Ana Sayfa AİHM Kararları Zafer işareti ve alkışa ceza AİHM Büyük Dairesine gidebilir

Zafer işareti ve alkışa ceza AİHM Büyük Dairesine gidebilir

Zafer işareti ve alkışa ceza AİHM Büyük Dairesine gidebilir

İlk derece mahkemesi, başvurucu Işıkırık’ın cezalandırılmasında olaylar sırasında parmaklarını “V” şeklide zafer işareti yapması ve gösteriler sırasında alkışlama eylemlerine dayanmıştır. Başka iddialarla birlikte esas olarak zafer işareti ve alkışa ceza verilmesi söz konusu olmuştur. Işıkırık ihlal iddiasıyla AİHM’e bireysel başvuru yapmış ve bu başvuruda ihlal kararı verilmişti (AİHM kararına buradan ulaşabilirsiniz: Işıkırık/Türkiye, B.no: 41226/09, 4 Kasım 2017).

AİHM, başvurucunun mahkumiyetine temel oluşturan kanun düzenlemelerinin kendi  içtihatları anlamında yeterince öngörülebilir (yasayla öngörülebilir)olup olmadığının incelenmesine odaklanmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS/Sözleşme) 43. maddesine göre davanın taraflarının kararı Büyük Daireye götürmesi mümkündür.

Sözleşme’nin Büyük Daireye Gönderme başlıklı 43. maddesi şöyledir:

“1. Bir Daire kararının verildiği tarihten itibaren üç ay içinde ve istisnai durumlarda, dava taraflarından her biri davanın Büyük Daire’ye gönderilmesini isteyebilir.
2. Büyük Daire bünyesinde beş yargıçtan oluşan bir kurul istemi, eğer davada Sözleşme ve Protokollerinin yorumuna ya da uygulanmasına ilişkin ya da genel nitelikte ciddi bir sorun varsa, kabul eder.
3. Kurul istemi kabul ederse, Büyük Daire davayı karara bağlar.”

Işıkırık hakkındaki dava şu anda beş yargıçtan oluşan kurul önünde inceleme aşamasındadır. Dolayısıyla, beş kişilik kurul tarafından kabul edildiği taktirde dava Büyük Daireye gönderilecek.

Işıkırık davasındaki olaylar

Başvurucu, PKK’li cenazesine katıldığı, zafer işareti yaptığı, yasa dışı sloganlar attığı ve Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarının protesto edildiği gösteriye katıldığı gerekçesiyle tutuklanmıştır.

Hazırlanan iddianame ile başvurucunun TCK’nin 220. maddesinin 6. fıkrası ve TCK’nin 314. maddesi uyarınca örgüt üyeliği suçundan cezalandırılması istenmiştir. Savcılıkça ayrıca TMK’nin 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca örgüt propagandası yapma suçundan da cezalandırılma talep edilmiştir.

Savcılık iddianamede, başvurucunun eylemlere katıldığını belirtmiştir. Bunun başvurucunun düzenli, bilinçli ve istekli bir şekilde PKK’yi destekleyen yasa dışı eylemlere katıldığının göstergesi olduğunu belirtilmiştir. Bu nedenle de başvurucunun yasa dışı örgüte üyelik suçundan cezalandırılması talep edilmiştir.

Başvurucuya, TCK’nin 220. ve 314. maddesi uyarınca örgüt üyesi olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmiştir. Başvurucunun ayrıca, örgüt propagandası yapma suçundan da 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararın gerekçesinde başvurucunun, yasa dışı bir eylemde aktif olarak rol oynadığı ve zafer işareti yaparak alkışladığı hususlarına dayanılmıştır.

Başvurucu 4 yıl 8 ay cezaevinde kaldıktan sonra serbest kalmıştır.

Zafer işareti ve alkışa ceza AİHM’e taşındı

Başvurucu, diğer birtakım iddialar yanında, Sözleşme’nin 10. (ifade özgürlüğü) ve 11. (toplanma özgürlüğü) maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürerek bireysel başvuru yapmıştır. Başvurucu, mahkûm edilmesinin ve verilen hapis cezasının orantısız olduğunu belirtmiştir.

Venedik Komisyonunun TCK 314. maddesine ilişkin değerlendirmesi

AİHM, Venedik Komisyonunun TCK’nin 216., 299., 301. ve 314. maddelerine ilişkin 11-12 Mart 2016 tarihli uzman görüşüne (CDL-AD (2016)002-e) atıf yapmıştır.

Venedik Komisyonunun raporunda ilk olarak TCK’nin 314. maddesi ilgili olarak davalıya atfedilen eylemlerin, “sürekliliğinin, çeşitliliğinin ve yoğunluğunun” ve davalının “organik ilişkisi”nin göstermesi gerektiği ifade etmiştir (§ 106). Ayrıca davalının bir örgütün “hiyerarşik yapısı” içinde bilerek ve isteyerek hareket ettiklerinin kanıtlaması gerekir. Bu kriterlerin gevşek bir şekilde uygulanması, özellikle AİHS’nin 7. maddesinin anlamı dahilinde yasallık ilkesi ile ilgili sorunlara yol açabilir.

Venedik Komisyonunun raporunda ikinci olarak farklı biçimlerde anlaşılabilecek ifadelerin, ulusal mahkemelerin sanığın silahlı bir örgüte üyeliğine karar vermesi için tek kanıt olmaması gerektiği belirtilmiştir.

Farklı biçimlerdeki düşünce açıklamaları tek delil olduğunda ulusal mahkemelerin silahlı bir örgütüne üyelik suçundan mahkumiyet kararı vermemeleri gerekir. AİHM içtihadında belirtilen “şiddete teşvik” kriterleri, her bir davanın somut koşullarında incelenmelidir (§ 107).

AİHM kararında ayrıca Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliğinin 2011, 2012 ve 2015 tarihlerinde Türkiye hakkında yayımladığı görüşlere der vermiştir (15 Şubat 2017 tarihli mutabakat ((CommDH (2017)5)).

Venedik Komisyonuna göre TCK’nin 220(6) fıkrası öngörülebilir değil

AİHM, başvurucunun mahkumiyetine temel oluşturan kanun düzenlemelerinin kendi  içtihatları anlamında yeterince öngörülebilir olup olmadığının incelenmesine odaklanmıştır.

Gerek Venedik Komisyonu gerekse Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği TCK’nin 220. maddesinin 6. fıkrasının toplantı ve gösteri özgürlüklerini düzenleyen 11. madde bağlamında öngörülebilir olma şartını taşımadığını belirtmişlerdir.

AİHM’e göre Türkiye’deki derece mahkemeleri 220(6) fıkrasındaki “üyelik” kavramını çok geniş yorumlamaktadır. Derece mahkemesi, başvuruda olduğu gibi sadece bir eyleme katılmış olmayı, zafer işareti yapıp slogan atmayı örgüt “adına” hareket ettiği şeklinde yorumlamaya ve o kişiyi gerçek örgüt üyesi gibi cezalandırmaya yeterli görmektedir (Işıkırık/Türkiye, § 66-67).

AİHM’in dğerlendirmesine göre, TCK’nin 314. maddesinden (örgüt üyesi olma suçu) ceza vermek için eylemin/suçun “süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk” içerip içermediğinin ve belli bir “hiyerarşik yapı” içinde işlenip işlenmediğinin denetlenmesi gerekir.

Ancak bu maddenin TCK 220(6) fıkrasıyla bağlantılı olarak uygulanması durumunda durum farklılaşmaktadır. AİHM’e göre derece mahkemeleri TCK 220(6) fıkrasıyla bağlantı durumunda bu kriterleri denetlemek zorunda kalmadan, bu kriterleri aşırı geniş yorumlayarak ceza vermektedirler.

Madde metninin bu derece geniş bir yoruma açık olarak kaleme alınmış olması ve yorumlanması ve mahkemelerce bu derece geniş şekilde uygulaması, bireylerin  kamu otoritelerinin keyfi müdahalelerine karşı korunmasına hususunda yeterli korumayı sağlamamaktadır (Işıkırık/Türkiye, §§ 67-68).

AİHM’e göre zafer işareti ve alkışa ceza orantısızdır

AİHM’e göre, kişilere sadece eyleme katılmaları ve zafer işareti yaparak slogan atmaları nedeniyle 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesi çok ağır ve orantısızdır (Işıkırık/Türkiye, § 66).

AİHM’e göre verilen cezanın ağırlığı caydırıcı etki oluşturmaktadır

Bu ceza sadece ceza alan kişi bakımından değil aynı zamanda barışçıl bir şekilde politik tartışmalara ve eylemlere katılmak isteyen kişiler üzerinde de ifade ile toplantı ve gösteri özgürlüklerini kullanma konusunda caydırıcı bir etki oluşturmaktadır.

AİHM, söz konusu müdahalenin öngörülemez olduğuna karar vererek meşru bir amaç taşıyıp taşımadığına ve demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığına bakmaksızın AİHS’nin 11. maddeden ihlal kararı vermiştir.

Yargıçlar Griţco ve Lemmens  aynı sonuca farklı gerekçelerle ulaştıklarına ilişkin muhalefet şerhlerini karara düşmüşlerdir. Farklı gerekçede yargıçlar esas olarak AİHM’in Gülcü/Türkiye(no. 17526/10 , §§ 103-117, 19 Ocak 2016) davasındaki  yaklaşımı benimsemesi gerektiği düşüncesindedirler.

AİHM, Gülcü/Türkiye davasında  TCK 220 § 6 ve 314 § 2 fıkraları kapsamında yasanın öngörülebilirliğini incelemeyi gerekli bulmamıştır. Ceza Yasası öngörülebilirdi. Bunun yerine, mahkumiyetinin kısmen PKK tarafından yapılan bir yürüyüşe katılmasından dolayı demokratik bir toplumda gerekli olmadığına karar verdi.

Yargıçlar, mevcut davada aynı yaklaşımın takip edilmemesi için hiçbir neden görememişlerdir. Mevcut davada uygulanan gibi bir kanunun demokratik bir toplumun ilkeleriyle uyumlu olarak kabul edilemeyeceğine dair net bir mesajı tercih edeceklerini vurgulamışlardır.

İlk derece mahkemesi, başvurucu Işıkırık’ın cezalandırılmasında olaylar sırasında parmaklarını “V” şeklide zafer işareti yapması ve gösteriler sırasında alkışlama eylemlerine dayanmıştır. Başka iddialarla birlikte esas olarak zafer işareti ve alkışa ceza verilmesi söz konusu olmuştur.

Bireysel Başvuruhttp://www.bireyselbasvuru.com.tr
Hukuk alanında en merak edilen konular hakkında avukat ve hukukçulara en güncel hukuki bilgiler. Hukuki sorunlara hukuksal cevaplar...

Kasten yaralamaya teşebbüs suçu

Kasten yaralamaya teşebbüs suçu nedirKasten yaralamaya teşebbüs...

TCK 86/2-Basit yaralama suçu ve cezası

TCK 86/2-Basit yaralama suçu nedirTCK 86/2 fıkrasında yer alan basit yaralama,...

Soruşturma zamanaşımı süresi ne kadar, soruşturma ne kadar sürer

Soruşturma zamanaşımı süresi ne kadarSoruşturma ile en çok merak edilen konulardan...

Müşteki ne demek? Müşteki mahkemeye girmezse ne olur?

Müşteki ne demek?Bu yazımızda sizlere "müşteki...

Radar cezalarına itiraz dilekçesi nasıl hazırlanır, nasıl itiraz edilir

Radar cezalarına itiraz dilekçesi (2019)Radar cezalarına itiraz...

En çok okunanlar

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz

Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz
Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz Gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz. Anayasa Mahkemesi...

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7)

Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı
Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (TCK 220/7) konusunda AİHM kararı

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir?
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru nedir? Bireysel başvurunun tanımı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru nedir? Bireysel başvuru, temel hak ve...

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir (AYM)

Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir?
Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar nelerdir? Bireysel başvuru kapsamındaki haklar hakkında kısa bilgiler. Bireysel başvuruya konu edilebilecek haklar nelerdir? Hangi...

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır

Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır
Su kirliliğinin çevresel etkileri konusunda devletin pozitif yükümlülüğü vardır Su kirliliğinin çevresel etkileri yaşam alanlarımız ve toplum sağlığı...