Taşınmaz malikinin yargılamaya katılımının sağlanmaması mahkemeye erişim hakkını ihlal eder

Taşınmaz malikinin yargılamaya katılımının sağlanmaması mahkemeye erişim hakkını ihlal eder. AYM, Sema Calgav ve Oya Yamak (B. No: 2015/13950, 24/5/2018) bireysel başvurusunda taşınmaz malikinin yargılamaya katılımının sağlanmaması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verdi. [karara ilişkin basın duyurusuna buradan ulaşabilirsiniz]

Taşınmaz malikinin yargılamaya katılımının sağlanmaması başvurusunda olaylar

Başvurucular, bir ilçede paylı mülkiyete konu taşınmazın maliklerindendir.

Başvurucular, imar mevzuatı yönünden gerekli ruhsat işlemlerini tamamladıktan sonra taşınmazı kiraya vermişlerdir.

Aynı muhitte akaryakıt istasyonu işletmekte olan başka bir şirket, imar planlarının taşınmazın akaryakıt istasyonu alanı olarak ayrılmasına dair kısımlarının iptali istemiyle ilgili belediyelere karşı idare mahkemesinde dava açmıştır. Kiracı şirket ve davalı idareler müdahil sıfatıyla davaya katılmıştır.

Mahkeme, davaya konu imar planlarını iptal etmiştir.

Başvuruculardan biri büyükşehir belediyesine başvurarak taşınmazına ilişkin imar planıyla ilgili bir dava açılıp açılmadığının kendisine bildirilmesini istemiştir.

Belediye cevap yazısında, taşınmaza ilişkin imar planlarının yargı kararı ile iptal edildiğini bildirmiştir.

Başvurucunun iddiaları

Başvurucular, imar planının iptali istemiyle üçüncü kişi tarafından idareye karşı açılan davanın taşınmaz malikine ihbar edilmeyerek yargılamaya taşınmaz malikinin katılımının sağlanmaması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinden şikayetçi olmuşlardır.

Taşınmaz malikinin yargılamaya katılımının sağlanmaması konusuna AİHM’nin yaklaşımı

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6(1) fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar … konusunda karar verecek olan, … bir mahkeme tarafından … görülmesini isteme hakkına sahiptir… “

AİHM’ye göre ulusal hukuktaki başvuru yollarına erişimi engelleyen bir kanunun bulunmaması Sözleşme’nin 6(1) numaralı fıkrasındaki gerekliliklerin yerine getirilmesi bakımından her zaman için yeterli olmayabilir.

Hukuk devleti ilkesinin demokratik toplumdaki işlevi göz önünde bulundurulduğunda kanun koyucu tarafından temin edilen erişimin derecesinin aynı zamanda bireylerin “mahkeme hakkı“nın güvenceye bağlanması bakımından yeterli olması gerektiği anlaşılmaktadır.

Mahkemeye erişim hakkının etkili olabilmesi için bireyin hakkına müdahale teşkil eden eylem ve işleme karşı argümanlarını dile getirebileceği açık ve pratik fırsatlara sahip olması gerekir (Bellet/Fransa, B. No: 23805/94, 4/12/1995, § 36).

Davanın ihbarı müessesine AİHM’nin yaklaşımı

AİHM’nin idari yargıda ihbar müessesesini incelediği Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye kararına konu olayda valilik tarafından belli kategorideki araçlara sigorta yaptırmak kaydıyla geçici güzergah yetki belgesi verilmesini öngören bir düzenleyici işlem çıkarılmıştır (B. No: 44088/04, 9/12/2008, §§ 4-11).

Bu düzenleyici işlem, Menemen-İzmir hattında faaliyet gösteren Menemen Minibüsçüler Odasını doğrudan ilgilendirmektedir. Menemen Yolcu Otobüsleri Motorlu Taşıtlar Kooperatifi tarafından söz konusu düzenleyici işleme karşı valilik aleyhine açılan dava üzerine idare mahkemesi düzenleyici işlemi iptal etmiştir.

Valilik, kararı temyiz etmiştir. Menemen Minibüsçüler Odası temyiz safhasında müdahale dilekçesi vermiştir. Danıştay başvurucunun müdahale talebini kabul ettikten kısa bir süre sonra ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Valilik başvurucunun araçlarına izin veren yeni bir düzenleyici işlem çıkarmıştır. Bu işlem de idare mahkemesince iptal edilmiştir. 23/5/2005 tarihinde başvurucuya taşımacılık faaliyetine son vermesi hususu tebliğ edilmiştir.

AİHM, 2577 sayılı Kanun’un davanın ihbarı usulüyle ilgili olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na (HMUK) atıfta bulunan 31. maddesinin özellikle davanın dava konusu uyuşmazlık nedeniyle menfaati etkilenen üçüncü kişilere bildirilmesinin mahkeme tarafından “resen” yapılmasını öngördüğü vurgulamıştır (Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye, § 25).

Anılan maddenin açık lafzına rağmen mahkemenin başvurucuyu ihtilaf konusu uyuşmazlıktan haberdar edilmemiştir. Başvurucu, ilk derece safhasında yargılamaya katılamaması nedeniyle dinlenilme imkanından mahrum kalmıştır. Temyiz nedenlerinin sınırlı sayı kuralına tabi olması nedeniyle başvurucu, esasa ilişkin itirazlarını Danıştayda da ileri sürememiştir.

İkinci davaya ilişkin ise 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesine uyulmaması nedeniyle başvurucu, uyuşmazlıkla tamamen irtibatsız kalmıştır. Asıl taraf olarak valiliğin kararı temyiz etmemesi sebebiyle başvurucu, Danıştayda iddialarını öne sürmemiştir (Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye, § 26).

AİHM, ulusal mahkemelerin 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesindeki gereklilikleri yerine getirmede başarılı olamamalarının başvurucuyu hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyen uyuşmazlıkla ilgili olarak dinlenilmekten alıkoyduğu ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye, §§ 27-28).

Taşınmaz malikinin yargılamaya katılımının sağlanmaması konusuna AYM’nin yaklaşımı

Taşınmaz malikinin yargılamaya katılımının sağlanmaması mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenir

Anayasa‘nın 36(1) fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa‘nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

Mahkemeye erişim hakkı ve Anayasa

Anayasa‘nın 36.  maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkanının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).

AYM, bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

Mahkemeye erişim hakkının kapsamı

Bireylere menfaatlerini etkileyen işlemlere karşı dava açabilmelerinin yanı sıra üçüncü şahıslarca açılmış ve doğrudan taraf olmadıkları, ancak sonucu itibarıyla menfaatlerini etkileyen bir davada iddia ve savunmalarını dile getirebilmeleri amacıyla davaya katılma olanağının sağlanması da mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken güvencelerden biridir.

Bu itibarla bir davanın sonucundan menfaati etkilenecek olan kişilerin bu yargılama hakkında bilgi sahibi olabilmelerine, uyuşmazlığın çözümü için gerekli ve sonuca etkili olduğunu düşündükleri hususlarda açıklamada bulunabilmelerine, iddialarını ispata yönelik delil sunabilmelerine imkan sağlanması gerekir. Bu husus aynı zamanda yargı mercilerinin tüm verileri dikkate alıp değerlendirme yaptıktan sonra gerekçeli karar vermesini sağlayacağından silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi ile de ilgilidir.

Mahkemeye erişim hakkı ve HMUK

Nitekim 6100 sayılı Kanun’un 27. maddesinde, mahkemeye erişim hakkının güvenceleriyle örtüşür nitelikte bir düzenleme getirilerek davanın taraflarının yanı sıra müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin de kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkeme davaların taraflarına, müdahillere, yargılamanın diğer ilgililerine savunma hakkını kullanma imkanı vermeden davanın esasıyla ilgili değerlendirme yapamayacaktır (Yusuf Bilin, B. No: 2014/14498, 26 /12/2017, § 44).

Mahkemeye erişim hakkına müdahale

Bireyin sonucu itibarıyla menfaatini etkileyen bir davadan haberdar edilmeyerek davaya katılımının sağlanmaması ve mahkeme önünde argümanlarını öne sürme imkanından yoksun bırakılması mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder.

Davanın ihbarı nedir?

Davanın ihbarı, bireyin tarafı olmadığı ancak sonucu itibarıyla menfaatlerini etkileyen bir davadan müdahale ve diğer yollarla haklarını kullanabilmesine olanak tanımak amacıyla haberdar edilmesini temin eden bir usul hukuku müessesesidir.

Ancak yargılamaların makul süre içinde, düzenli bir şekilde ve gereksiz gider yapılmadan yürütülmesini temin etmek ve bu suretle usul ekonomisi ilkesini gerçekleştirmek düşüncesiyle davanın ihbarı belli koşullara ve usul kurallarına bağlanmıştır.

Yargılama usullerinin belirlenmesinde usul ekonomisinin gözetilmesi, bu suretle iyi adalet yönetiminin sağlanarak kamu yararının gerçekleştirilmesi Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin gereklerindendir. Dolayısıyla usul ekonomisi ve iyi adalet yönetimi ilkeleri gözetilerek davanın ihbarının belli koşullara ve usul kurallarına bağlanması mümkündür (Yusuf Bilin, § 54).

Bununla birlikte üçüncü şahıslarca açılan ancak sonucu itibarıyla bireylerin menfaatlerini etkileyen bir davada  iddia ve savunmalarını dile getirebilmelerinin de mahkemeye erişim hakkının bir gereği olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Böyle bir durumda kamu otoritelerinin usul ekonomisindeki kamu yararı ile bireylerin mahkemeye erişim hakkından yararlanmalarındaki bireysel yarar arasında makul bir denge gözetmeleri beklenir. Bireyin mahkemeye erişimindeki bireysel yararının açık bir biçimde baskın olduğu hallerde usul ekonomisi gerekçesiyle mahkemeye erişimin kısıtlanmasının meşru bir amaç taşıdığı tartışmalı hale gelebilir. Diğer bir ifadeyle bu gibi hallerde Anayasa’nın 2. maddesinin mahkemeye erişim hakkının sınırlanmasına izin verdiğinin söylenmesi mümkün olmayabilir (Yusuf Bilin, § 55).

Mahkemeye erişim hakkına müdahalenin amacının meşruluğu

Somut olayda maliki oldukları taşınmaza ilişkin imar planlarının iptalinin başvurucuların menfaatini doğrudan etkilediği dikkate alındığında davanın başvuruculara ihbar edilmemesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalede usul ekonomisinin sağlanmasındaki kamusal yararın başvurucuların davaya katılmalarındaki bireysel yararlarının görmezden gelinmesini gerektirecek önem ve ağırlıkta olduğu hususunda ciddi kuşkular oluşmaktadır. Bu nedenle meşru amacın varlığının aşağıda müdahalenin ölçülülüğüyle birlikte ele alınmasının daha uygun olacağı değerlendirilmiştir.

Mahkemeye erişim hakkına müdahale ölçülülüğü

AYM, bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini ifade etmiştir (Özkun Şen, § 52).

Üçüncü kişilerin kendi menfaatlerini etkileyen bir davaya katılmaları için belli koşullar ve usul kuralları öngörülmesi, bu koşullar ve kurallar davaya katılmayı imkansız kılmadığı ya da aşırı derecede zorlaştırmadığı sürece mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz.

Ancak yargı merciince bu koşul ve kuralların hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması sonucunda, kendilerini etkileyen uyuşmazlıklarda menfaatlerini korumak isteyen kişilerin davaya katılmalarına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.

Bu nedenle mahkemelerin bu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini irdelerken ve usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek nitelikte tutumlardan, yorum ve değerlendirmelerden kaçınmaları gerekir (Yusuf Bilin, § 51).

Taşınmaz malikinin yargılamaya katılımının sağlanmaması olayına ilişkin AYM’nin değerlendirmesi

İdarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı idari yargıda görülmekte olan davalar yönünden uyuşmazlık konusu üzerinde hak iddia eden ya da davanın taraflarından birinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan üçüncü kişilerin davaya sadece şeklen değil etkili bir şekilde katılımının sağlanması adil yargılanma hakkının güvencelerinin sağlanabilmesi için önemli bir müessesedir.

Somut olayda başvurucuların, davanın sonucundan doğrudan etkilenmeleri nedeniyle davaya katılmalarında hukuki yararları vardır.

Derece mahkemelerinin davanın ihbarına ilişkin usul hükümlerini yerine getirmemesi nedeniyle mahkeme huzurunda argümanlarını öne sürme imkânından yoksun bırakılmalarının başvuruculara aşırı ve orantısız bir külfet yüklediği, bu sebeple başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

AYM, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Taşınmaz malikinin yargılamaya katılımının sağlanmaması mahkemeye erişim hakkını ihlal eder.