Ana Sayfa Ceza Hukuku TCK 53-Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma nedir?

TCK 53-Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma nedir?

-

TCK 53-Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma uygulaması

Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma (TCK 53), 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde düzenlenmiştir. Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakma (TCK 53) başlığı altında yer alan güvenlik tedbirleri ceza hukuku sistemimizde hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak öngörülmüştür.

Hak yoksunluğu nedir?

Her ne kadar TCK 53 maddesinde öngörülen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbiri, güvenlik tedbirleri başlığı altında düzenlenmiş ise de bu tedbir ceza mahkûmiyetinin kanuni sonucudur. TCK 53 maddesinde  öngörülen hakları kullanma yoksunluğu, hukuki niteliği itibari ile bir güvenlik tedbiri olmayıp mahkûmiyetin yasal sonucu olan bir ek cezadır. Bu bakımdan TCK 53 maddesinde yer alan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirleri, geri alınabilir ve değiştirilebilir nitelikte değildir.

TCK 53 maddesi nedir

Belli haklardan yoksun bırakma tedbirinin (TCK 53) temel amacı suç isleyerek topluma ters düşen ve toplumun güvenini kaybeden suçlunun topluma daha fazla zarar vermesini önlemektir. TCK 53 maddesinin amacı mahkûmiyet (iyileştirme) süresince toplumun esenliğini ilgilendiren ve etkileyen görev, yetki ve haklarının kullanımını kısıtlamak ve bu sayede toplumu suçtan korumaktır.

TCK 53 maddesinde düzenlenen güvenlik tedbiri, kamu hizmetleri (niteliğindeki) kapsamındaki isleri ve medeni haklardan velayet, vesayet ve kayyımlık hakkının kısıtlanmasını kapsar.

TCK 53 ve HAGB

HAGB kararının memuriyet üzerinde bir etkisi var mıdır? Belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma TCK’nın 53. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrası uyarınca “Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin Kanuni sonucu olarak; … [belirli hakları kullanmaktan] … yoksun bırakılır”. HAGB kararı verildiği hallerde şartlarının oluşması durumunda TCK’nın 53. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı bir tartışma konusudur.

CMK 231/5 fıkrasındaki düzenlemenin amacının sanığın işlemiş olduğu suçtan dolayı verilecek mahkûmiyet hükmünün sonuçlarıyla birlikte askıya almak olduğu düşünüldüğünde, HAGB kurumunun uygulandığı durumlarda hak yoksunlukları uygulama alanı bulmamalıdır.

Dolayısıyla sanık hakkında kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen HAGB kararı verilmişse, kararda mahkûmiyet hükmünün kanuni sonucu olarak hak yoksunluklarına da yer verilecektir.

Ancak hak yoksunluklarına ilişkin karar da mahkûmiyet hükmüyle birlikte askıya alınacak ve denetim süresinin sonuna kadar uygulanmaksızın beklenecektir. Bu karar ancak sanık hakkında kurulan fakat açıklanması ertelenen mahkûmiyet hükmünün kanunda yazan sebeplerden birisi sebebiyle (CMK 231/11) açıklanması halinde uygulama alanı bulacaktır.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere HAGB kararının memuriyete etkisi konusunda doğrudan bir düzenleme olmamakla birlikte, esas olarak HAGB kararlarının memuriyete etkisinin olmadığını söylemek mümkündür. HAGB kararı verilen kişinin devlet memurluğu, milletvekilliği, avukatlık veya başkaca bir kamu hizmetini ifa etmesinde kanuni bir engel yoktur.

Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma süresi (TCK 53)

Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma (TCK 53) tedbirinin süresi vardır. TCK 53/2 maddesine göre kişi, islediği suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakıldığı hakları kullanamayacaktır. TCK 53 maddesinde yer alan bu düzenleme, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde, hak yoksunluğunun süresi kural olarak hükmün kesinleşmesi ile başlayıp cezanın infazının tamamlanması ile sona erer.

TCK 53/1-a, (b), (d) ve (e) bentlerinde düzenlenen haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekir. TCK 53/1-c maddesindeki haklardan anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilmesine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekir.

Diğer kişilere yönelik  haklar bakımından aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazının tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmelidir. Dolayısıyla bu bentteki hak yoksunluğunun ayrıma gidilmeksizin koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması zorunludur (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, K.2017/4718).

Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmanın kural olarak sadece hapis cezasının infazı süresince devam etmesi ve infazın tamamlanması ile birlikte kendiliğinden kalkması, bireyin toplum içinde kalması, topluma kazandırılması ve hak kaybı yoluyla daha fazla mağdur edilmemesi bakımından da en uygun çözüm yolu olmuştur.

Bununla birlikte TCK 53/5 ve 53/6 fıkralarında, istisnai olarak, belirli bazı suçları isleyen failler bakımından, islenen suçun özelliklerine göre cezanın infazının bitiminden sonra başlayacak ve belirli bir süre devam edecek hak yoksunluğu halleri de öngörülmüştür.

Mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak bir haktan yoksun bırakılma

Mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak uygulanabilecek hak yoksunlukları TCK 53/1 maddesinde sayılmıştır. Hükümlü, cezasının infazının sonuna kadar TCK 53/1 maddesindeki hakları kullanmaktan yoksun bırakılacak, bu haklar dışında diğer hak ve yetkilere sahip olmaya devam edecektir. Hükümlü, TCK 53/1 maddesinde belirtilen hakları gerek doğrudan doğruya gerekse temsilcisi vasıtası ile kullanamayacaktır.

Hükümlülerin, TCK 53 maddesinde sayılanlar dışındaki haklarını cezasının infazı süresi içinde kullanılmasına bir engel yoktur. Örneğin, TCK 53/1-d bendine göre vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin “yöneticisi” veya “denetçisi olmaktan” yasaklılık düzenlenmiştir. Buna göre bu kurumların “üyesi” veya “ortağı” olan fail, bu haklara sahip olmaktan kaynaklanan kullanım yetkisini doğrudan doğruya veya vekili aracılığı ile kullanabilecek ve ortaya çıkacak menfaatlerden de yararlanabilecektir.

Anayasa Mahkemesi (AYM) 8/10/2015 tarihli ve E.2014/140, K.2015/85 sayılı Kararı ile bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;…” bölümü, aynı fıkranın (b) bendinde yer alan “…seçilme ehliyetinden…” ibaresi yönünden, yine aynı fıkrada yer alan “…hapis cezasına…” ibaresi ise (b) bendinde yer alan “Seçme ve…” ibaresi yönünden iptal edilmiştir

Kasıtlı ve taksirli suçlarda belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma

Kasıtlı olarak işlenmiş olan suçlarda, hapis cezasının kanuni sonucu olarak bazı hakların kullanılması kendiliğinden yasaklanmış olmaktadır. Hapis cezasının kanuni sonucu olan belli haklardan yoksun bırakma tedbiri (TCK 53) sadece kastla işlenen suçlarda uygulanabilir. Kasıtlı suçlarda mahkemeye takdir hakkı tanınmamıştır. TCK’da düzenlenen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirleri, kararda gösterilmemiş olsa dahi hükümlü açısından kazanılmış hak oluşturmaz (bu konuda bkz: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, K.2016/24).

Taksiri suçlarda ise nedeniyle hükmedilen hapis cezalarının kanuni sonucu olan herhangi bir güvenlik tedbiri bulunmamaktadır. TCK 53/6 maddesine göre taksirle işlenen suçlarda hâkimin takdir hakkını kullanması ve belli bazı tedbirlere hükmetmesi olanağı bulunmaktadır.

Belli haklardan yoksun bırakılma tedbiri ve adli para cezası

Mahkemenin hapis cezasını adli para cezasına ya da TCK’nın 50. maddesindeki kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara veya seçenek tedbirlere çevirmesi halinde belli haklardan yoksun bırakılma tedbiri uygulanmaz.

Kamu hizmetinden yasaklanma nedir. Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden yoksun bırakılma

Hak yoksunluğu tedbiri, hükümlünün, hükümlülük süresince, sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevini üstlenmekten men edilmesini öngörmektedir. TCK 6/c fıkrasında kamu görevlisi, “kamusal faaliyetin yürütülmesine katılan kişi” olarak tanımlandığından, “kamu görevi” de kamu görevlisinin yürüttüğü faaliyet olarak ifade edilebilir.

Üstlenilmesinden yasaklanacak kamu görevlerinin hangileri olduğu ise TCK 53 maddesinde sayılmıştır. Bu görevler; Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerdir.

Seçme ve seçilme ehliyetinden yoksun bırakılma

Anayasa Mahkemesinin (AYM) 8/10/2015 tarihli ve E.2014/140, K.2015/85 sayılı Kararı ile; bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “…ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresi ile aynı maddenin ikinci fıkrası, birinci fıkranın (b) bendinde yer alan “Seçme ve seçilme ehliyetinden…” ibaresi yönünden iptal edilmiştir.

Seçme ve seçilme ehliyetleri ile ilgili olarak hükümlünün, hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakılması uygulamasını engelleyici nitelikte iptal kararları verilmiştir. Ortaya çıkan boşluk nedeniyle bu hususta yeni bir yasal düzenleme yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, K.2016/577).

Velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmetten yoksun bırakılma

Kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm olan bir kişi, mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak aile hukukunun kendisine sağladığı bazı hakları kullanmaktan da mahrum bırakılabilmektedir. TCK 53/1-c maddesine göre bu haklar velayet hakkı ile vesayet ve kayyımlıktır.

Ancak TCK 53/3 maddesinde cezanın ertelenmesi ve koşullu salıverilme halinde hükümlünün kendi alt soyu ile kayıtlı olarak bu fıkra hükmünün uygulanmayacağı kabul edilmiştir. Başka bir deyişle hapis cezasının ertelenmesi halinde, ertelenen hapis cezasının kısa süreli olup olmadığına bakılmaksızın, velayet, vesayetine kayyımlık hak ve görevlerine ilişkin hak mahrumiyetine karar verilemeyecektir.

Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasî parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan yoksun bırakılma

5237 sayılı TCK 53/1-d maddesinde kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak kişinin vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olma hakkından yoksun kılınması kabul edilmiştir.

Siyasi parti de bir dernek olmakla birlikte, siyasi parti tüzel kişiliğini vurgulayan özellik, bu tüzel kişinin faaliyetinin salt siyasi nitelikte olması olduğundan, siyasi partilerin bu bent kapsamında değil, TCK 53/1-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

TCK 53/1 memuriyete etkisi

TCK 53/1-d maddesinde kasten işlediği bir suç dolayısı ile hapis cezasına mahkûm olan kişinin, mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak bir kamu kurumunun bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kurulusunun iznine tâbi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılmasını kabul etmiştir.

Bununla birlikte, TCK 53/3 maddesinde mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında TCK 53/1-e maddesinde yer alan bu hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Maddede geçen “karar verilebilir” ifadesi ile bu hak yoksunluğuna karar vermenin, hapis cezasının ertelenmesine karar veren mahkemenin takdirinde olduğu vurgulanmıştır.

Bir yıl ve daha az süreyle hapis cezasına mahkum olan ve cezası ertelenen kişi görevini ve mesleğini sürdürmeye devam edebilir. Bunun sonucu olarak idarece, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesi gerekçe gösterilerek, memurun altı aydan fazla (bir sene) hapis cezası almış olması nedeniyle memuriyet görevini sürdüremeyeceği ileri sürülemez. Bir yılın üzerindeki hapis cezası ertelenmiş kişi hakkında ise TCK 53/1 maddesindeki belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbiri uygulanır.

Zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarını TCK 53/1-a bendine yer alan hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı TCK 53/5 maddesine göre “cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına” karar verilmesi yerine, öngörülen yasaklamanın memuriyet görev ve yetkileriyle sınırlı tutularak, sadece “memuriyet görev ve yetkilerini kullanmaktan yasaklanmasına” karar verilmesi mümkün değildir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, K.2016/7096).

Meslek veya sanatın icrasından yasaklanma ya da sürücü belgesinin geri alınması

TCK 53/6 maddesinde düzenlenmiş olan bu güvenlik tedbiri, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla islenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde söz konusu olur. Bu durumda üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir.

Yasaklama ve geri alma, hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren islemeye başlar. Bu tedbir, kasıtlı suçlar bakımından söz konusu olmayıp sadece taksirli suçlarda uygulanabilmektedir. Sanık hakkında, TCK 53/6 maddesi uyarınca çalışma özgürlüğünü kaldıracak şekilde hangi mesleğin icrasının yasaklandığının belirtilmesi gerekir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, K.2014/15172).

Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmanın (TCK 53) uygulama koşulları

Hapis cezasına mahkûmiyet koşulu ve istisnası

TCKnın 53 maddesinde düzenlenmiş olan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirinin uygulanabilmesi için gerekli olan ilk şart, hapis cezasına mahkûmiyettir. Hapis cezasının başka bir tedbire çevrilmesi halinde bu şart gerçekleşmiş olur. Nitekim kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımların düzenlendiği TCK 50/5 maddesine göre, uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir. Oysa TCK 53 maddesinde yer alan güvenlik tedbirlerinin uygulanabilmesi için asıl mahkûmiyetin hapis cezası olması gerekir.

Bununla birlikte hükümlü hakkındaki kısa süreli hapis cezasının TCK 50/1-a bendi adli para cezasına çevrilmiş olup hükümlünün adli para cezasını yerine getirmemesi halinde TCK 50/6 uyarınca, hâkim kısa süreli hapis cezasının tamamen ya da kısmen infazına karar verecektir. Bu durumda, artık TCK 50/5 fıkrası uygulanamayacağından hâkim adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle bu cezayı kısmen ya da tamamen hapse çevirirken ayrıca TCK 53 maddesine göre hak yoksunluğuna da karar verecektir.

Kasıtlı bir suç islenmiş olması koşulu ve istisnası

Hak yoksunluklarının uygulanabilmesi için kasıtlı bir suçun islenmiş olması şartı arandığından, taksirle islenen bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyet halinde kural olarak belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma söz konusu olmaz (bu konuda bkz: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, K.2016/24; Yargıtay 1. Ceza Dairesi, K. 2007/5893).

TCK 53/6 maddesinde ise genel kuralın istisnai olarak, taksirli suçlarda maddenin uygulaması düzenlenmiştir. Taksirle islenen her suç için belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma kararı verilmesi söz konusu olmayıp taksirle islenen hangi suçlarda hak yoksunluğuna karar verileceği açıkça düzenlenmiştir. Buna göre sadece belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla islenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde hak yoksunluğuna karar verilebilecektir.

TCK 53/1 maddesinde belirtilen hak ve yetkilerin kötüye kullanılması

TCK 53/5 maddesine göre birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle islenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra islemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir.

Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkiler; tüm kamu görevleri, seçme ve seçilme hakkı, velayet hakkı, vakıf, dernek, sendika, kooperatif gibi tüzel kişiliklerdeki yetkiler ile bir kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kurulusunun iznine tabi olarak icra edilen meslek veya sanatın sağladığı hak ve yetkilerdir.

Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle islenen suçlar dolayısıyla sadece adli para cezasına mahkûmiyet halinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir.

Maddede “hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir” ifadesi yer almaktadır. Buna göre cezanın infazından sonra da hak yoksunluğunun belirli bir süre devam etmesi, bunun kararda ayrıca gösterilmiş olması koşuluna bağlıdır. Bu nedenle de kararda gösterilmemiş olması, hükümlü açısından kazanılmış hak oluşturur. Böyle bir durumda hak yoksunluğu yalnızca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam eder.

Mahkemenin takdir hakkı kapsamında belli hakların kullanılmasını yasaklaması

TCK 53/6 maddesine göre belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla islenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde, hâkim tarafından, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere,

  1. Bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da
  2. Sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir.

TCK 53 maddesi kapsamında sürücü belgesinin geri alınması

Örneğin “taksirle öldürme” veya “taksirle yaralamaya” suçundan mahkûmiyet halinde, mahkemece TCK 53/6 maddesi uyarınca üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Ancak, hâkimin sürücü belgesinin geri alınmasına karar vermesi zorunlu değildir, bu konuda takdir yetkisi tanınmıştır.

Hâkim, olayın özelliklerini, failin dikkat ve özen yükümlülüğüne ilişkin hangi kuralı ne suretle ihlal ettiğini, olaydaki kusurunun ağırlığını ve diğer sebepleri göz önünde bulundur. Hâkim üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği gibi takdir hakkını aksi yönde de kullanabilir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, K.2017/8574).

Ancak TCK 179 maddesi gereğince kasten işlenen suçlardan olan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu nedeniyle ceza mahkûmiyetine hükmedilse dahi sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilemez. Bu durumda sürücü ehliyetinin geri alınması yerine, TCK 53/1 maddesi hükümleri uygulanır.

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın ehliyetinin geçici olarak geri alınmasına karar verilmesi mümkün değildir. TCK 53/6 maddesine göre sürücü belgesinin geri alınmasına yalnızca taksirle işlenen suçlarda karar verilebilir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, K.2015/972).

Ayrıca TCK 53/6 maddesine göre sanığın sürücü belgesini kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi mümkün değildir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, K.2016/13299).

TCK 53 adli sicile /sabıka kaydına kaydedilir mi?

Adli sicile kaydedilecek bilgilerin hangileri olduğu, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 4. maddesinde düzenlenmiştir. Adli Sicil Kanunu’nun 4/1 fıkrasında, Türk mahkemeleri tarafından vatandaş veya yabancı hakkında verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin adli sicile kaydedileceği belirtilmiştir. Aynı fıkranın “e” ve “f” bentlerinde, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma ile ilgili olarak adli sicile kaydedilmeye ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

Adli Sicil Kanunu’nun 4/1-e bendine göre kasten islenen bir suç nedeniyle hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak yoksun kalınan haklara cezanın ertelenmesi dolayısıyla getirilen istisnaya ilişkin kararlar adli sicile kaydedilir. Ayrıca mahkumiyet hükmüyle bağlantılı olarak verilen, belli bir hak ve yetkinin kullanılmasının veya belli bir meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin kararlar adli sicile kaydedilir.

Adli Sicil Kanunu’na göre belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma ile ilgili olarak,

  1. TCK 53/3 maddesinin ikinci cümlesinde düzenlenmiş olan hak yoksunluğunun uygulanmamasına ilişkin kararlar,
  2. TCK 53/5 maddesinde düzenlenen belli bir hak ve yetkinin kullanılmasının veya sanatın icrasının yasaklanmasına ilişkin kararlar
  3. TCK 53/6 maddesinde düzenlenen sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin kararlar
  4. TCK 17 maddesi uyarınca yabancı mahkemelerden verilen cezaların doğurduğu hak yoksunlukları bakımından, Türk kanunlarındaki sonuçlarının geçerliliği konusundaki kararlar adli sicile kaydedilir.

Hak yoksunlukları ve yasaklanmış hakların geri verilmesi

TCKnın 53/1 maddesinde öngörülen hak yoksunlukları hiçbir durumda süresiz olmayıp, kural olarak, hapis cezasının infaz edildiği süre ile sınırlıdır. Bu bakımdan, belli bir suçu islemekten dolayı cezaya mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu söz konusu olmamaktadır.

Dolayısıyla, cezanın infazının tamamlanmasından sonra söz konusu hak yoksunlukları başkaca bir isleme gerek kalmaksızın kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Bundan dolayı da, “yasaklanmış hakların geri verilmesi” kurumu 5237 sayılı TCK’da yer almamıştır.

Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerinin infazı

TCK 53 maddesinde düzenlenen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirinin infaz usulü Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 57. maddesinde düzenlenmiştir.

İçindekiler tablosu

Bireysel Başvuruhttp://www.bireyselbasvuru.com.tr
Ceza hukuku avukat, idare hukuku avukat, gayrimenkul hukuku avukat, icra iflas hukuku avukat, vergi hukuku avukat, tazminat hukuku avukat, medeni hukuk avukat, ticaret hukuku avukat, borçlar hukuku avukat, iş hukuku avukat, fikir ve sanat eserleri hukuku, eşya hukuku, miras hukuku, aile hukuku, insan hakları hukuku, bireysel başvuru avukat.

Son yazılar

Sulh ceza hakimliği

sulh ceza hakimliği itiraz
Sulh ceza hakimliği nedir? Sulh ceza hakimliğinin görevleri nelerdir? Soruşturma evresinin temel sorumlusu Cumhuriyet savcısıdır.  Ancak soruşturma...

TCK 86 – Kasten yaralama suçu

TCK 86 - kasten yaralama suçu nedir? Kasten yaralamaya teşebbüs suçu nedir? Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi, Kasten yaralama suçu ve haksız tahrik, basit yaralama suçu ve cezası
TCK 86 - kasten yaralama suçu nedir? TCK 86 - Kasten yaralama suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun...

Takipsizlik kararına itiraz dilekçesi

Takipsizlik kararına itiraz nasıl yapılır Takipsizlik kararına itiraz dilekçesi örneğine aşağıda yer verilmiştir. Aşağıda verilen örnek bilgi amaçlı...

Takipsizlik kararı nedir (CMK 172)

Takipsizlik kararı nedir? Takipsizlik ne demek? Takipsizlik kararına itiraz nasıl yapılır? Süresi ne kadardır? Hangi durumlarda takipsizlik kararı verilir.
Takipsizlik kararı ne demek (CMK 172) Takipsizlik kararı nedir? Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 172/1 maddesine göre Cumhuriyet savcısınca,...

Adli kontrol itiraz dilekçesi örneği

Adli kontrol itiraz dilekçesi Adli kontrol itiraz dilekçesi örneği aşağıda yer almaktadır. Adli kontrole itiraz edilebilir mi? CMK...

En çok okunanlar

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz
Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz. Anayasa Mahkemesi...

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı
Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı AİHM, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek...

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir (konu bakımından yetki)?

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir?
Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar hakkında kısa bilgiler. Bireysel başvuruya konu edilebilecek haklar nelerdir? Hangi...

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir? Bireysel başvurunun tanımı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru, temel hak ve...

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır
Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır Su kirliliğinin çevresel etkileri yaşam alanlarımız ve toplum sağlığı...