Trafik kazalarının önlenmesi konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır

-

Trafik kazalarının önlenmesi konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır

Trafik kazalarının önlenmesi konusunda devletin pozitif yükümlülüğü bulunduğuna ilişkin AİHM yeni bir karar verdi. AİHM, Fatih Çakır ve Merve Nisa Çakır/Türkiye (B. No: 54558/11, 05/06/2018) bireysel başvurusunda, trafik kazalarının önlenmesi konusunda devletin pozitif yükümlülüğü bulunduğuna hükmetti.

Başvurucular, baba Fatih Çakır ve kızı Merve Çakır, sırasıyla 1979 ve 2007 doğumlu olup İzmir’de yaşayan Türk vatandaşlarıdır. Bireysel başvuru, başvurucuların eşi ve annesinin (Yeşim Çakır) ölümüyle sonuçlanan bir trafik kazasıyla ilgilidir.

25 Ekim 2008’de, Fatih Çakır, karısı ve kızının da içinde bulunduğu arabayı sürerken keskin bir virajda arabanın kontrolünü kaybetmiştir. Araba boş bir beton kanalına düşmüştür. Çakır’ın karısı ölmüş ve kendisi de hafif şekilde yaralanmıştır.

Çakır, aracın kanalın içine düşmesini engelleyebilecek hasarlı bariyerinin tamir edilmediğini iddia ederek, yerel makamlara karşı tazminat davası açmıştır. Ancak, İzmir Büyükşehir Belediyesi aleyhine idare mahkemesinde açılan tazminat davası 2011 yılında reddedilmiştir. İdare mahkemesi, keskin virajla ilgili uyarı işaretine rağmen Çakır’ın aracın kontrolünü kaybettiğine ilişkin trafik kazası raporuna dayanarak Çakır’ın kazadan sorumlu olduğunu tespit etmiştir.

Başvurucular, özellikle Sözleşme’nin 2. maddesine (yaşam hakkı) dayanarak, Yeşim Çakır’ın ölümüne yol açan yolda yerel makamların gerekli güvenlik önlemlerini almadıklarından şikâyetçi olmuşlardır.

Başvurucular ayrıca, trafik kazalarının önlenmesi konusunda devletin pozitif yükümlülüğü olduğunu belirterek yargılamanın yetersiz olduğunu ve mahkemelerin kararlarını sadece trafik kazası raporuna dayandırdığını belirterek yetkililerin ölümden sorumlu olup olmadığının tespit edilmediğini iddia etmişlerdir.

Trafik kazalarının önlenmesi konusuna devletin pozitif yükümlülüğü ve AİHM’nin yaklaşımı

AİHM, Sözleşme’nin 2 § 1 fıkrasının ilk cümlesi, devletin yalnızca kasıtlı ve hukuksuz olarak yaşam hakkına müdahalesini yasaklamakla kalmayıp, aynı zamanda kendi yetki alanı içindeki bireylerin güvenliğini sağlamak için makul önlemleri alma görevini de şart koşmaktadır (Ciechońska/Polonya, B. No: 19776/04 , 14/6/2011, § 60).

Yaşam hakkını korumaya yönelik devletin pozitif yükümlülüğünün, yol güvenliği dahil olmak üzere, AİHM tarafından şu ana kadar incelenen farklı bağlamlarda ortaya çıktığı görülmektedir. Devletin pozitif yükümlülüğüne ilişkin kapsamlı bir liste bulunmamaktadır. Somut olayda trafik kazalarının önlenmesi konusundaki devletin pozitif yükümlülüğü konusu incelenmiştir.

AİHM, ciddi yaralanma veya ölüm halinde, Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamında Devlet’in, olayları tespit edebilecek yasal araçları güvence altına alacak şekilde etkin ve bağımsız bir yargı sistemine sahip olmasını gerektirdiğini tekrarlamıştır. Bu yükümlülük, her durumda bir ceza yargılamasını gerektirmez. Örneğin ihmalin söz konusu olduğu durumlarda, yasal sistemin mağdurlara tek başına hukuk yargılamasıyla ya da ceza yargılamasıyla birlikte bir hukuk yargılaması imkanının sağlanması halinde de tatmin edilebilir(Ciechońska/Polonya, B. No: 19776/04 , 14/6/2011, § 60). Dolayısıyla trafik kazalarının önlenmesi konusunda devletin pozitif yükümlülüğü söz konusu olabilmektedir.

Devletin pozitif yükümlülüğü konusunda şu makalelere bakabilirsiniz

Somut başvurudaki trafik kazalarının önlenmesi ve devletin pozitif yükümlülüğü

Somut olayda başvurucular, derece mahkemelerinin, birinci başvurucunun kazadaki birincil sorumluluğu yönündeki kararına itiraz etmemişlerdir. Bununla birlikte başvurucular, davalı Devletin Sözleşme‘nin 2. maddesi kapsamındaki ölümle ilgili eş zamanlı sorumluluğu ile ilgili iki iddiada bulunmuşlardır. İlk olarak, söz konusu trafik kazasının sonucunun, arabanın kanala düşmesini engelleyemeyen çarpışma bariyerinin arızalı durumu ve yol ile ilgili olası yapısal problemler nedeniyle önemli ölçüde ağırlaştırıldığını iddia etmişlerdir. İkinci olarak, bu ihtilaflı konuların hiçbirinin, bu tür teknik hususların tespitine yardımcı olacak bir uzman raporunu alınmadan İzmir İdare Mahkemesi tarafından usulüne uygun olarak incelenmediğini iddia etmişlerdir.

AİHM, ilk olarak, başvurucuların yol ile ilgili olası yapısal sorunlara ilişkin iddialarının, bir bilirkişi tarafından, yerel yargılama sırasında incelenerek, kazaya katkıda bulunabilecek herhangi bir önemli sorun tespit etmediği görüşündedir.

AİHM, somut olaydaki davanın konusu olan virajlı yol ve yol kenarındaki koşulların neden olduğu potansiyel tehlikeleri değerlendirdikten sonra, Devlet makamlarının güvenliği korumak için bazı özel önlemler almalarının gerekli olduğunu vurgulamıştır. Buna göre, kamu makamları keskin virajın önüne uyarı işaretleri koymuş ve kontrolden çıkan araçların yol kenarına bitişik beton kanalına düşmesini önlemek için bir çarpışma bariyeri kurmuştur. AİHM ayrıca dava dosyasındaki bilgilerden, söz konusu bariyerin olay anında hasar gördüğünü belirtmektedir. Başvurucular, bariyerdeki hasarın çarpışma bariyerini işlevsiz hale getirdiğini iddia etmişlerdir.

AİHM, belirli bir yolda güvenliği sağlamak için ne tür önlemler alınacağını belirlemenin ve bu önlemlerin Yeşim Çakır’ın ölümüne yol açıp açmadığını belirlemenin kendi görevi olmadığını belirtmiştir (Dodov/Bulgaristan, B. No: 59548/00 , 17/1/2018, § 86).

İhmalkâr eylemlere karşı hesap verebilirliği sağlamak devletin yükümlülüğüdür

AİHM, bu bağlamda, Sözleşme‘nin 2. maddesi kapsamındaki bir Devlet sorumluluğu sorununun, iç hukuk sisteminin, insan hayatını tehlikeye sokan ihmalkar eylemlere karşı hesap verebilirliği güvence altına alınmaması durumunda ortaya çıkabileceğini hatırlatmaktadır(Ciechońska/Polonya, B. No: 19776/04 , 14/6/2011, § 71).

27 Mayıs 2010 tarihli İzmir İdari Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını değerlendiren AİHM, söz konusu mahkemenin Yeşim Çakır’ın ölümüne ilişkin yetkililerin sorumluluklarına ilişkin iddiaları yeterli titizlikte incelemediği görüşündedir.

Olaydan sonra polis tarafından hazırlanan trafik kazası raporuna dayanan idare mahkemesi, ilk başvurucunun, kendi kusuruyla arabasının kontrolünü kaybetmiş olması nedeniyle kazadan tek sorumlu olduğunu tespit etmiştir. Bununla birlikte, sürücülerin arabalarının kontrolünü kaybetme riski taşıyan yoldaki yaşam riskini en aza indirgemek için kaza bariyerlerinin yerleştiren ulusal makamlar da bu riski kabul edilmiştir. Konuyla ilgili olarak idare mahkemesinin vardığı sonuç AİHM’ye göre başvurucuların eşinin ve annesinin ölümünde Devlet yetkililerinin herhangi bir potansiyel sorumluluğunu ele almakta yetersiz kalmıştır.

Yetkililerinin ihmalinin araştırılmasında devletin pozitif yükümlülüğü vardır

AİHM, idare mahkemesinin, ilgili makamları söz konusu virajda bir çarpışma bariyeri koymaya iten riskleri dikkate almadığına dikkat çekmiştir. Birinci başvurucunun iddia ettiği gibi bariyerinin önceki kazaların bir sonucu olarak hasar görüp görmediği incelenmemiştir. Bariyerin fonksiyonunu yitirme noktasına kadar hasar görmüş olup olmadığı ve eğer öyleyse yetkililerin bu hasarın ne kadar süreyle farkında oldukları;  bariyeri zamanında tamir edememelerinin Yeşim Çakır’ın ölümünden en azından kısmen sorumlu oldukları ve ilgili iç mevzuattan doğan yükümlülükleri incelenmemiştir.

AİHM’ye göre İzmir İdare Mahkemesi, olayın koşullarına ışık tutmak için uzman görüşü alınarak bu meseleleri ele almakla yükümlüdür. Ancak İdare Mahkemesi, bu görevin gereğini yerine getirmemiştir.

Davalı devlet, birinci başvurucunun “aşırı hızda” viraj alırken arabasının kontrolünü kaybetmesi nedeniyle gerçekleştiğini iddia etmiştir. AİHM, davalı devletin iddiasının aksine, ne idari mahkemenin kararında ne de idari veya ceza dava dosyasında birinci başvurucunun aracının hızıyla ilgili herhangi bir gözlem yapılmadığını vurgulamıştır.

Trafik kazası raporunda, kaza anında aracın hızına veya birinci başvurucunun yasal hız sınırı içinde sürüp sürmediğine dair bilgi yoktur. Dolayısıyla, İzmir İdare Mahkemesi’nin, devlet tarafından ileri sürüldüğü gibi iddia edilen ihmal ile ölüm arasındaki nedensellik bağı bulunmamaktadır.

AİHM, başvurucuların eşinin ve annesinin ölümünü aydınlatmak ve devlet yetkililerinin sorumluluğu olup olmadığını saptamak için etkili bir imkân sağlamadığını değerlendirmiştir.

Başka bir deyişle, insan hayatını tehlikeye sokan yetkilileri hakkında tartışmalı bir ihmalkarlık davasıyla karşı karşıya kalan davalı Devletin yargı sistemi, Devletin 2. madde kapsamındaki usule ilişkin yükümlülüklerine uygun olarak yeterli bir güvence sağlamamıştır(Dodov/Bulgaristan, B. No: 59548/00 , 17/1/2018, §§ 97-98).

AİHM, Sözleşme‘nin 2. maddesindeki yaşam hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

AİHM, Fatih Çakır ve Merve Nisa Çakır/Türkiye (B. No: 54558/11, 05/06/2018) bireysel başvurusunda, trafik kazalarının önlenmesi konusunda devletin pozitif yükümlülüğü bulunduğuna hükmetti

Anayasa Mahkemesi karar arama

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarına buradan ulaşın.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karar arama

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına buradan ulaşın.

BİZİ TAKİP EDİN

EN SON YAZILAR

Tümü

EN ÇOK OKUNANLAR